<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:cc="http://cyber.law.harvard.edu/rss/creativeCommonsRssModule.html">
    <channel>
        <title><![CDATA[Stories by Serhat Tektaş on Medium]]></title>
        <description><![CDATA[Stories by Serhat Tektaş on Medium]]></description>
        <link>https://medium.com/@bytektash?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
        <image>
            <url>https://cdn-images-1.medium.com/fit/c/150/150/1*L3Za6WsZox7TpDoZ5vqeEQ.jpeg</url>
            <title>Stories by Serhat Tektaş on Medium</title>
            <link>https://medium.com/@bytektash?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
        </image>
        <generator>Medium</generator>
        <lastBuildDate>Sat, 16 May 2026 12:45:32 GMT</lastBuildDate>
        <atom:link href="https://medium.com/@bytektash/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        <webMaster><![CDATA[yourfriends@medium.com]]></webMaster>
        <atom:link href="http://medium.superfeedr.com" rel="hub"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Nerede Bu Başarmanın Diğer Yarısı?]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/nerede-bu-ba%C5%9Farman%C4%B1n-di%C4%9Fer-yar%C4%B1s%C4%B1-e82890a8c37d?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/e82890a8c37d</guid>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <category><![CDATA[başarı]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[motivasyon]]></category>
            <category><![CDATA[mentor]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 14 Oct 2020 14:11:55 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-10-14T14:55:07.019Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*GUw-hzgSn2OUJoqgPAK-sg.jpeg" /></figure><p>Bir gün uzandığınız yerde bir şey oluyor ve denizle dalgaların kumsala olan aşkına şahitlik etme isteğiniz geliyor. Güneşin aydınlattığı bir huzur sahnesinin belki de tek seyircisi siz değilsiniz ama bu şov öyle bir şov ki, herkeste ‘’sadece bana özel’’ havası veriyor. Müzik, eğlence en önemlisi kendinizi deşarj edecek düşüncesi kaplıyor bedeninizi. Orada olmak, karışmak istiyorsunuz o büyülü manzaranın etkisine. Ayaklarınız ile tatmanın yetmediği, bedeniniz ile bir bütün olacağınız mavinin isteği sarılıyor düşlerinize.</p><figure><a href="https://bit.ly/instagram-MediumTurkceYayin"><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*xQsrG_42U_gGqidBC3szeA.png" /></a></figure><p>Yada bir yağmur tanesinin dalından süzülüp toprağa değil de yüreğinize düştüğü bir ağacın yeşili fısıldıyor kulağınıza. Dünyanın en güzel renkleri sarıyor sizi. Yüreğinize düşen zihninizden kaçmıyor. Zaten sizde kaçamıyorsunuz. Doğa ile baş başa kalma fikri ne kadar güzel geliyor bu kadar şehir ve içimizdeki gürültünün arasında.</p><p>İki durumda da yoğun bir istek kaplıyor içinizi. Keşke onlar bize gelse değil mi? İnsan her istediğinde nasıl gidecek? Belki biraz istemeyi deneyebiliriz. Çünkü istenilen şeylerin gerçekleşeceğini çok fazla dillendiriyoruz! Aslında bu doğru. İstek bir yolculuğun başlangıcıdır. Ama bazen istediğiniz şeyler size gelmez. Sizin gitmeniz gereklidir. Önemli olan istenilen şeye kavuşulması ise, harekete geçenin kim olduğunun önemi yok. Yoksa gözlerinizi kapatıp, hmm’layarak istiyorum, evet ben istiyorum demek dudaklarınızın çalışıyor olduğunu görmekten öteye gitmeyecektir.</p><p>Her başarı istek ile başlar. Başarı ismini hayatına sığdırmış her canlı bunu istediği için yaşadı. Ve yaşamaya da devam edecektir. İşte bu yüzden istemek başarmanın yarısıdır. Diğer yarısı ise o istenilen şeyler için harekete geçmektir. İnsanların en çok yanıldığı şey de tam burası. İstedikleri şeyler için sadece ilk yarıyı kullanıyor olmaları. Ama unutulmamalıdır ki hiç bir şey tamamlanmadan, var olmaz.</p><p>Hayallerinin güzelliğini rampada bırakıp, istenildiği için, hedeflediği şeyin gerçekleşeceğini düşünen her canlı sadece kendisine hayal kırıklıkları biriktiriyordur. Bu kırıklar bir zaman sonra o hareketsiz bırakılan istemekten de koparacaktır. Artık bir şeyi istemek sadece pazarda akıllara gelen bir soru olarak yer edinecek, bir zamanların harikalar diyarı zihinlerimizde.</p><p>Evrenin yasalarında yada ilahi kudrette istemenin öneminden bahsedilir. Çünkü enerjide, dinde istediğinizde başaracağınız güce sahip olduğunuz inancı taşır. Çünkü insan doğası gereği gücü temsil eder. İnsan evrenin en güçlü halkası olan zihne sahiptir. Akıllıdır. Neden istemelidir? İstediği şeye nasıl gidilir bunları bulabilir. Ama öğrenilmiş çaresizlik, aşırı tembelliğe yönelmiş alışkanlıklar insanı sadece istiyorum kısmında bırakır.</p><p>Bunlardan kurtulmak için ne yapabilirsiniz? Harekete geçmeyi engelleyen nedenlerinizi bulunabilirsiniz. İnsan en çok kendisini tanır. Eğer bunu bulacak kadar uzunca süre kendinizde değilseniz yada farkındalığınızı kaybettiyseniz sizi tanıyanlardan yardım alabilirsiniz. Eğer başarabilirseniz kendiniz ile yeniden tanışın. Yeni tanışmalar arzuyu kuvvetlendirir. Unutmayın bu adımı atmak bile harekete geçmektir. Sorunun kaynağını bulmak, sorunu ortadan kaldırıp istediğiniz şeye doğru yol almaktır.</p><p>Eylemle desteklenmemiş, istediği şeyler için bir şey yapmamış birine maalesef istediği şeylerde yardımcı olmuyor. Denizin yada doğanın sizin ona gitmeden, size gelemeyeceği gibi. 2–3 gün için bir yıl öncesinden planlama yapma enerjisi bulan bir canlının diğer arzulara yetmediğini düşünmek komik durabilir. Oyunun kuralı çok net: İsteyip eyleme geçmek, ve ardından hedefine ulaşmak. İşte çalışan sistem bu.