<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:cc="http://cyber.law.harvard.edu/rss/creativeCommonsRssModule.html">
    <channel>
        <title><![CDATA[Stories by Asya Esra Duman on Medium]]></title>
        <description><![CDATA[Stories by Asya Esra Duman on Medium]]></description>
        <link>https://medium.com/@moonihil?source=rss-79718e1322f5------2</link>
        <image>
            <url>https://cdn-images-1.medium.com/fit/c/150/150/1*1lrPFrPYMxf9HYchynkRGA.png</url>
            <title>Stories by Asya Esra Duman on Medium</title>
            <link>https://medium.com/@moonihil?source=rss-79718e1322f5------2</link>
        </image>
        <generator>Medium</generator>
        <lastBuildDate>Sat, 16 May 2026 09:28:00 GMT</lastBuildDate>
        <atom:link href="https://medium.com/@moonihil/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        <webMaster><![CDATA[yourfriends@medium.com]]></webMaster>
        <atom:link href="http://medium.superfeedr.com" rel="hub"/>
        <item>
            <title><![CDATA[KAHRAMANIN YOLCULUĞU MODELİNİN, ARKETİPLERİN VE MİTOLOJİK VE İKONOGRAFİK UNSURLARININ DUNE FİLMDE…]]></title>
            <link>https://medium.com/@moonihil/kahramanin-yolculu%C4%9Fu-modeli%CC%87ni%CC%87n-arketi%CC%87pleri%CC%87n-ve-mi%CC%87toloji%CC%87k-ve-i%CC%87konografi%CC%87k-unsurlarinin-dune-b926da04d053?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/b926da04d053</guid>
            <category><![CDATA[mitologia]]></category>
            <category><![CDATA[cinema]]></category>
            <category><![CDATA[articles]]></category>
            <category><![CDATA[iconography]]></category>
            <category><![CDATA[dune]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Sat, 08 Jun 2024 11:17:33 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2024-06-08T11:20:21.844Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<h2>KAHRAMANIN YOLCULUĞU MODELİNİN, ARKETİPLERİN VE MİTOLOJİK VE İKONOGRAFİK UNSURLARININ DUNE FİLMDE UYGULANMASI</h2><blockquote><strong><em>Anahtar Kelimeler;</em></strong><em> Sinema, monomitos, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, mitoloji, Dune</em></blockquote><h3><strong><em>Öz</em></strong></h3><p>Bu incelemenin amacı 2021 ve 2024 yıllarında vizyona giren DUNE adlı film serisini Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, monomitos aşamalarıyla, mitolojik ve ikonografik unsurlarla ele almaktır. Film ele alınarak, modelin aşamalarına göre detaylı bir şekilde incelenecektir.</p><p><strong>Yönetmen:</strong> <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Denis_Villeneuve&#39;%C3%BCn_y%C3%B6netti%C4%9Fi_filmler">Denis Villeneuve</a></p><p><strong>Yapım:</strong> Denis Villeneuve, Mary Parent, Cale Boyter, Joe Caracciolo Jr.</p><p><strong>Senaryo:</strong> Jon Spaihts, Eric Roth, Denis Villeneuve</p><p><strong>Görüntü Yönetmeni:</strong> Greig Fraser</p><p><strong>Oyuncular:</strong> <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Timoth%C3%A9e_Chalamet">Timothee Chalamet</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zendaya">Zendaya</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Rebecca_Ferguson_(oyuncu)">Rebecca Freguson</a>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Oscar_Isaac">Oscar Isaac</a>, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Jason_Momoa">Jason Momoa</a></p><p><strong>Kurgu:</strong> Joe Walker Müzik: Hans Zimmer Yapım Yılı: 2021–2024</p><p><strong>Ülke:</strong> ABD</p><p><strong>Bütçe:</strong> 190 Milyon USD</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/600/1*GIm0lXmdGxFey9X305k6zA@2x.jpeg" /><figcaption>Filmden bir sahne.</figcaption></figure><p><strong><em>GİRİŞ</em></strong></p><p>İnsan, kendi varoluşunu bilinç seviyesinde kavrayabilen bir varlıktır. İnsanın dünyadaki hayatı, aynı zamanda onun kendilik macerasının da başlangıcıdır. Kültürel boyutlu yaşanmışlıklar, nesiller boyu devam eden ve farklı zaman dilimlerinde farklı boyutlarda görünüm kazanmış olsalar da özlerindeki eylem enerjisinin kaynağı mitik bir kod ile ilişkilidir. İnsana ait yaşanmışlığın aktarımı sözlü kültür geleneği ile icra edilmekle birlikte, bu anlatı geleneği, şimdide kurulan ve gelecekte de kurulmaya devam edilen yazınsal boyutun da kaynağıdır. <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/411399"><em>(Dergipark,Dinçer Atay,2017:2)</em></a></p><p>Yeryüzünde ikamet edilmiş her yerde, bütün çağlarda ve her koşulda, insana ait mitler türemiştir ve bu mitler insanın vücudunun ve aklının eylemleriyle ortaya çıkan ne varsa hepsinin esin kaynağıdır. Mitin, kozmosun sonu gelmez enerjilerini insanın kültürel yaratımına akıtan gizli bir yarlık olduğunu söylemek, çok ileri gitmek olmayacaktır. Dinler, felsefeler, sanatlar, ilkel ve tarihsel insanın sosyal biçimleri, bilim ve teknolojideki büyük buluşlar, uyku kaçıran düşler hep mitin o temel, büyülü yüzüğünden fışkırır. <em>(Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu,2000:13)</em></p><p>Dune filmi, bilimkurgu kategorisinin içerisinde yer almaktadır. Mitsel yönden yoğun bir şekilde kahramanın yolculuğunu anlatan Dune, Paul Atreides’in hayatını konu almaktadır. 10191 yılında Dük Leto Atreides, evrendeki en değerli maddenin tek kaynağı olan Dune olarak da bilinen tehlikeli çöl gezegeni Arrakis’in yönetimini kabul eder. İnsan yaşamı, insanüstü düşünce düzeyleri sağlar ve ışıktan hızlı seyahati pratik hale getirir. Leto, fırsatın düşmanlarının kurduğu karmaşık bir tuzak olduğunu bilse de, Bene Gesserit cariyesi Leydi Jessica’yı, genç oğlu ve varisi Paul’u ve Arrakis’in en güvenilir danışmanlarını yanına alır. Leto, dev kum solucanlarının varlığıyla tehlikeli hale gelen baharat madenciliği operasyonunun kontrolünü ele alır. Acı bir ihanet, Paul ve Jessica’yı derin çölde yaşayan Arrakis’in yerlileri olan Fremenlere götürür.