Sunday, May 15, 2011

Takdir ediyorum...


ImageAylardir bu bloga bir satir bile yazmadigim halde hala bizi ziyaret eden sevgili okurlarimizin sadakatlerini ve sabirlarini, sessizce de olsa usanmadan ve bikmadan bizi izlemelerini ve cevapsiz biraktigim yorumlarina ragmen bana darilmadan bir kez daha yazmalarini... ve bizi unutmamalarini...
Pek cok arkadasim kapatti bloglarini son zamanlarda, yazanlar da seyreklestirdi yazilarini. Dönmeye calisiyorum ama ne kadar uzun soluklu olacak bilemiyorum bu sefer...
Image

Thursday, February 17, 2011

İkinci çocuk deli cesareti

Image
Çarşamba akşamı enerji topu oğlan saat 5:30'da gece uykusuna 'sızar'. Ki her gece 9'dan önce yatmaz kendileri.
Prenses hanım ise tüm ağır başlılığıyla önce yemeğini yer. Ardından kendi kendine bir resim yapar: bir ev, yanına bir ağaç, sarı bir güneş ve kafadan bacaklı, uzun saçlı kendisi.
Yaptığı resmi kendi kendine buzdolabının üstüne götürür asar. Yatma öncesi yarım saat çizgi film seyretme hakkını kullanır. Bittikten sonra hiç nazlanmadan kendi kendine pijamalarını giyer, sütünü içer, kendi kendine çişini yapar, dişlerini fırçalar, kendi kendine bir kitap seçer, kendince okur, bitince kendi kendine uykuya dalar.
Bu esnada anne her tarafı ağrıyan vücudunu dinlendirir, parçalanan boğazı için bir çay yapar, dvd'yi açar ve çizgi film bittikten sonra kapar, kızının odasındaki divana uzanır, kalkar kızının üstünü örter, ona öpücük verir, bir masal, bir şarkı söyler. Hepsi bu.

Huzur içinde, hasta bedenini dinlendirmek üzere uyumaya yatar.
Yatarken kendi kendine ikinci çocuk kararındaki delilik payını düşünür.
İkinci için şimdiye kadar beklemiş olsaydım, bu kararı çok ama çok ertelerdim diye düşünür.
Oğlan artık kendi yatağında ediyor ya sabahı, bundan sonrası kolay artık diye düşünür.

Düşüne düşüne uyuya kalır.

Image
Image
Image
ps: kediler kasım ayındaki büyükada gezisinden...

Sunday, February 13, 2011

Sis

ImageÜçünüz elele yürürken arkanızdan baktım.
Küçücük elleriniz babanızın sıcak ellerinde kaybolurken.
Ayağınızın altında kışın ağırlığından uyanan ıslak yapraklar hışırdarken.
ImageSağınızda, solunuzda ve önünüzde boyunuzdan onlarca uzun ağaçların arasında olduğunuzdan da minicik göründüğünüzü ayrımsarken.
ImageSiz üzerinize tüm yoğunluğuyla sinmiş sisin tedirginliğine aldırmadan güvenle attınız adımlarınızı.

ImageÜçünüz,
Uyumla yürüdünüz sisli patikada, mırıl mırıl konuşarak.
Ben arkanızdan baktım.

Friday, January 14, 2011

Bitti galiba...

Artık bitsin istiyordum son zamanlarda. Bana artan bağımlılığı, hayır dediğimde bitmek bilmeyen sızlanmaları sinirlendirmeye başlamıştı.
Gece uyanmaları azalacağına artıyordu üstelik.
Yeni yılda aldığım kararlardan biriydi emzirmeyi bırakmak.
Tam yirmi iki aylık olmasına dört gün kala ona artık m.emelerin bozulduğunu söyledim.
Şaşırdı, inanmadı, protesto etti ama pes etmedim.
Bitti artık, sen büyüdün, m.emeler bozuldu, artık bitti.
İstanbul'da oluşumuz dikkatini dağıtmada yardım etti, m.eme krizi tuttukça oyaladım. Her gün daha az sorar oldu.
Bugün emzirmeyeli neredeyse on gün olacak. Bitti galiba.
Üzgünüm aslında, bir dönemin sonuna geldik. Oğlum büyüyor.
Hala koyun koyuna uyuyoruz, uyanırsa emmek istemiyor, bana sokuluyor ve gözlerini kapatıyor.
Son iki gündür kendi yatağında uyutma çabalarım başarılı değil ne yazık ki, gece uyanıp yanıma istiyor, sonra sabaha kadar bizim yatağımızda uyuyor. Olsun, o da yavaş yavaş olacak.
...........
Uff, değişiyor herşey.
............
Dün canım aşkımın 4o'ıncı doğum günüydü. 30 yaşını birlikte kutladığımızda nişanlanmak üzereydik. On yılda ne kadar çok sular akmış, neler değişmiş hayatımızda...
............
Sıcak yağmurlar bekliyoruz bu sene. Bereket ve huzur bekliyoruz.