</p><p>‘’İstedim ama olmadı’’ cümlesine çok fazla şahit olmuşsunuzdur. Burada asıl sorulması gereken şey şu: gerçekten istediniz mi? Belki de gerçekten istediniz, harekete de geçtiniz ama yapamadınız. Orada bırakacak mısınız yoksa daha güçlü demlenerek denemeye devam mı edeceksiniz? Hangisi daha doğru duruyor sizin nezdinizde? Daha fazla efor sarf edip kazanmak mı, yoksa o noktaya kadar geldiğiniz çabanızı buruşturup atmak mı? .</p><p>Her şey sizin elinizde. Hayatınızdaki var olan her şey sizinle bir bütündür, parçaların yerini değiştirmek yada istediğiniz şeyleri bütüne dahil etmek için hareket ettirmeniz gerekiyor. Ancak böyle olursa sonuç istediğiniz gibi olabilir.</p><p>Tek başına harekete geçmek, ne için hareket ettiğini bilmeden, bilinçsiz hareket etmek de tek başına istemek gibi işe yaramaz. Yoksa her başarısız deneme kısır döngü, öğrenilmiş çaresizliğe zemin hazırlayacaktır.</p><p>Bir şeyi öyle çok isteyin ki, içinizdeki her zerre sizin bu isteğinize ortak olsun. Öyle çok isteyin ki ruhunuz bedeninizi rahat bırakmasın. İçinizde parlayan arzu, istediğiniz şeyi size, sizi ise ona götürsün. Mesajınızı evrene doğru verin. Ne istediğinizi bilirseniz ancak ona kavuştuğunuzu anlayabilirsiniz. Ne istediğiniz konusunu, boş kaldıkça kendinize açın.</p><p>İster ‘’<strong>Biz insanın kaderini çabasına bağlı kıldık</strong>’’ ayetini alın avuçlarınıza yada ’’<strong>eğer bir şeyi çok istersen, evren istediğin şeyin olması için seferber olur</strong>’’ sözünü. Alın ve sıkın yumruğunuzu. Hayallerinize doğru adım atarak başlayın.</p><p>Eğer harekete geçerseniz ‘’<strong>hayalleriniz</strong>’’, ‘’<strong>hayatınıza</strong>’’ dönüşebilir. Kim bilir belki de bu yazı sizin için yazıldı. Hayallerinizi ertelemeyin diye.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=e82890a8c37d" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/nerede-bu-ba%C5%9Farman%C4%B1n-di%C4%9Fer-yar%C4%B1s%C4%B1-e82890a8c37d">Nerede Bu Başarmanın Diğer Yarısı?</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Doğrularımı,Hatalarıma Borçluyum]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/do%C4%9Frular%C4%B1m%C4%B1-hatalar%C4%B1ma-bor%C3%A7luyum-7d65dcb41a31?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/7d65dcb41a31</guid>
            <category><![CDATA[hata]]></category>
            <category><![CDATA[erd]]></category>
            <category><![CDATA[meditasyon]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 03 Oct 2019 11:31:28 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2019-10-04T04:36:49.698Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<h3>Doğrularım, Hatalarımın Armağanı</h3><p>Yanlış doğrunun pusulasıdır diye düşünüyorum. Yolun doğrusunu, girilmiş onca yanlış denemeden sonra bulmaya yardım etmesi gibi. Eee tabi yorucu oluyor. Çok hata yaptım. Bazen baya baya büyük olduğuna inandığım hatalar. Ama doğruyu bulmam için başka alternatifim yoktu bu hayatta. Deneyerek öğrendim. Tadarak, koklayarak, yaşayarak. Tesellim sonunda doğru olanı bulmak olsa da yanlışlarımın kahrını çeken her şeyin vebalini yaşıyorum bugün…</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*nBS0apm-_X3DNNLvkHyADQ.png" /></figure><p>Durup düşünüyorum ara ara, hiç mi denk gelmedik yalnız başına her hangi bir doğruya. Sanki evrendeki tüm gülleri almışlardı da bizim onlara çıkan yollarımız, dikenlere ayrılmış yerden geçiyordu. Manzara hiç iç açıcı değil tabi. Güneşi görme umuduyla , uzunca bir süre karanlıkla yoldaş olduğunu hayal edebilirsen anlarsın bu durumu. Uzun uzun yürüyorsun. Enerjini yürümek değil de, ‘’tünele neden girdim’’ diye düşünerek tüketiyorsun. Biliyorsun ki yanlış, biliyorsun ki hata ama yön yalnızca bir tarafa. Arkan çıkmazlık, önün karanlık. Bir levha yoktu doğrulara giden bu yolculukta… Kimse de çıkıp diyemedi tabi, bu yanlış bunun doğrusu budur diye. Bak bu hatadır, böyle yapmaman lazım diye. Üstüne üstlük birde neden diye kızdılar. Levhasını koymadıkları yolun cezasını kestiler. Sırf bu yüzden girdiğim her bağın, üzümünü kopartmakla kopartmamak arasında mücadele etmişliğim vardır. Bağ benim olsa da. Canın çekti mi, aç mısın, soran yok tabi. Bende yolu takip ettim!</p><figure><a href="http://www.turkceyayin.net/"><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/728/1*WVJ1FMfw1QBe0aNC1mfgnA.png" /></a></figure><p>Yorulmuşluğum var. Kaldırım taşlarını sökerek yürümek ağır geldi biraz. Otuz yaşıma gelene kadar yaşlandım, otuzumdan sonra da gençleşmek için çabalamaya başladım. İşte bu yazıda bu yüzden. Hiçbirimiz hayatımızın mutlak yöneticisi değiliz. Etki alanında bulunduğumuz insanlar bazen bizi girdabına çeker. Onlar gibi yaşarız bir süre. Ta ki yeni bir etki alanı bulana kadar. Etki alanına girdiklerimiz , hayatımıza yön verebilecek beceride ise ne ala şanslıyız, lakin eğer bir önerisi yok üstüne bizi de törpülüyor ise işte o noktada ya birde onun için çalışmalısın yada hemen terk etmelisin orayı. Ama sev o anı, yaşadığına şükür et. Pes etme. Çünkü iyi bir öğretmen bu kadar ucuza tutulmaz bu zamanda… Hatalarını sev , çünkü hepsi birer doğrunun habercisi. Yanlışlarını sev, onlar yeni bir ilhamın sınır kapısı. Çünkü onlar sana kimde ne kadar kaldığını gösterecek. Dostunu da düşmanını da o gösterecek. SEV onu. Ama aynı şeyi ikinci kez yapıp, kendini kendinde çürütme. Akio Morita ; ‘’Hata yapmaktan korkma. Ama aynı hatayı iki kez yapmadığından emin ol’’ diye özetliyor durumu. Sende hatalarından bir doğru inşa et.