</p><p>Yönetmen Denis Villeneuve’nin senaryo yazımında da etkin rol aldığı Dune serisi bilimkurgu anlatısına yeni bir soluk getirmiştir. Bu yeni anlatı yapısı, filmin yönetmeni olan Denis Villeneuve’nin sinematografkisiyle de örtüşmektedir. Bilimkurgu filmleri yöneten Villeneuve diğer filmlerinden farklı olarak bu film serisinde mitolojik ögelerden fazlasıyla beslenmiştir. Çoğu bilimkurgu filminde genel olarak mitolojik ögeleri görmesek de, gördüğümüzde de kolaylıkla anlam sağlayamasak da bu film serisinde mitolojik ögelerin neden kullanıldığını anlayabilmekteyiz. Villeneuve, Dune serisini diğer bilimkurgu filmlerinden ayırmak adına filme mitolojik unsurlar ekleyerek fantastik bir dünya yaratmış ve alışılagelmişin dışında bir yeni bakış açısı kazandırmıştır. Pan’ın Labirenti filminde olduğu gibi bu filmde de mitolojik unsurlar hikayenin anlatı yapısının büyük bir kısmını oluşturmakta ve beslenmektedir. Aynı zamanda yine Pan’ın Labirenti filmine uyarlanan Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabı Dune serisi üzerinde düşünmek için gayet uygundur. Bu yüzden, bu çalışmada da <em>Joseph Cambell’in Kahramanın Sonsuz Yolculuğu</em> adlı kitabından sıkça yararlanılacaktır.</p><h3><strong>KAHRAMAN’IN YOLCULUĞU ÇERÇEVESİNDE DUNE FİLMİNİN ANALİZİ</strong></h3><p>Joseph Campbell’e göre filmlerde mitolojik unsurlarla belirli bir süreçten geçen kahraman, üç ana bölümü tamamlayarak macerasını sonlandırır. <em>(Campbell, 2017:63)</em> Campbell’e göre monomitos başlıkları 3 temel başlıktan oluşur: Yola Çıkış-İnisiyasyon-Dönüş <em>(Campbell, 2017;65)</em> Filmin ana kahramanı bir olay, dönüşümle birlikte yola çıkar, bu yoldaki zorluklarla baş etmeye çalışır ve anti-kahramanla savaşır. Bu tarz birçok film türünde Kahramanın Yolculuğu net bir şekilde görülmektedir ve bu üç ana başlıktan oluşmaktadır.</p><h3>1. YOLA ÇIKIŞ</h3><p><strong>1.1- Normal Dünya ve Kahramanın Tanımı:</strong> Paul Atreides’in yaşadığı evren ve ailesinin tanımıyla başlar. Paul güçlerinin yavaş yavaş farkına varır. Bu sırada Paul, soylu bir ailenin varisi olarak tanıtılır ve evrenin siyasi ve toplumsal dinamiklerine giriş yapar.</p><p><strong>1.2- Maceraya Çağrı:</strong> Paul’un ailesi Arrakis gezegeninden taşınma kararı alır ve bu Paul’un kendi kaderi ve evreniyle olan ilişkisi hakkında yeni bir anlayışa sahip olmasını sağlar.</p><p><strong>1.3- Çağrıyı Reddetme:</strong> Paul Arrakis’de kendi gücünün farkına varır ve annesi onu sürekli çalıştırır bir şeye hazırlar fakat Paul bunu hep reddeder ve babasının gözünden de kendisini yeterli görmediği için gücünü kullanmak, yansıtmak istemez.</p><h4>2. İNİSİYASYON</h4><p><em>Paul’un babası anti-kahramanlarla mücadele ettikten sonra ölür ve annesi Lady Jessica her şeyin Paul’a kaldığını ve her şeyi onun düzeltebileceğini söyler. Paul bunun sonunda her şeyi kabul eder ve yola koyulur.</em></p><p><strong>2.1- Mentörle Tanışma:</strong> Paul Fremenleri aramak için annesi Lady Jessica’yla yola çıkar ve Fremenleri aramaya başlar. Bu sırada annesi ona gücünü ve rüyalarını nasıl kullanması gerektiğini öğretir ve annesinin birinci mentör olduğunu anlarız. Fremenleri bulduktan sonra da Chani ile tanışır ve bir süre sonra ikinci mentör de Chani olur.</p><p><strong>2.2- Eşiği Geçme:</strong> Paul ve annesi Fremenleri bulduktan sonra Fremenlerle karşılaştıkları an Fremenler bu ikiliyi aralarında istemez ve bu ikili de geri dönem kararı alırlar fakat Fremenlerin arasından bir kişi onları durdurur.</p><p><strong>2.3- Test Edilme:</strong> Fremenler, Paul ve annesinin onlara katılmasının tek seçeneğinin kan dökülmesi olduğunu söylerler ve aralarında ufak bir savaş çıkar. Bu savaşı Paul kazanır ve Fremenler Paul ve annesini kabul eder.</p><p><strong>2.4- Engeller ve Zorluklar:</strong> Paul, Arrakis’teki çölün zorlu koşullarıyla ve Harkonnen ailesinin kötü niyetli planlarıyla karşılaşır. Aynı zamanda, kendi içindeki güçler ve sorumluluklarla da mücadele etmek zorunda kalır.</p><h4>3. DÖNÜŞÜM</h4><p><strong>Büyük Sınav ve Dönüm Noktası:</strong> Paul, Arrakis’teki yaşam ve Fremen kültürüyle bütünleşir. Ayrıca, kendi özel yeteneklerini ve kaderini keşfeder. Muad’Dib olarak bilinen bir figür haline gelir ve Fremenlerin lideri olarak kabul görür.</p><p><strong>3.1- Yeniden Doğuş ve Dönüşüm:</strong> Paul, kendi kimliğini ve gücünü tam olarak kabul eder. Fremenlerin lideri olarak, Arrakis halkını Harkonnen yönetiminden kurtarmak için savaşır.</p><p><strong>3.2- Hedefe Ulaşma ve Evreni Değiştirme:</strong> Paul, Arrakis’teki güç dengesini değiştirir ve evrenin geleceğini etkileyecek büyük bir değişim başlatır. Tanrı-Kağan olarak bilinen bir figür haline gelir ve evrenin kaderini şekillendirmeye devam eder.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/508/1*_IAWmybrr-pgaToh1ZfkTg@2x.jpeg" /><figcaption>Filmden bir sahne.</figcaption></figure><h3>MİTOLOJİK VE İKONOGRAFİK ÇERÇEVESİNDE DUNE FİLMİNİN ANALİZİ</h3><p>Erwin Panofsky’nin ikonoloji yaklaşımı, sanat eserlerinin derinlemesine analizini yapmak için üç seviyeli bir yöntem sunar: betimsel (pre-iconographical), ikonografik ve ikonolojik. “Dune” filmini bu üç seviyede analiz edebiliriz. Kendinizi sınırlandırdığımız sürece, kendi başına sanat eseriyle ilgilenir ve onun kompozisyonsal ve ikonografik özelliklerini kendi özellikleri diye yorumlarız. <em>(Erwin Panofsky İkonoloji Araştırmaları, 2012:30)</em></p><p>İnsan ruhuna, onu geri çekmeye çabalayan belirli insani fantezilerin tersine, ileri götüren simgeleri temin etmek, mitoloji ve ayinin hep başlıca işlevi olmuştur. <em>(Campbell, 2017:19)</em></p><p>Erwin Panofsky’nin ikonoloji yaklaşımına göre “Dune’’ filminin analizini şöyle yapabiliriz; Betimsel (Pre-iconographical) Analiz: Betimsel analizde, eserin yüzeydeki unsurları ele alınır. “Dune” filminde görülen belirgin unsurlar şunlardır:</p><ul><li>Çöl gezegeni Arrakis</li><li>Dev kum solucanları</li><li>Baharat (Melanj)</li><li>Atreides ve Harkonnen aileleri arasındaki çatışma. Paul Atreides’in mesihi yolculuğu.