</p><p>Kim bilir belki de bu yazı senin için yazıldı. Bıraktın ilk hatada hayatı, oysa en yakın arkadaşın oydu. İlk hatanda bırakıp terk edenler, hani en iyi dostundu ? Öğrenmelisin ki, yandığın her an bir alevin müjdesi.Sıcağından korkanlar ışığından faydalananları görmedi henüz. Belki yeniden başlamak için bu yazıya ihtiyacın vardı, işte bitti şimdi. Başlamanın tam zamanı, başla hadi.</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin…</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=7d65dcb41a31" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/do%C4%9Frular%C4%B1m%C4%B1-hatalar%C4%B1ma-bor%C3%A7luyum-7d65dcb41a31">Doğrularımı,Hatalarıma Borçluyum</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bazen Gitmek Gerekir…]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/bazen-gitmek-gerekir-dc05650bf0fe?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/dc05650bf0fe</guid>
            <category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
            <category><![CDATA[gitmek]]></category>
            <category><![CDATA[hüzün]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Sat, 09 Mar 2019 15:17:35 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2019-03-10T21:31:55.030Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/960/1*JQK6zz4yVNC4O4zdXk-QmA.jpeg" /></figure><p>Bazen gitmek gerekir. Kendine gelebilmek için…</p><p>Bazen senin bir şey yapmana gerek kalmaz. Her şey kendiliğinden gelişir. Bu senin gücünün yetmediği yerde evrenin senin için seferber olduğu manası doğurur. Tabi bu şans herkese aynı derece yaklaşmaz. Bazen bütün enerjini harcaman gerekirken bazen sadece elini kaldırman yeterli olabiliyor. Gör,duy,bil. Hisset. Ve o şansa dokun…</p><p>Gitmek gerekir bazen, kalmak için sebeplerin yoksa.. Atilla İlhanın dediği gibi ‘’Bir trene binip, rastgele defolup gitmek istiyorum ‘’. Bazen gitmek gerek!Nedeni, niçini, niyesi olmayan bir gidiş… Kendini bulman için , kaybettiğin sana dair ne varsa tekrardan kavuşmak için. Eksik kalan tüm yanlarını tamamlamak, açık kalan yaralarını sarmak, dışarıda göremediğin güneşi yer yüzüne indirmek için.Bazen gitmek gerekir… Görmektir gitmek, farkına varamadığın her güzel nesneyi yeniden keşfetmek için. Yaşamaktır, ölüyorken dirilmek için.</p><p>Gitmek; Kalmaktan daha fazla sebepleri olmasına rağmen, daha az önemsenir . Gitmek kolay değildir bu nedenle. Sebepler hükümsüzdür. İnsan değişmek istemez. Kırgınlıklar, kırılmışlıklar,acılar hal bırakmaz gitmek için. İnsan sevdiğinden değil bazen gidecek gücü olmadığından kalır. Kalır, ta ki şans penceresini açıp el sallayana kadar. Evren güç olur toparlanmak için. Bahar gelir sancılı tüm coğrafyaya. Gitmek işte böyle zamanlarda en doğru karardır. Hem kalmak için niyetler yeterli gelmiyorsa , sözler sadece senin kulaklarına hitap ediyorsa, güneş bir tek sana doğmuyorsa, karanlıklar cisimleri seçemeyecek kadar zifiri ise, kalmak kendine edebileceğin en büyük ihanettir.</p><p>Dönmek mi? Evet. Gitmek kendine gelmek , yaşamaya dönmektir. Hoş geldindir, hoş bulduktur. Hoşça kal demektir. Sahi hoşça kal demek , hak helal etmeye yeter mi zamana… Onu da zaman düşünsün!</p><p>Hoşça kal eski ben, yeni dost…</p><p>Kim bilir , belki bu yazı senin için yazıldı… Gitmek için sebep arıyordun buldun işte.</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin…</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.mustafagerdan.com/"><strong>Editör</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.wolony.com/"><strong>Sponsor</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=dc05650bf0fe" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/bazen-gitmek-gerekir-dc05650bf0fe">Bazen Gitmek Gerekir…</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sevmesem Olmazdı Çünkü!…]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/sevmesem-olmazd%C4%B1-%C3%A7%C3%BCnk%C3%BC-e302fb952e55?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/e302fb952e55</guid>
            <category><![CDATA[aşk]]></category>
            <category><![CDATA[14-şubat]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[sevmek]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 14 Feb 2019 05:57:10 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2019-02-14T19:36:50.918Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/540/1*tRL_c2qG5hh-G-wOIX9kyA.jpeg" /></figure><p>Sevmem lazım Sevmesem olmazdı çünkü…</p><p>İlk okul sıralarında duyduğum en güzel cümlelerden biriydi bu. Sevmenin insan metabolizması için ne denli önemli olduğunu özetleyen bir cümle. Bütün kas sistemlerini çürüten acılarına rağmen sevmenin önemiydi…</p><p>Çok sevdik. Öyle çok sevdik ki, sevmeyi bile sevecek kadar. Dilin dönmediği, kelimelerin yetmediği, hayallerin bile önüne bile geçen öküz öldüren bağımlılıkla sevdik. Bazen hayal kırıklığı oldu sonu, bazen ihanet ama yılmadık sevmekten. Sevmesek olmazdı çünkü…</p><p>Sevmek başka bir ikramdı yüreğimizin coğrafyasında. İklimine dayanan her sevdaya armağandı atışları kalbimizin. Kırılan onca yerine rağmen, koşulsuz düzgün yer bulma şekliydi aşkı ağırlamak. Karışıktı, hiçbir şey ama her şeyden biraz diye başlıyordu acılarımızın tarifi. Biz sevmekle özdeşleşen bir iskeletin, çocuk kalmış sevdalılarıydık. Sevmemiz lazımdı Sevmesek olmazdı çünkü..</p><p>Sevmek çocukluktu bizim dünyamızda. Çocuk kalabilmeyi başarabilmekti. Madem küçülemiyorduk, öyleyse sevmemiz lazımdı, kundaklık zamanlara yolculuk için. Ne farkı varki yüreği aşka bulanmış bir insanın, elindeki oyuncakla hayata gülen çocuktan. Sırf bu yüzden bile sevilebilirdi canlı, bizde öyle yapıp sevdik. En güzelinden, en şirininden en yaşanılınından…</p><p>Acıya dayanıklılık katan bir bedene sahipliğimiz de sevdadan geliyor. Sevdik, acıdık. Sevdik incindik. Sevdik bunaldık. Sevdik öldük. Balinaların karaya vurma şekliydi her yarım kalışımız. Ama biz fırıncı yüzünden ekmeğe hiç küsmedik. Daha çok daha çok sevdik. Olmaz, olamaz diyene rağmen. Usta olduk bir yerde, acısı acı gelmemeye başlamıştı. Biz artık acıyı unutup, kalp ritmimizi absürt eden bir çarpıntının hayali için koştuk. Düştük, Dizimiz kanadı. Ama hiç yılmadık sevmekten. Zaten başka seçeneğimizde yoktu. Bir daha çocukluk yaşama ihtimali nerden gelebilirdi başka .</p><p>Sevdim, sevmesem olmazdı çünkü…</p><p>Kim bilir bu yazı senin için yazıldı belkide. Sevmekten vazgeçme diye. Dünyasında var olduğun aşkın hasretinde boğulma diye. Zamanın varken git konuş diye. Sevebil diye. Belki bir gün seninde çocukluğun bulunduğun yaşa misafir olur…</p><p>Bu vesile ile, yüreğinde sevgisi olan, sevmeyi başarabilmiş, sevmekle yaşamayı becerebilmiş herkesin bu günü değil her günü kutlu olsun …</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin…</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.mustafagerdan.com/"><strong>Editör</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.wolony.com/"><strong>Sponsor</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=e302fb952e55" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/sevmesem-olmazd%C4%B1-%C3%A7%C3%BCnk%C3%BC-e302fb952e55">Sevmesem Olmazdı Çünkü!…</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Senden Bir OK Olmaz!]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/senden-bir-ok-olmaz-fa60ced97237?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/fa60ced97237</guid>
            <category><![CDATA[kariyer]]></category>
            <category><![CDATA[i̇nanç]]></category>
            <category><![CDATA[motivasyon]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 03 Jan 2019 17:28:24 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-04-21T07:02:38.095Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*avwY_BNt_RaI1YuAHbMK9w.png" /></figure><p>Herkes sana olan inancını yitirdiğinde senden bir şey olmayacağını düşünür. Ve bir çok tabiri vardır bu inanç eksikliğini anlatmanın… Aslına bakılırsa duymak çok hoşumuza gitmez. Ama durup baktığında söylendiğinde seni rahatsız eden şeyi yaşıyor olman daha kötü değil mi? Hayatın ile ilgili bir şey yapman gerektiğinde düşünüyor olman kendini değersizleştirip, herkesten önce kendine olan inancını kaybetmek değil mi?</p><p>Senin inanmadığın birine başkası neden inansın?</p><p>Seni dünyaya emanet eden Rabbin sana en muhteşem şeyi de beraber verdi. Beyin! Ve bunu kullanmanın tüm özgürlüğünü de sana bıraktı. Her şeye gücü yetebilecek iken, nasıl oldu da beynine müdahale etmeyip onu senin kendi yönetimine bıraktı hiç düşündün mü? Çünkü özgürlük senin doğuştan ruhuna işlendi.Henüz çocuktun ve elini atmak istedin her şeye! Ne sobadan korktun elin yanar diye nede ağzına attığın taş topraktan. Öyle cesurdun ki taşımaktan korkmadın senden ağır tabağı, oyuncağı yada bisikleti… Çok şey öğrendin, soba elini yakınca dokunulmayacağını öğrendin. Taşı çiğneyemeyince yenilmeyeceğini öğrendin. Ama bilmen gereken bir şey var bunu sen denedin. Bunlar senin deneyimlerindi. Peki denemeden nasıl oldu da hayallerinin gerçekleşmeyeğine inandın? Nasıl oldu da o sobaya dokunacak cesaretli çocuktan, bir anda senden bir ok olmayıp hedef vuramayacağına inandın… Sen inancını kaybedince herkes de sana karşı kaybetti.</p><p>Bir gün diye ertelediğin hayatın; o günlerin toplamı olduğunu, artık erteleyecek gün kalmadığında anlıyorsun. Paulo Coelho “Bir gün uyanacaksınız ve her zaman yapmak istediğiniz şeyler için zaman kalmamış olacak.” derken seni bir gün dediğin günden bugüne çekmeye çalışıyordu. Ama sen hep bir gün daha erteledin. Oysa daha görebileceğin çok fazla şey, yapabileceğin dünya kadar şey vardı ama sen öldün…</p><p>Eğer bugün senin için bahsettiğin o “bir gün” değilse, ve hala yapabileceğin şeyleri gerçekleştirmek yerine zamanı hızla tüketip, son güne gelmek üzere bir yolculuktaysan, miras bırakacağın sadece senin bile yapmaya tenezzül etmediğin bir hedefse, şunu bil ki, senden bir OK olmaz..</p><p>Kim bilir belkide bu yazı senin için yazıldı, hedefi vur, anı yaşa, zamanı doldur ve hayalini kurduğun yaşam evresine geç diye. O cesur bebeği hayatının tüm evresinde yüreğinde taşı diye. İçindeki çocuğun sadece sevgisini değil sevgisi ile beraber cesaretini de kullan diye…</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin…</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> |</strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=fa60ced97237" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/senden-bir-ok-olmaz-fa60ced97237">Senden Bir OK Olmaz!</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ben Çalışmaya Mecburum Bilemezsin!]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ben-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmaya-mecburum-bilemezsin-a5149dfbe194?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/a5149dfbe194</guid>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <category><![CDATA[çalışmak]]></category>