</li></ul><h4>İkonografik Analiz</h4><p><em>İkonografik analizde, bu unsurların neyi temsil ettiğine bakılır. “Dune” filmindeki unsurların mitolojik ve ikonografik anlamları:</em></p><ul><li><strong>Çöl gezegeni Arrakis:</strong> Çöl, genellikle zorlukları ve manevi arayışı simgeler. Arrakis, yaşamın zor olduğu, ancak ruhsal ve fiziksel dönüşümün gerçekleştiği bir mekandır.</li><li><strong>Dev kum solucanları:</strong> Dev solucanlar, doğanın güçlerini ve bilinmeyenin tehlikesini temsil eder. Ayrıca, mistik bir unsur olarak, gezegenin ve baharatın koruyucuları olarak görülebilirler.</li><li><strong>Baharat (Melanj):</strong> Baharat, hem fiziksel hem de ruhsal bir güç kaynağıdır. İkonografik olarak, bilgi, bilinç ve yaşamın özü ile ilişkilendirilebilir.</li><li><strong>Atreides ve Harkonnen aileleri:</strong> İki aile arasındaki çatışma, iyilik ve kötülük arasındaki klasik mücadeleyi yansıtır. Atreides ailesi, adalet ve onur temsilcisiyken, Harkonnen ailesi zulüm ve acımasızlığı temsil eder.</li><li><strong>Paul Atreides’in mesihi yolculuğu:</strong> Paul’ün yolculuğu, kahramanın yolculuğu veya mesihin gelişi temasını işler. Paul, hem bir kurtarıcı hem de bir lider olarak ortaya çıkar, tıpkı birçok dini ve mitolojik figür gibi.</li></ul><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/600/1*ZtZjOGqUS5OFEY_hbJRJXQ@2x.jpeg" /><figcaption>Filmden bir sahne</figcaption></figure><h4>İkonolojik Analiz</h4><p><em>İkonolojik analiz, eserin daha derin kültürel ve tarihsel bağlamlarını inceler. “Dune” filminin altında yatan temalar ve bu temaların geniş kapsamlı anlamları:</em></p><ul><li><strong>Sömürgecilik ve emperyalizm:</strong> Arrakis üzerindeki kontrol mücadelesi, gerçek dünyadaki sömürgecilik ve emperyalist güç mücadelelerini yansıtır. Baharatın stratejik önemi, petrol gibi doğal kaynaklarla ilişkilendirilebilir.</li><li><strong>Ekoloji ve çevresel farkındalık:</strong> Arrakis’in ekosistemi ve baharatın ekosisteme etkisi, modern çevresel sorunlara ve sürdürülebilirlik kavramına dikkat çeker.</li><li><strong>Mesih ve kurtarıcı mitleri:</strong> Paul Atreides’in mesihi rolü, çeşitli dini ve mitolojik geleneklerdeki kurtarıcı figürlerle paralellik gösterir. Bu, insanlığın her zaman bir kurtarıcıya olan ihtiyacını ve inancını yansıtır.</li><li><strong>Güç ve iktidar:</strong> Filmin merkezinde, iktidar mücadelesi ve gücün doğası yer alır. Bu, siyaset, liderlik ve insan doğası hakkında derin sorular ortaya çıkarır.</li></ul><p>Keşfedilecek ve kaynaştırılacak arketipler tam da insan kültürünün tarihsel kayıtları boyunca ayinin, mitoloji ve rüyetin temel imgelerini esinlendirmiş olanlardır. “Rüyanın Ebedi Kişileri” acı çeken bireye kâbus ve delilikte görünen kişisel olarak değiştirilmiş simgesel figürlerle karıştırılmamalıdır. Rüya kişiselleştirilmiş mittir, mit kişisellikten çıkarılmış rüyadır; hem rüya hem de mit ruhun dinamiğinin genel işleyişi içinde simgeseldir. Fakat rüyada biçimler rüya görenin kendine özgü sorunlarıyla tuhaflaşmıştır, mitte ise belirtilen sorunlar ve çözümler bütün insanlık için dolaysızca geçerlidir. <em>(Campbell, 2017:25)</em></p><p><em>Joseph Campbell’in mitolojik unsurlar teorilerine göre “Dune’’ filminin analizini şöyle yapabiliriz;</em></p><ul><li><strong>Kehanet ve Kader: </strong>Paul’ün kehanetlerle ve önceden belirlenmiş bir kaderle bağlantısı, mitolojik hikayelerde sıkça rastlanan bir temadır. Paul, bu kehanetleri gerçekleştiren figür olarak öne çıkar.</li><li><strong>Çöl ve Rüya Motifleri: </strong>Arrakis’in çölü ve Paul’ün vizyonları, mitolojik anlatılarda önemli yer tutar. Çöl, genellikle arınma ve dönüşüm yeri olarak görülür. Ayrıca çeşitili mitolojik kaynakta rüyaların iletişim aracı olarak kullanıldığı görülür.</li></ul><h4>Örneğin:</h4><blockquote><strong>Mısır Mitolojisi:</strong> Mısır mitolojisinde rüyalar, tanrılarla iletişim kurmanın bir yolu olarak görülür ve rüya yorumları önemli bir yer tutar. “The Book of the Dead” (Ölüler Kitabı) bu konudaki önemli kaynaklardan biridir. Bu kitapta, ölen kişinin öteki dünyada neyle karşılaşacağına dair rüya benzeri imgeler yer alır (E. A. Wallis Budge, “The Book of the Dead”).</blockquote><blockquote><strong>Mezopotamya Mitolojisi:</strong> Mezopotamya mitolojisinde, rüyalar hem kişisel hem de kamusal olaylarla ilgili önemli mesajlar içerir. “Epic of Gilgamesh” (Gılgamış Destanı) bu konuda önemli bir kaynaktır. Gılgamış’ın birçok rüya gördüğü ve bu rüyaların hayatındaki önemli olayları öngördüğü anlatılır (Andrew George, “The Epic of Gilgamesh”).</blockquote><blockquote><strong>Hint Mitolojisi: </strong>Hindu mitolojisinde, rüyalar karma ve reenkarnasyon ile ilişkilendirilir. “Mahabharata” ve “Ramayana” gibi epiklerde, karakterlerin gördüğü rüyalar önemli olayların habercisi olarak yer alır. Özellikle “Mahabharata”da Kral Dhritarashtra’nın gördüğü rüyalar gelecekte olacak savaşları ve yıkımı önceden haber verir (C. Rajagopalachari, “Mahabharata”).</blockquote><ul><li><strong>Mesih Figürü: </strong>Paul, Fremenler tarafından beklenen mesih figürüdür. Bu, birçok mitolojide yer alan kurtarıcı figürle ilikilendirilebilir. Mesih, halkını koruyacak ve gelecekte gelebilecek saldırılara karşı hazırlık yapacaktır. Halkın kahramanı ve bilge kişisi haline gelerek liderleşecektir.</li><li><strong>Güç ve Bilgelik Arayışı: </strong>Paul’ün fiziksel ve zihinsel yeteneklerini geliştirmesi, kahramanın yolculuğunda karşılaşılan bilgelik ve güç arayışını temsil eder. Yolculuğu sırasında tanıştığı hem dost hem düşman karakterler ile tecrübe kazanır, gelişir, gücüne güç katar.</li></ul><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/500/1*DnxCqvbQEMhJawovjRAk8Q@2x.jpeg" /><figcaption>Filmden bir sahne.</figcaption></figure><h3>Sonuç</h3><p>“Dune 1” ve “Dune 2” filmleri, Kahramanın Yolculuğu modeli kapsamında değerlendirildiğinde, Paul Atreides’in karakter gelişimi ve macerası, Campbell’in tanımladığı aşamalar ile mükemmel uyum göstermektedir. Bu model, Paul’un fiziksel, zihinsel ve ruhsal dönüşümünü anlamak için bizlere güçlü bir çerçeve sunar.