            <category><![CDATA[hayatın-amacı]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[motivasyon]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Sun, 23 Dec 2018 14:16:26 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2018-12-24T03:21:50.503Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/702/1*rbL6KbcuOTEe3A_qrXc9zQ.jpeg" /></figure><p>Herkesin çok küçük yaşlardan itibaren büyüttüğü hayalleri var. Maalesef ki çok az kişi bunun gerçekleşmesi için çaba gösterebiliyor. Aile baskıları sosyal etkenler derken birde kendi gücümüzün farkındalığını yitiriyor olmak bizi o muazzam hayallerin gerisinde bırakıyor.</p><p>İlk başlarda çok fazla önemsiz gibi duran, ve bazen değişime uğrayıp yenilediğimiz hayallerimiz yaşımızın ilerlemesi ile artık yerini kocaman bir hayal kırıklığına bırakıyor. Bugün maalesef bir çoğumuz o hayallere başladığımız yerde değiliz, yada o hayaller onlara dokunmaya yakın olduğumuz yerde değiller. Hayat ilerledikçe işin içerisinden çıkmak ağırlaşıyor. Hayallerimiz evde sulamayı unuttuğumuz saksılara dönüşüyor. Sahi neydi 12 yaşımızdaki o dünyayı değiştirme isteği? Neydi henüz 18 yaşımızda dünyanın en zengin olma arzusu? Biz o zamanlar daha mı güçlüydük, yoksa bizi hiçbirini gerçekleştiremeyeceğimiz konusunda ikna mı ettiler. Sebebi ne olursa olsun 12 yaşındaki bir çocuktan daha az güçlü olduğumuzu bugün net şekilde görebiliyoruz.‘’Yaşın başın kaç böyle konuşuyorsun’’ dediğimiz her alt yaş grubundan özür dileyip daha öz güvenli hallerini takdir etmek geliyor içimden. Bugün onlarla kendimizi kıyas ettiğimizde çok net göreceğiz ki onların başarabilme inançları bizden çok daha fazla. Biz geç mi kaldık, Belki. Ama geç kalmak başlamaya engel mi? HAYIR.</p><p>Her yaş grubunun ağacı eğme şekli farklı olur. Kimisi iple yapar bunu kimisi çekiçle. Balta ile inceldiği yeri koparan bile çıkabilir. Sadece önemli olan şu ki , hayallerine ne kadar uzaklıktasın. Ve onu gerçekten istiyor musun? Herkes geç olduğunu söyler ama kimse neye niçin geç olduğunu irdelemez. 50 yaşından sonra başarabilmiş bir çok insan neye geç kalmışlardı. 50 yaşından sonra neden emekli maaşlarını alıp ölümü beklemek yerine hayata daha fazla sarıldılar ? Mecburlar mıydı? Ne vakit bir şeye geç kaldığımı düşünsem Nazım Hikmet’in şu dizeleri her daim kulağımı tırmalar,</p><blockquote>‘’Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, <br> yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, <br> hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, <br> ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, <br> yaşamak yani ağır bastığından.’’</blockquote><p>Geçen gün bir çorbacıda masaya dökülmüş ekmek kırıntılarını silerken ‘’aman abi ne yapıyorsun’’ diye engel olan bir garson geldi masaya. 45–50 yaşlarında . Yani Adi Dassler’in Adidası yarattığı yaş aralığında. ‘’Patron biraz ters adamdır görürse, kovar’’ dedi. Gülümseyerek söylenen bu söz şaka etkisi yarattı ilk başta ama kasa da hesap ödenirken başka bir sorun için 12–13 yaşında çocuğun bile kaldıramayacağı azardan sonra şöyle derin derin baktı… Bir şey demedi. Diyemedi. Alt metninde <strong>‘’ Burada çalışmaya Mecburum’</strong>’ cümlesi vardı. Bakmakla yükümlü olduğu bir aile ve belki de ödenmesi gereken borçlar. Ve sanırım o hayallerine olan inancını çok uzunca zaman önce duvara asmıştı. İçerisinde kalan şeylerden en belirgin olanı ise <strong>pişmanlık.</strong> Sanırım o gün karşılaştığım bu manzaranın içerisinde seyir olan bir çok insan var. Belki de bir çoğumuz bu duruma şahitlik ediyor, hatta yaşıyoruz. Bir insan hayatta yaratılanlar arasındaki en mükemmel varlık iken , dünyaya gelme şeklini kölelik diye açıklayabilir mi?</p><blockquote>Bu yazıyı kaleme aldıran şey modern köleliği hayatına bağımlılık etkisi yaratmadan, hayattaki var olma amacını bulman. Kim bilir belki de bu yazı senin için yazıldı. 70inde bile zeytin dikebil diye… ‘’Ben çalışmaya mecburum bilemezsin’’ cümlesini hayatından silebil diye…</blockquote><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.mustafagerdan.com/"><strong>Editör</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.wolony.com/"><strong>Sponsor</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=a5149dfbe194" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ben-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmaya-mecburum-bilemezsin-a5149dfbe194">Ben Çalışmaya Mecburum Bilemezsin!</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2. El Akıl Satmak]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/2-el-ak%C4%B1l-satmak-67f597980af1?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/67f597980af1</guid>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[motivasyon]]></category>
            <category><![CDATA[akıl]]></category>