</p><p>Genel hatlar ile incelendiğinde Paul’un yolculuğu bireysel bir maceradan çok daha fazlasıdır. Hikayede Paul’un içsel gelişimini, ahlaki sorumluluklarını keşfetmesini ve bir lider olma yolunda yeteneklerini nasıl geliştirdiğini oldukça açık bir halde görmekteyiz. Arrakis gibi zorlu ve çorak bir coğrafyada Paul’un dayanıklılığını ve sınırlarını zorlayan bir çok unsur bulunmaktadır. Arrakis bu anlamda Paul’un içsel gücünü geliştirmesine ve kararlılığını sağlamlaştırması anlamında bir kahramana dönüşmesi için güçlü bir aracıdır. Şartlar ne kadar zorluysa karakter gelişiminin de aynı yönde o kadar sağlam olacak olması kaçınılmazdır. Paul’un karşılaştığı her engel ve düşman, onun liderlik ve vizyon yeteneklerini pekiştirir, böylece onu hem Fremenler için hem de Atreides Hanedanı için vazgeçilmez bir lider yapar.</p><p>Filmler, sadece Paul’un bireysel yolculuğunu değil, aynı zamanda Arrakis’in politik ve sosyal dinamiklerini de derinlemesine ele alır. Paul’un kahramanlık yolculuğu, aynı zamanda galaktik çapta bir dönüşümün de habercisidir. Bu, Campbell’in “Kahramanın Yolculuğu” modelinde öngördüğü gibi, bireyin topluma getirdiği değişimi de kapsar. Paul, sadece bir kahraman değil, aynı zamanda yeni bir düzenin, yeni bir anlayışın ve yeni bir liderlik modelinin sembolü haline gelir.</p><p>Paul’un hikayesi, modern mitolojinin nasıl işlediğine dair de önemli ipuçları verir. “Dune” filmleri, Campbell’in teorisini günümüz sinemasına uygulamanın başarılı bir örneğini sunar. Bu filmler, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin psikolojik ve felsefi temaları işleyen, zengin bir anlatı sunar. Kahramanın yolculuğu modeli, Paul’un içsel ve dışsal mücadelelerini anlamak için bir mercek sağlar ve bu süreçte izleyicilere evrensel insan deneyimlerinin bir yansımasını sunar.</p><p>Sonuç olarak Dune 1 ve 2 filmini bir bütün olarak ele alırsak, bu seride Kahramanın Yolculuğu modelinin evrenselliğini kabullenmek kaçınılmazdır. Modern mitolojinin günümüz sinemasında Dune serisi gibi hem sinematik hem de entelektüel bir yapım olarak kabul etmek doğru olacaktır.</p><h3>Kaynakça</h3><iframe src="https://drive.google.com/viewerng/viewer?url=https%3A//dergipark.org.tr/tr/download/article-file/411399&amp;embedded=true" width="600" height="780" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/58a787c7b3891a96be187563e94671a1/href">https://medium.com/media/58a787c7b3891a96be187563e94671a1/href</a></iframe><ul><li>Erwin Panofsky – İkonoloji Araştırmaları</li><li>Bedrettin Cömert – Mitoloji ve İkonografi</li><li>Kahramanın Sonsuz Yolculuğu – Joseph Campbell</li><li>Andrew George, “The Epic of Gilgamesh</li><li>E. A. Wallis Budge, “The Book of the Dead”</li><li>C. Rajagopalachari, “Mahabharata</li></ul><h3>Yazarlar</h3><ul><li>Asya Esra Duman</li><li>Dilara Çakır</li><li>Nizamettin İslamoğu</li></ul><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=b926da04d053" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sanatta Kalıcılık Üzerine]]></title>
            <link>https://medium.com/@moonihil/sanatta-kal%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k-%C3%BCzerine-a5f7db30d2dd?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/a5f7db30d2dd</guid>
            <category><![CDATA[art]]></category>
            <category><![CDATA[inceleme]]></category>
            <category><![CDATA[makale]]></category>
            <category><![CDATA[edebiyat]]></category>
            <category><![CDATA[sanat]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Sat, 09 Sep 2023 20:38:36 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2023-09-09T20:38:36.340Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/564/1*nbifjsqBJhdg_inGGBfuzQ.jpeg" /></figure><blockquote><strong>Giriş</strong></blockquote><p>Yüzyıllar boyunca değişen dünya düzeninde, toplumlar üzerinde görülen en değişken etkenlerden biri de düşünce yapısı ve yaşam tarzları olmuştur. Günümüze kadar gelen bu süreçte, toplumsal ya da doğal olaylar bütünlüğü içerisinde yaşananlar, insan psikolojisi ve yaşamı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Yediğimiz yemeklerden, giyindiğimiz kıyafetlere kadar ekilendiğimiz bu tarihsel süreç içerisinde, bazı olgular üzerine kafamızda kurduğumuz muhakemeler, yaşanan başka olaylar sayesinde değişimlere uğramış, hayat tarz ve yaşantımızı değiştirme durumları söz konusu bile olmuştur. Hayat her zaman bir devinim içersindedir. Düşünceler, yaşam tarzları, günlük hayatta maruz kaldığımız bir çok şey de bu devinimle şekillenir.</p><p>Ufak değişimler hayatlarımızda kelebek etkisiyle şiddetini arttırıp, durumları olduğundan daha da zor bir hale getirdiğinde, içgüdüsel olarak bunları ileriki zamanlarda sık sık hatırlama eğiliminde oluruz. İnsan beyini, yaşadığı kötü olayları her zaman iyilerden daha fazla hatırlar ve ileriki yaşamı için bu kötü olaylardan ders çıkartır. Doğal afetler, ekonomik krizler, savaşlar… Ve daha bir çok etken ile bu yaşam şartlarının da etkisiyle ortaya çıkan tavırları ele almak, aynı zamanda, insanlığın günümüze kadarki sürecini gözden geçirmek demektir. Çünkü insan bir şeyleri deneme ve keşfetme sürecinde, ileriye dönük yatırımlar yaparak, her daim gelecek için kendinden birer parça koyar ortaya. Yeni bir dönemi açıp kapatan olaylarla öncelik eden, tarih kitaplarında isimlerini gördüğümüz, önemli kabul ettiğimiz kişilerde olduğu gibi, geçmişten günümüze ulaşmış en sabit fikir, ölümsüzlük fikridir fakat burada bahsedilen ölümsüzlük, sadece bedenen gerçekleşen bir durum değildir. Fikir ölümsüzlüğü, gerek bir ölümden daha etkileyici ve kalıcıdır. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi: “Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.”</p><p>İnsanı bir temel üzerinde ele alırsak, insan, her şeyden önce doğal oluşumla var olmuş, nesnel bir varlıktır. Ayrımların oluşturduğu bir bütündür. İnsan kendisinin ve başka varlıkların fiziksel varlığı bilen, kabullenen, kafasının içinde bunun muhakemesini yapabilen, “Ben” ve “Ben Olmayan” kavramlarının ne olduğunu, aradaki ayrımı yapabilecek zeka kapasitesine sahip, ayrıcalıklı bir varlıktır. Yaşamı boyunca olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini sorgular. İnsan hep bir şeylerin arayışı içerinde ve bu arayışların peşindedir.</p><p>İnsanlar yüzyıllar boyunca kendilerine ‘Ben neyim? Hayat nedir? Var oluş amacım nedir?’ gibi sorular sorarak kendi benliğini ve yaşama amacını anlamlandırmaya çalışmıştır. Özellikle hayattaki yaşam amacı “günü atlatmak” olmayan insanlarda görürüz bu sorgulama sürecini. Soru soran insan düşünen, sorgulayan ve mantık sahibi insandır. Soru sorarak bir şeyleri araması ise insanın sınırlı bir varlık olduğunun göstergesidir. Bu arayış kapsamında insan kendi sınırlarını aşmak, bu sınırlar dışındaki dünyayı keşfetmek ister. Sınırları aşma arzusu insana kendi ve kendi dışındaki varlıkları tanıma zorunluluğu getirir. Hayvanlarda böyle bir arzu ve istek duygusu yoktur, bu yüzdendir ki insanlar dünya üzerindeki en üstün ırk kabul edilir. Çünkü insan düşünür, sorgular, kendine bir amaç edinir ve bu amaç doğrultusunda kendi sınırlarını aşmaya çalışır.</p><p>İnsanın bu anlamlandırma sürecinde kendini en rahat ifade edebildiği ortam ise sanattır. Duygularını renk, yazı, taş-toprak ya da akla gelebilecek herhangi bir objeye yansıtabilir. Ortaya koyduğu ürün, duygu ve hayal dünyasına bir yansımadır. Sanatın tarihine bakmak demek, insanın kendini arayış sürecini anlamlandırması demektir. Sanat türlerinin tarihi, binlerce yüzyıllık yeryüzü tarihini anlamlandırmak için önemli bir aracıdır. Sanatçının o anki durumunu eser üzerinde analız etmek hem şahsın özel hayatına, hem yaşadığı bölgenin siyasi durumuna veya hava şartlarına, hem de aklından geçen fikirlere bakabilmek demektir. Eserin işlediği konu bize her zaman tek bir amaca yönlendirir, o da eserin oluşturulma amacıdır. Bir amaç doğrultusunda oluşturulmuş her eser, aynı zamanda bir harita, rehberdir.</p><blockquote><strong>Kalıcılık Kavramı Nedir?</strong></blockquote><p>Kalıcılık kelimesinin sözlük anlamı, felsefi açıdan: Tözün kendi bağımsızlığı içinde var olma biçimi, tözün varoluşunu sürdürmesi ilkesi demektir. (TDK Sözlüğü) Sözlükteki anlamından yola çıkacak olursak bir süreç/zaman anlamına da gelebilir. Zamana karşı var olabilme çabası, hatırlama, unutma, süreklilik, ölümsüzlük, varoluş ve süreksizlik… gibi söylemler, zamana bağlı kavramlar oldukları yakından kalıcılık kavramı ile doğrudan ilgili kavramlardır. Ölümsüzlük fikrini görebildiğimiz en net kavramdır aynı zamanda sanat. Uygun koşulların sağlanması sonucu yüzyıllar boyunca varlıklarını devam ettirebilir, anlattıkları konu ve kullanılan teknikler bakımından yeni eserlerle kaynaklık edebilir ve parlak bir gelecek inşası için sağlam temeller oluşturabilirler.</p><p>Fizikçilere göre zaman dünya üzerinde uzunluk, yükseklik ve genişliğe ek olan dördüncü bir boyutudur. Diğer üç boyutla aynı değerde olmasına rağmen zamanda ancak ileriye gidebilmektedir. Oluş, gelip geçiş, değişme ve süreklilik biçimidir; dönüşü olmayan bir doğrultuda birbiri ardına giden doğru bir çizgidir zaman. (Kaçar, 2007: 58) (Makale: 21. YÜZYILDA SANATÇININ KALICI OLMA DÜŞÜNCESİNE KARŞI ORTAYA KOYDUĞU TAVIR — Orhan Cebriloğlu, 2016 : http://www.idild<a href="http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1454595627.pdf">ergisi.com/makale/pdf/1454595627.pdf)</a></p><p>Zamana meydan okumak terimi, kalıcılığın temelinde yatan şeydir. Kalıcılık kavramı içerisindeki zaman algısı yüzünden, içerisinde başka anlamlar da barındırdığından, geçmiş ve gelecek kavramları hem kalıcılık kavramına hem de bünyesinde bulundurduğu diğer kavramlara yeni anlamlar yükleyebilir. Bunları basitçe zihinsel ve somut nesneler olarak ayırabiliriz. Varoluş süresinin süreli ya da süresiz oluşumu, konunun önem derecesine göre belirlenebilir. Bir şeyleri reddetmetmek veya her şeyi kabul etmenin yapısını anlamak, günümüzde bir kavramın kalıcılığının önemini etkileyecektir. Peki bir nesnenin, düşüncenin, olgunun veya eserin kalıcılığını belirleyen şey nedir?</p><p>İnsanlar arasındaki her türlü bilgi, duygu ve düşünce alışverişine iletişim adı verilir ve iletişim kişinin ne söylemek istediği değil, karşısındakinin ne anladığıdır. İletişim; su içmek, yemek yemek, giyinmek, barınmak hatta nefes almak kadar temel bir ihtiyaçtır. İletişim olmadan günlük hayatımızı kontrol edebilmemiz çok zordur ve karşılıklı etkileşimde iletilen mesajın doğruluğu ve anlaşılabilir olması çok önemlidir. Bu bağlamda oluşturulmuş iletişim türleri arasında en etkili olanlarından biri de sanattır. Henüz kitle iletişim araçları ortaya çıkmadan önce, toplumlara ulaştırabilmenin en yaygın yolu sanattı. Sanat yoluyla ulaştırılan mesajlar, arada istisnalar olsa da, yorumlama kapasitesi sınırlı, konu ile alakalı unsurlar dışında kafa karıştırıcı öge bulundurmayan, yalın içeriklerdir. Belirli bir amaca ve fikre hizmet ederler. Aynı zamanda sabit kural ve tekniklere sahiptirler, bu da teknik sürekililik açısından kolaylık sağlar: Sabit, belli bir fikre hizmet eden eserlerin çağlar boyu taklit yoluyla gelişmesi için. Sanat yoluyla insanları manipüle etmek her zaman daha kolaydır çünkü sanatın anlaşılırlığı yüksektir. Her tür sanat eseri her insana aynı derecede ulaştırır fikri. Bu fikirlerin oluşum ve var oluş sürecinde, eserin içeriğinin değişme olacağı neredeyse imkansızdır. Çağlar geçse, yüzyıllar geçse, devir değişse dahi eserin anlattığı mesaj asla değişmez. Yeni dönemine adapte olabilir, farklı şekillerde yorumlanabilir fakat içerik, fikir ve mesajı asla değişmez. Bu da onu değerli ve önemli kılar.