            <category><![CDATA[i̇kinci-el]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 20 Dec 2018 09:59:49 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-04-21T07:10:06.181Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/960/1*1aHZoKqp7y-JU9CgMiekgw.png" /></figure><p>Kullanmayacağın kadar fazlaysa verebilmen taraftarı olur herkes. Ama kendi kullanmadığın bir şeyi başkasına neden test ettiriyorsun ki diye sorulabilir tabi. ”Boşta duruyordu” cevabı iyi bir cevap olabilir mi bilinmez.</p><p>Akıl vermek toplumumuzun en belirgin klişelerinden. Herkes birinin yaptığı şeyin yanlış olduğu konusunda kendisini ikna edip, daha sonra bunu nasıl düzelteceği konusunda saatlerce seans düzenliyor. Bu sağlam bir radyonun tamirciye teslim edildiğinde, önce bozulup sonra onarılmasına benziyor. Bu kadar doğrusunu bilen insanın kendi hayatına entegre edemediği yönergeler, nasıl olur da bir başkasının üzerinde tıkır tıkır işler. Bunu hiç düşündünüz mü? Çünkü buna mecbur edecek kadar baskındır artık vermeler. Almalısın çünkü bu olmadan yaşayamazsın!</p><p>Çoğumuzun en büyük sıkıntıları arasında yer alır birinin hayatımıza müdahil olması. “Bunu böyle yapmalısın, böyle yapabilirsin” cümleleri zamanla yerini “yap, et, ol” a bırakır. Ve artık kendi istediğimiz gibi değil Ayşe’nin, Fatma’nın hayatından bakarız olaylara… Canımızı sıkan o müdahaleler artık danışmanlara dönüşür. Öyle çok alışırız ki, artık birinin bize ”yap, et” demesine çokta gerek kalmaz. Biz arar, biz sorarız. Nasıl oldu? Nasıl olmuş? Yada nasıl yapmalıyım? İşte bütün bu süreç, geçmiş olsun sürecidir. Kendini nasıl hissediyorsun bilmiyorum ama artık sahip olduğun hayata müdahale olmadan yaşayamıyorsun. Kendi fikirlerin yetersiz geliyor karar vermeye.</p><p>Birde kendisinde yeteri kadar olup, bazen yada kısmen yetersiz gelen bir şeyi dağıtmak alışkanlığı bizim kültürümüzün şanındandır. Paylaşmayı seviyoruz ama paylaştığımız şeyin eksikliğini çok sonra fark ediyoruz.</p><p>Ama üzülmemek gerekli, paylaştıkça çoğalır derler. Umarım dağıtanlara denk gelir. Zira eksik kalsın kimse istemez.</p><p>Kim bilir belki, bu yazı senin için yazıldı. Eksiltme, yada başka bir aklın himayesine girme diye..</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> |</strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=67f597980af1" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/2-el-ak%C4%B1l-satmak-67f597980af1">2. El Akıl Satmak</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaşamanın Çırağıyız!]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ya%C5%9Faman%C4%B1n-%C3%A7%C4%B1ra%C4%9F%C4%B1y%C4%B1z-c7c27a6b51b7?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/c7c27a6b51b7</guid>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <category><![CDATA[yaşam]]></category>
            <category><![CDATA[çırak]]></category>
            <category><![CDATA[meditasyon]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 11 Dec 2018 17:24:00 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-04-21T08:08:19.924Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/550/1*P1Xw8_rz_7oVi3F9KXgIrQ.jpeg" /></figure><p>Belkide usta olamayacağımız, ve ustalaşmak konusunda eksik kalacağımız tek alandır yaşamak.</p><p>Ne öğrenirsen öğren, eksik kalacağın, hiç bir zaman “tamamım artık” diyemeyeceğin tek okuldur hayat.</p><p>Cevabını bulamayacağın binlerce “Bunu biliyor musun?” sorularının puansız kalacağı yarışmadır nefes almak.</p><p>En bilginin bile cahil kaldığı, hiç duymadım diyenlerin yenilendiği duyum bütünüdür göz açıp kapatmak…</p><p>Çok bildiğimiz onlarca şey olmasına rağmen, hala öğrenmeye devam ediyoruz. Devam eden öğreti bizi çoğu zaman şaşkınlık bazen de hayal kırıklığına uğratabiliyor. Ya daha önce duymadığımız için, ya da yanlış biliyor olduğumuz için. Ama öğreniyoruz neticesinde. Her gün daha farklı daha fazla şey.</p><p>Uzmanı olduğumuz çok fazla alan var. Her şeyini fazlaca bildiğimiz şeyler. Ama hala bilmediğimiz tonlarca şey var!</p><p>Ne yaparsak yapalım hep eksik kaldığımız, yada geç kaldığımız onlarca zaman var..</p><p>Sustuğumuz yada fazlaca konuştuğumuz alanlar var, ama her şeyde mükemmellik adına eksiklik var.</p><p>Ne yaparsak yapalım ne öğrenirsek öğrenelim ustalaşmak konusunda eksik kaldığımız bir döngünün bireyiyiz…</p><p>Biz hiç usta olamayacağımız <strong>Yaşamanın Çırağıyız</strong>…</p><p>Kim bilir belki de bu yazı senin için yazıldı, usta olduğun bir şeyin ama çırak Kaldığın bir hayatın var olduğunu bil diye…</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> |</strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=c7c27a6b51b7" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ya%C5%9Faman%C4%B1n-%C3%A7%C4%B1ra%C4%9F%C4%B1y%C4%B1z-c7c27a6b51b7">Yaşamanın Çırağıyız!</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konuşmasakta mı Saklasak!]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/konu%C5%9Fmasakta-m%C4%B1-saklasak-c709fc5cccb2?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/c709fc5cccb2</guid>