</p><p>Günümüze baktığımızda bazı şeyin kalıcılığını sağlamak, erişimine ulaşmak kadar fazlasıyla kolay. Özellikle sosyal medyanın da günlük hayatımıza girmesiyle hayatımızı belgeleme isteği oldukça yüksek. Çekip internete yüklediğimiz fotoğraflar, videolar… Ellerimizde tuttuğumuz telefonlar sayesinde yüzyıllar önce var olmuş bir bilgiye de olaşabiliyoruz, kendi oluşturduğumuz eser/ürünleri depolayabiliyoruz. Artık bu ulaşabilirliğin bir sınırı yok. Üretim ve yayma hızı oldukça yüksek. Yeni oluşturulan edebi eserler bilgisayar gibi teknolojik ortamlarda oluşturulması, dijital sanat gibi kavramların ortaya çıkması da belgeleme, saklama gibi durumları oldukça kolaylaştıran ve süreç hızlandıran yöntemlerden. Modern Sanat ve klasik sanat arasındaki en büyük farklardan biri de budur belki de. Fakat günümüzden daha da geriye gidersek bir şeyi belgelemek, kalıcılığını sağlamak, gerek o zamanlardaki günlük yaşam, hava durumları, ekonomik sorunlar, fikrin işlendiği elemanlar dolayısıyla bir fikrin, olgunun ya da nesnenin kalıcılığını sağlama durumu, günümüz şartlarındaki kadar kolay değildi. Günümüze ulaşmış her ürünü “sanat eseri” olarak değerlendirmek de bir hayli zor. Her tasarım sürecinden geçen ürünü sanat eseri olarak adlandırmak yanlış olur. Her toplumun yaşantısı o topluma özgüdür. Var olan her ürünü sanat eseri kategorisinde incelemek, bizi o kültüre karşı sadece belli başlı konularda bilgi sahibi olmamızı sağlar. Peki geçmişten günümüze kadar gelen bu eserlerin ‘sanat eseri’ olma durumları nasıl belirleniyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/564/1*XPtxWpLfIjWVoxvF4YJqGA.jpeg" /></figure><blockquote><strong>Sanat Eseri Nedir?</strong></blockquote><p>Sanat, tarihin farkı dönemlerinde, farklı anlayış ve amaçlarla varlığını doğuran bir kavramdır. Bu farklı dönemler içerisinde farklı isimler ve anlamlarla nefes alsa da aslında sanat, büyük ve önemli bir iletişim biçimidir. En basiti resim yoluyla, okuma yazması olmayan insanlara bilgi aktarımı yapmak için kullanılmış bir araçtır. Ya da tarihin ilk çağlarında, Antik Mısır dönemimde, kutsal/dini öğeleri vurgulamak için oluşturulmuş heykelleri kullanmalarının tek amacı, ne estetik hazdır, ne de modern sanatta olduğu gibi içsel dünyayı sorgulama ve bastırılmış duyguları uyandırmadır. Asıl amaç kabul edilen kutsal tanrılan somutlaştırılması/imgeleştirilmesidir. Ölümlü olmasına rağmen tanrı sayılan firavunların dünya üzerindeki varlıklarını simgelemektir. Kiliselerin sanatı kullanarak toplumları manipüle etmelerindeki temel sebep de budur. Aydın olmayan kesimler bile sanattan bir şekilde etkilenmişlerdir. Buna İsa’nın doğulu olmasına rağmen, batılı biri gibi resmedilmesini örnek verebiliriz. İsa’nın bu şekilde tasvir edilmesi, dine karşı sempati oluşturma ve kilisenin “O da bizdendi” algısına güzel bir örnektir. Bu şekilde halk, sanat sayesinde din yoluyla daha kolay manipüle edilmiştir.</p><p>Öznellik, özgünlük, estetik algı, ölçü/nizam, evrensellik, kalıcılık ve biriciklik… gibi. unsurların bir arada olması, teknik açıdan bir ürünü sanat haline getirse de, insanda heyecan, hayranlık gibi duygular uyandıran her tasarım sonucu ortaya çıkmış eser, sanat eseri olarak kabul edilir. Bir müzik dinletisinin, bir resime bakmanın ya da herhangi bir sanat türüyle alakadar olmanın verdiği duygusal haz, dünya üzerinde çok az şeyde vardır. Sanat eserlerinin en temel amaç ve özellikleri okuyucu/izleyici/seyircide estetik bir algı oluşturmaktır. Günlük yaşamında insanın baskılamak zorunda olduğu duyguları açığa çıkartmak, yeni duygu durumlarını deneyimlemesini sağlamaktır. Onu düşünmeye teşvik etmelidir ve oluşum sürecinde insanın içindeki karanlık dünyaya uzanmalıdır. Bütün eserler aslında özne-nesne ilişkisinden ortaya çıkmıştır. Sanatçı, çeşitli araçlar kullanarak bir üretimde bulunur. Bu üretimler çoğunlukla doğayı taklit etme sonucu ortaya çıkmış eserlerdir. Sanatçı doğa ile doğrudan etkileşime girerek bir yaratıcılık sürecine girer. Bu etkileşim sonucunda da ürettiği şey bilgidir, yani bir yapıttır. Aslında sanatı sanat yapan, izleyicinin var olan yapıta kattığı nitelikli bakış biçimidir. (Sabit Fikir Dergisi, 84. sayı, 14. sayfa, Metin Akoğul)</p><p>Sanatın anlamı her dönem çeşitlilik kazanmış, her çağın gerçeklik algısına göre biçim değiştirmiştir. Her dönemde yeni isim ve tarzlar eklenmiş, her bir gelişim süreci içerisinde olmuştur. Tarih boyunca bir çok sanatçı sayesinde içindeki alanlara yeni üslup, biçim ve yapım teknikleri katmış; gerek yapı öğeleri gerek içerik açısından içeriğini zenginleştirmiştir. Bu süreçte, insana ait dünyevi kavramların anlamları da zaman içinde değişiklik ve çeşitlik göstermiş, bu bağlamda kavramların somut karşılığı olan sanat olgusu farklı zaman dilimlerinde farklı maddi ve manevi anlayışlarla vücut bulmuş, böylece sanat olgusu zaman içinde tanım, anlam, işlev, değer ve aidiyet yönünden farklılık göstermiştir. (Makale: SANAT OLGUSUNUN TARİHSEL SÜREÇTE DEĞİŞEN TANIMI, İŞLEVİ VE DEĞERİ ÜZERİNE, Engin Sarı : https://dergipark.org.<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/614400">tr/tr/download/article-file/614400)</a></p><p>Fakat bir de sözlük anlamına bakacak olursak: Yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün ve değerli eser anlamına gelmektedir. (TDK Sözlüğü) Ya da Sanat eseri; İnsanlarda güzel çağrışımlar uyandıran, sanatçının kendine özgü duyguları, heyecanları, hayal gücü ve yeteneklerini yansıttığı, insanın duygu düşünce ve hayal dünyasını geliştiren eserlere de sanat eseri denilmektedir. Resim mimari, heykel hat görsel, edebiyat ve müzik fonetik, tiyatro, dans, sinema, bale gibi sanat dalları ise dramatik sanat dalları arasına girmektedir. (Gala Sanat Bahçesi, <a href="https://renk22.wordpress.com/sanat-okulu/sanat-eseri-nedir/">https://renk22.wordpress.com/sanat-okulu/sanat-eseri-nedir/</a>)</p><p>Fotoğrafın bulunmasından önceki dönemlere baktığımızda sanatın kalıcılığı tartışılmayı çok da gerektirecek bir noktada değildir. Fiziksel varlığını sürdürebilen bir eserin kalıcılığı kabul edilebilir. Bu genel anlayış üzeriden değerlendirildiğinde çoğaltımların da olmadığı bir dönemde, eser ulaşabildiği kişi sayısı kadar zihinsel kalıcılığını (imgesel) oluşturur. (Makale: 21. YÜZYILDA SANATÇININ KALICI OLMA DÜŞÜNCESİNE KARŞI ORTAYA KOYDUĞU TAVIR — Orhan Cebriloğlu, 2016 : http://www.idildergis<a href="http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1454595627.pdf">i.com/makale/pdf/1454595627.pdf )</a></p><p>Kalıcılığın bağlı olduğu sebeplerin hiçbir kesinliği olmadığı gibi garantisi de yoktur. Uygun ortam ve koşullar sağlansa bile sanat, bir sonraki güne niteliğini, amacını yitirebilir. Fiziksel varlığını devam ettirmesi, eserin yapılış amacının dışına çıktığı an eser değer kaybedebilir. Oysa kalıcılık yüzyıllar boyunca sanatçıların ebedi isteklerinden biri olmuştur. Bir eserin kalıcılığı sanatçı için, fikir ölümsüzlüğü demektir fakat bu oldukça zordur. Günümüze kadar gelebilmiş eserlerin bir çoğu ya sanatçı tarafından iyi korunduğu, ya da kraliyet malı olduğu için yıpranmadan tamamlamışlardır var olabilme savaşını. Devletlerin sanatı haklı bilgilendirmek, manipüle etmek için sanatı kullanması yüzyıllardır yaygın bir durum. Sanat eserlerinin kalıcılığını sağlamak, bir fikrin varlığını sürdürebilmesi için önem değeri yüksektir. Fiziksel varlıklarının günümüze kadar korunabilmesi sayesinde de bu iletilerin amaçlarını, kim tarafından kimler için oluşturulduğunu, felsefi ve bilimsel açıdan analizlerini yapabiliyoruz.</p><p>Resim sanatı, sanatlar arasında en eski olanı ve 20bin yıl öncesinin mağara resimlerine kadar giden bir serüvene sahip. Sanat yapıtının gerçeklik kazanabilmesi ve kalıcı olabilmesi için aynı zamanda ciddi bir sürece ihtiyaç vardır. (Sabitfikir Dergisi, 84. sayı, 14. sayfa, Metin Akoğul) Fakat bazı eserler de kendilerini anında sanat olarak kabul ettirebilir. Bu ya eser içeriğiyle olur, ya da var oluş sürecinde başına gelenlerle. Sanat nesnesinin fiziksel varlığına yüklenen anlam durumsal olarak değişebilir. Örneğin 2018 yılında gerçekleşen bir müzayedede, Banksy adındaki sanatçının tablosunun bir anda çevresinin altından kayarak kendi kendini yok etmesi gibi. Sanatçının kendisinin kurguladığı bu olay, bir eserin yok oluşundan çok yeni bir eserin doğuşu ve bir performans sanatına evrilmesini sağlamıştır durumun. Eser kendini yok etse dahi, bu performans saatına dönüşümü sayesinde maddi değeri artmış ve tıpkı 21 Ağustos 1921 yılında ünlü Mona Lisa tablosunun başına gelen olay gibi magazinsel değerini yükseltmiştir.</p><p>Mona Lisa tablosunun çalındığı dönemde kısmi gazeteler “ünlü eser çalındı” yazmasının yanında bazı gazeteler de başlıklarına “Mona Lisa Kimdir?” diye yazdılar. Aynı durum Banksy içinde oldu. Yaptığı bu olay sayesinde adını ve eserini duyurdu. Başlarda da belirttiğim gibi fiziksel varlık kadar akılda kalıcılık da önemlidir. Tablo kendisini parçalara ayırsa dahi vermek istedi mesaj, içeriği ve performans sanatı zihinlerde.</p><blockquote><strong>Sonuç</strong></blockquote><p>Sanatta kalıcılık: insanlık tarihi ve kültürlerin sürdürülebilirliği demektir. Sanat eserleri ve sanatçıların varlığı, geçmiş dönemde yaşanan olaylar hakkında bilgi sahibi olabilmemiz, insanlık tarihinin nasıl başladığıyla alakalı fikirlerimizin olabilmesi için önemli role sahiplerdir. Yazının icat edilmediği dönemler için insanlığa kaynak oluşturabilir. En basitinden mağara duvarlarında gördüğümüz çöp adam tasvirleri, Mısır hiyeroglifleri, mumyalanmış bedenler… Henüz yazı icat bile edilmemişken, geçmişten günümüze kadar kalıcılığını sağlayan oluşturulmuş bu yapılar, bize geçmişten gelen bir ışık kaynağı gibidir, bizi her daim aydınlatır, geleceğe hazırlarlar. Unutulmamalıdır ki geçmişini bilmeyen, geleceğini inşa edemez. Bu bağlamda günümüze kadar getirebildiğimiz eserleri, geleceğe taşırken de aynı hassasiyeti göstermemiz gerekir. İyi bir gelecek inşa edebilmek, bizden sonraki nesillere daha parlak bir gelecek oluşturabilmek için hem günümüz eserlerini, hem de günümüze kadar getirdiğimiz tarihi eserlerin koruyuculuğunu yapmaya devam etmeliyiz.</p><p>KAYNAKÇA</p><ol><li>TDK Sözlüğü: <a href="https://sozluk.gov.tr">https://sozluk.gov.tr</a></li><li>(Makale) 21. YÜZYILDA SANATÇININ KALICI OLMA DÜŞÜNCESİNE KARŞI ORTAYA KOYDUĞU TAVIR — Orhan Cebriloğlu, 2016 : http<a href="http://www.idildergisi.com/makale/pdf/1454595627.pdf">://www.idildergisi.com/makale/pdf/1454595627.pdf</a></li><li>(Makale) SANAT OLGUSUNUN TARİHSEL SÜREÇTE DEĞİŞEN TANIMI, İŞLEVİ VE DEĞERİ ÜZERİNE, Engin Sarı : https://de<a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/614400">rgipark.org.tr/tr/download/article-file/614400</a></li><li>Gala Sanat Bahçesi, <a href="https://renk22.wordpress.com/sanat-okulu/sanat-eseri-nedir/">https://renk22.wordpress.com/sanat-okulu/sanat-eseri-nedir/</a>)</li><li>Sabitfikir Dergisi, 84. sayı, 14. sayfa, Metin Akoğul</li></ol><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=a5f7db30d2dd" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[“Yeraltı” Film İnceleme]]></title>
            <link>https://medium.com/yaz%C4%B1/yeralt%C4%B1-film-i%CC%87nceleme-5d0428e0ad77?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/5d0428e0ad77</guid>
            <category><![CDATA[film]]></category>
            <category><![CDATA[i̇nceleme]]></category>
            <category><![CDATA[film-i̇nceleme]]></category>
            <category><![CDATA[yeraltından-notlar]]></category>
            <category><![CDATA[film-i̇ncelemesi]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 29 Jun 2022 13:03:19 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-07-31T13:46:43.163Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*9q3Lfjh1e9NQhvED6yyBpA.jpeg" /></figure><p>Film, Fyodor Dostoyevski tarafından yazılan <em>“Yeraltından Notlar”</em> kitabının bir uyarlamasıdır. İşlenen her bir sahnede de, kitabın içindeki soğukluk ve kasveti görmek mümkündür.</p><p>Metaforik olarak çok fazla anlam barındıran filmde, baş karakterimizin yalnızlık, toplumsal meseleler ve kısmi de olsa depresyonla mücadele ettiğini görmek mümkün. Üstelik tüm bu sorunlarla baş ederken, hayatına yeni bir insanı almama konusunda da oldukça ketum bir davranışa sahip. Toplumun kendini asla anlamadığını düşünmesi, diğer karakterlerin yaptığı her harekette ona yargılayıcı bir şekilde bakılması, durumu onun için daha da kritik bir hale getiriyor ve onu agresifleştiriyor.