            <category><![CDATA[psikoloji]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[konuşmak]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <category><![CDATA[motivasyon]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 27 Nov 2018 17:59:51 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2018-11-29T14:34:08.837Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/546/1*aiZ4-6D6Rz0O13GAkliZ8w.jpeg" /></figure><p>Yaradılış itibariyle bizi diğer canlılardan ayıran bazı fonksiyonlara sahibiz. Bunların en belirgin olanları ise beynimiz ve konuşabilmemiz. Peki bu muazzam iki detayı kullanma konusunda yeterli donanıma sahip miyiz? Bu iki özelliğimizin kullanma kılavuzu olsaydı eğer , müdahale konusunda yardım almamız gereken şey ne olurdu? Belki de herkesin sınırsızlığından şikayet ettiği; Aşırı düşünmeye bağlı Konuşmak!</p><p>Bazen derdimizi anlattığımız ve keyifli sohbetler çıkarttığımız konuşmalar, çoğu zaman kontrolden çıkabiliyor. Kısa cümleler, yerini daha detaycı uzun cümlelere bırakabiliyor. Hatta bazen öyle insanlar öyle şeyler anlatırlar ki, bir an önce olay anına geçilsin isteriz. Diziler,reklamlar, filmler hepsinde artırılmış diyaloglar, süreleri uzatmakta, ama bizim sabrımızı kısaltma konusunda oldukça iddialı.</p><p><strong>Sabrımız mı tükeniyor , yoksa çok mu konuşuyoruz?</strong></p><p>Günlük 300–400 kelimeyi 20 bin defa çevirerek konuşma konusunda uzman olan kadınları, aynı kelimeyi 7 bin çeviri ile bir güne sığdıran erkekler karşısında başarılı bulabilirsiniz. Tabi bu standartları tersine çeviren bay-bayanların da var olduğunu unutmamak gerekir. Peki, kendisindeki 20 bin döngüyü savurmak isteyen biri, aynı döngüye ihtiyaç duyan birine denk gelirse durum çatışmaya zemin hazırlamaz mı? Kişilerin kendi dertlerini ön plana koyduğu, ”ilk önce ben tüketmeliyim” diye sözlerin ısrarla kesildiği bir konuşmalara hepimiz şahit oluyoruz. Hatta bazen sırf 20 bin çeviri için dedikodu bile yapıldığı oluyor. Dedikodu kadınlarla özdeşleşen bir konu olsa da erkeklerin de eline su dökülmediği bir konu olduğunu söylemekte fayda var. Ama bir gerçek var ki çok konuşuyoruz. Karşımızdaki insanların bilmesi gerekenden daha fazla detayları aktarma konusunda oldukça cömert davranıyoruz. Peki hiç sorduğunuz oluyor mu , bu kadarına gerek var mıydı ?</p><p>Çok konuşmanın en belirgin olarak göründüğü durumlar insan beyninin kontrolden çıktığı anlardır. Buna genelde psikolijimizin sarsıntı geçirdiği zamanlarda rastlarız. Kendisini topluma kabul ettirme, önemli hissettirme, güçlü görünme gibi ruhsal durumlar insanları bedenen sahip olmadığı özellikleri diliyle kendisine sahip ettirmeye çalışma evreleridir. Ve beyin bu dönemde almaktan ziyade vermeye meyillidir. Yani hep ben merkezli düşünür. Tabi gerçek anlamda konuşmayı seven insanların varlığını da düşünüp her konuşmayı psikolojiye bağlamamakta gerekir. Ama her koşulda sıkıntılı olan şey elinde 20 bin çeviri ile bekleyen kişi karşı tarafı dinlerken sabırsızlanır. Ama konuşan dinlemeyi sevmez, bazen dinleyen sıranın kendisine gelmesini boş yere bekler. Durum böyle olunca konuşanı da pek kimse sevmez…</p><p><strong>Aklı olan Konuşuyorsa, Beyni olan da kullansın!</strong></p><p>Herkes sahip olduğu her şeyi yeterli ölçüde kullanmalı. Ağzımızı beynimize bu kadar yakın diye fazlaca kullanıyoruz gibi bir düşüncede olmak söz konusu olabilir. Peki ağzının yakın olduğu şeyi neden kullanma taraftarı olmuyorsun. Üstelik ona yakın olan diğer organların var iken neden ısrarla konuşmak. Bunu yeteri kadar düşündüğümüzde iç dünyamızdaki seslerin dışarıya bu kadar da çıkmasına gerek olmadığını anlayabiliyoruz. Bazen bunu söylemeseydim, bunu boşa söyledim, gibi söylemleri tekrar ederiz. Ama bir sonraki konuşmamız yine süzgeçten kaçar. Pişmanlıklar hataları yok etmek için olmasına rağmen biz yenilerini eklemeye bayılırız.</p><p><strong>Ne Yapmalıyız?</strong></p><p>Çok konuşmanın önüne geçmek için, neden çok konuştuğunu bulman gerekiyor. Bunun içinde bu 20 bin çevirinin birazını kendinle yapman gerekiyor. Sorunu bulduğunda kaynakların seni sonuca götürecektir. Dürüst olman gerekiyor. Daha kısa ve anlaşılır tasvir konusunda kendini geliştirmelisin. Belki de senin sorunun konuşmayı çok seviyor olman, o zaman 20 bin çevirini eşit miktarda bölmelisin. Böylece daha fazla dinleme şansın olur. Öğrenmen gerekenleri konuşurken değil, dinlerken öğrenirsin. Şunu da buraya eklemekte fayda var ” Normal , zeki , mantıklı bir insan akıl sağlığını korumak için haftanın en az bir gününü hiç kimseyle konuşmadan geçirmeli” …</p><p>Kim bilir belkide bu yazı senin için yazıldı. Her gün çevirdiğin kelimelerin rahatsızlık yaratıp çevreni boşaltmasın diye…</p><p>Bir dünya inşa ediyorum kelimelerden, eğer bir tuğlada sen koymak istersen lütfen beğenip paylaşmaktan çekinme ve hatta takip edip birlikte büyüteceğimiz bu dünyayı izleyebilirsin! Teşekkür ederim.</p><p>Kolay Gelsin!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.mustafagerdan.com/"><strong>Editör</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.wolony.com/"><strong>Sponsor</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=c709fc5cccb2" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/konu%C5%9Fmasakta-m%C4%B1-saklasak-c709fc5cccb2">Konuşmasakta mı Saklasak!</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Belkide Hayallerin Terk Etti Seni]]></title>
            <link>https://medium.com/t%C3%BCrkiye/belkide-hayallerin-terk-etti-seni-8e1fc795f340?source=rss-7f9f08241cf6------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/8e1fc795f340</guid>
            <category><![CDATA[motivation]]></category>
            <category><![CDATA[başarı]]></category>
            <category><![CDATA[hayaller]]></category>
            <category><![CDATA[kişisel-gelişim]]></category>
            <category><![CDATA[türkçe]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Serhat Tektaş]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 20 Nov 2018 14:38:32 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2018-11-21T01:49:20.021Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<h3>Belki de Hayallerin Terk Etti Seni</h3><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*nkxNsvD_0oQBLXKc.jpg" /></figure><p>Çok küçük yaşta büyütmek için yaşımızı tabiatla kavga ederdik. Kendi yaşıtlarımızın üzerindeki her grup bize ilgi çekici gelirdi. Hep bir hedefimiz vardı; Onlar gibi olmak. Hayallerimizi o ulaşılmaz sandığımız insanlar kurgulardı. Çıkmayan sakalın, tutamadığımız ellerin “elbet bir gün” diye açıklaması olurdu. Sinir mekanizmamızın çoğunu neden hala o yaşta değilim düşüncesi ile yemişliğimiz hepimiz de vardır.</p><p>Biz büyüdük bizim olmayı hayal ettiklerimiz de…</p><p>Sonra her hayal kurduğumuz yaşa kavuşunca da anladık ki hayatımızın bir kısmını müsvedde olarak tüketmişiz.. Olmak istediğimiz yaşa olmasını istediğimiz hayaller giydirmişiz. O yaşa gelince o kostümlerde gelir sanmışız.Bugün yaşadığımız hayal kırıklıklarımızın çoğu bundandır. O kostümler küçükken koyduğumuz yerde değiller… O kostümlere uzanamayacağımız kadar da uzun artık yıllar. Ama olsun birşey öğrendik aslında! Kullan at yada dene gör beğenmesen tekrar yenisini al diyebileceğimiz bir araç değil hayat. Alkışa dair tek şey bunun farkına varmak.</p><p>Bugün çok az kişi bunun farkındalığını yaşıyorken hala içinde bulunduğu zamanı yaşayamadan geleceğe hayal kurup, geçmişe hasretlik duyan insanlar var. Charles Bukowski’nin şu sözleri de bu durumu özetliyor aslında. “İnsan; geçmişin hasretçisi, geleceğin özlemcisi, yaşadığı anın şikayetçisidir.” Tabi ki Charles bunu söylerken ona bu sözü söyleten anı yaşamayı başarabilmiş, gücünü fark etmiş insanlar değillerdi.</p><p>Baktık ki geldiğimiz yerde olmak istediğimiz şeyler yok, hızlıca geçsin diye dualar haykırdığımız o zamanların geriye sarması için açıldı semaya ellerimiz. Keşkeler başladı. Keşkeler bir defa esir ettimi seni kendisine, iyilikler öyle kolay gelmiyorlar! Sonra çocukluğumuzdan başlayıp, çevremizde gördüğümüz zorlu resimler bizi öğretilmiş çaresizliğe mahkum etti. “Hayat kolay değil” bize bu öğretildi. Ama üstesinden gelebilmek konusunda hiçbir şey söylenmedi çünkü gemisini kurtardığını sanan kaptanların hepsi göldeydi, okyanusta olduklarını zannettiler. Onlara da göl hep okyanus olarak gösterildi bizde olduğu gibi. Kuş uçacaktı ama kümeste kırıldı yumurtası. Hayranca baktı gök yüzündeki hem cinslerine ama onlardan biri olduğunu hiç öğrenemedi. Bu hayatta hiçbir şeyin kolay olmadığını kolay görünen şeylerin karşısında kendi gücümüzü fark edemedik, anlayamadık. Kendi gücünü fark edecek mecburiyetlerin, hayallerin olmadığında korkular başlıyor. Korkular yarın endişesine sokuyor ve düşün ki sen hala bu anda yoksun. Hayallerin o temiz sayfalarda çizdiğin evin bacasındaki dumana döndü…</p><p>Seninle beraber büyüyen, sana bağlılığını yitirmeyen ve hep aklında duran hayallerine olan inancın kayboldu. İnançları kaybeden şeyler hayal kırıklıklarıdır, hayal kırıklıklarına zemin hazırlayan şeyler ise kaybedilmiş farkındalıklardır. Geçmiş ve yarın arasında kendisine anı yaşama fırsatı vermemiş herkeste fazlaca var olan şu hayal kırıklıkları… Hayallerin yerini bıraktığı hayal kırıklıkları… Aslında var olan gücünü bir dolapta anı olarak bıraktığın hayal kırıklıkları. Herkes te varmıdır? Farkındalığını yitirdiği ölçüde..</p><p>Oysa hep zorladı seni, daha iyi bir yaşam için. Ve çok çaba gösterdi hayatının bundan sonrasını bundan öncesinden daha iyi geçirebilmen için. Evreni seferber etti sen yeniden onu aklına kazıdığın günkü gücüne dön diye. Herkes senden olamayacağını söyledi o ise bekledi seninle… Sen ne kendine nede ona inanmadın. Birde ilgilenmediğini fark edince, terk etti hayallerin seni!</p><p>Hiçbirşey ilgi görmediği yerde durmaz…</p><p>Kimbilir belki de bu yazı senin için yazıldı. Farkındalığını kaybetme diye, hayallerin seni terk etmesin diye. Belki de hala sana inanıyordur! Sende inanmayı deneyebil terk edilme diye…</p><p>Kolay Gelsin…</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/1*P3XdS_n3P5UrhTGk3TZbyg.png" /></figure><p><a href="https://www.facebook.com/turkceyayinblog/"><strong>Facebook</strong></a><strong> | </strong><a href="https://twitter.com/turkceyayinblog"><strong>Twitter</strong></a><strong> | </strong><a href="https://www.instagram.com/turkceyayin/"><strong>Instagram</strong></a><strong> | </strong><a href="https://join.slack.com/t/turkceyayin/shared_invite/enQtMzMzMDU1MDMyMzI0LTEwYjBjNzhlNmQ5NzNiYTBjZjQyMDkzYmRmOTg0ZmM4NmI4OTcyMTY4YmMwMGVmMmRjYjgyMDExMzZhODQ2NDE"><strong>Slack</strong></a><strong> | </strong><a href="https://medium.com/kodcular"><strong>Kodcular</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.mustafagerdan.com/"><strong>Editör</strong></a><strong> | </strong><a href="http://www.wolony.com/"><strong>Sponsor</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2fQUHUI0FA9h9aPtwxJ6fQ.png" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=8e1fc795f340" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye/belkide-hayallerin-terk-etti-seni-8e1fc795f340">Belkide Hayallerin Terk Etti Seni</a> was originally published in <a href="https://medium.com/t%C3%BCrkiye">Türkçe Yayın</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
    </channel>
</rss>