</p><p>Naylon bir perde arkasından oyun oynayan adamları izlerken, karakterleri görememesi aslında yaşadığı bu durumun metaforikleşmiş bir hali gibidir. Şeffaf ve naylon perde incecik olmasına rağmen düzgün bir görüş sağlayamaması, toplum ile arasındaki anlaşmazlığı simgeliyor aslında. O perde toplumu görmesini engelleyen, aynı şekilde toplumun da onu görmesini ve anlamasını engelleyen bir soyutlaşmayı simgeliyor. Karakter her ne kadar toplumla iç içe yaşasa da, otobüse binmesi, işe gitmesi, komşularını dikizlemesi… Hayattan hiç bir zevk almayan, paranoyakça ve hastalıklı bir halde davranan ana karakterimiz Muharrem, yaşadığı iç çatışmayı her hal ve hareketinde yansıtıyor. Film içerisinde aslında çok küçükmüş gibi duran ama aslında anlamsal bakımdan çok şey ifade eden metaforlar mevcut. Örneğin sigarayı üzerine düşürdüğünde üflemek yerine dikkatlice tükürüğü ile temizlemesi ama sahnenin sonunda sigarayı ekmek üzerinde söndürmesi… Ekmek toplum için kutsaldır. Ekmeğe zarar dine ve kültüre zarardır.</p><figure><a href="https://www.instagram.com/yazirehberi/"><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*r840EVLc_DRx9elpfIchtA.png" /></a></figure><p>Film içerisinde gördüğümüz kontrastlar ile desteklenen hikayede hep bir çatışma mevcut. Aydınlık ve karanlık, siyah ve beyaz, iyi ve kötü… Karakterin ofise gitmek için çıktığı merdivenler, kendi karanlık, soluksuz evine nazaran komşularının yaşadığı o eğlence… Bu tarz zıtlıkların tamamını filmin içerisinde görmek mümkün.</p><p>Filmin sonunda Muharrem’in karanlık bir odada oturması ama hemen yan koridorunda ışık sızan karanlık bir kapının olması, aslında tüm bu depresif halden ayrılıp normal olabilmesi için bir işaret. Kapıdan sızan ışık, kadın karakter çıkıp gittiğinde bile bir süre daha yanmaya devam etti. O anlık kapı Muharrem için son umut olabilirdi ama o oturduğu yataktan kalkıp kendine seçenek sunmadı bile. Sabit kamerada gördüğümüz, açısı itibariyle hem Muharrem’i hem de aralık ışık sızan kapının göründüğü bu sahnede karakterin yaşadığı buhrandan kurtulması için seyirci büyük bir beklentideydi. Ama Muharrem alışık olduğu düzeni bırakabilecek kadar cesur biri değildi. Her zaman sade yumurta yemesi, tek tip kıyafet giyinmesi, tüplü bir televizyonda hayvan belgeselleri izlemesi…</p><p>Film yapısı gereği seyirciye verdiği o çatışmayı gerek Muharrem’in sigarası gerek aralık kapı gibi ufak işaretlerle dinamiğini canlı tutuyor. Kameranın konuya olan uzaklıklarının hep biraz boşluğu ve geneli görmesi, kontrastları bolca kullanmaları ve yine oldukça az kamera hareketi ile anlatılan konu, film süresi boyunca mevcut.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=5d0428e0ad77" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/yaz%C4%B1/yeralt%C4%B1-film-i%CC%87nceleme-5d0428e0ad77">“Yeraltı” Film İnceleme</a> was originally published in <a href="https://medium.com/yaz%C4%B1">Yazı Rehberi</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yeni Medya ve İnternetin Tarihi Gelişimi]]></title>
            <link>https://medium.com/yaz%C4%B1/yeni-medya-ve-i%CC%87nternetin-tarihi-geli%C5%9Fimi-596e70d4291c?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/596e70d4291c</guid>
            <category><![CDATA[i̇nternet]]></category>
            <category><![CDATA[deneme]]></category>
            <category><![CDATA[deneme-yazıları]]></category>
            <category><![CDATA[internet]]></category>
            <category><![CDATA[makale]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Sun, 26 Jun 2022 15:39:32 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-07-31T13:43:36.449Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/563/1*RSp0JQjGYwvjFuMGX0jvzA.jpeg" /></figure><blockquote><strong>Giriş</strong></blockquote><p>İnternet; eş zamanlı iletişim kurma, bilgi kaynaklarına hızlı bir şekilde ulaşma ve sosyalleşme fırsatı sunan, günümüz teknolojisinin geldiği son nokta ile yeni medyanın en popüler ürünlerinden biridir. Günlük hayatımızda çokça tükettiğimiz internetin varoluş ve gelişim süreci, 1950’lerde bilgisayarın gelişmesi ile başlamıştır. Paket ağlarının ilk tasarımları ABD, İngiltere ve Fransa’daki çeşitli laboratuvarlarda şekillenmiştir. ABD’de ilk kez askeri amaçlar doğrultusunda kullanılmaya başlanan internet, gelişiminin büyük bir kısmını yine ABD’de devam ettirmiştir. ABD tarafından geliştirilen ve ARPANET (Advanced Research Projects Authority Net) adı verilen proje, ülke savunmasını birbirine bağlı bilgisayarlarla kurulacak iletişimle koordineli bir biçimde sağlamak amacıyla 1969 yılında geliştirilmiştir. ARPANET’ten başka bilimsel amaçlı NSFNET (National Science Foundation) 1986 yılında, ticari amaçlı Compuserve gibi yeni ağlar da kullanıma açılmış; ilk olarak 1973 yılında birbirinden farklı ağların aralarında veri iletimi sağlayabilecekleri, ortak bir dil oluşturularak birleştirilmeleri kararlaştırılmıştır. (http://iibf<em>.erciyes.edu.tr/guven/veri/internetin_tanitimi.pdf)</em></p><p>Bugünün internetinin temelini atan bu projeler, daha sonra üretilecek yazılım ve programlara da öncülük etmiştir. 1970’lerin başında gönderilen ilk e-posta ile birlikte, bir sosyalleşme ve iletişim kolaylığı sağlayan araç olma süreci başlar. Bu gelişim sürecinde gelinen en son aşama ise World Wide Web’tir. (WWW) World Wide Web, internet üzerinde yayınlanan birbirleriyle bağlantılı hiper-metin dokümanlarından oluşan bir bilgi sistemidir. Bu dokümanların her birine “Web” sayfası adı verilir ve Web sayfalarına İnternet kullanıcısının bilgisayarında çalışan Web tarayıcısı adı verilen bilgisayar programları aracılığıyla erişilir. Web sayfalarında metin, imaj, video ve diğer multimedya ögeleri bulunabilir ve diğer bağlantı ya da link adı verilen hiper-bağlantılar ile başka Web sayfalarına geçiş yapılabilir. (Wikipedia) Temeli internet olmakla birlikte internet üzerinde kurulmuştur ve internet ile birlikte sunulan tüm mekanizmaların da kullanılmasını sağlamaktadır. Dünya üzerindeki tüm internete bağlı cihazlara ulaşım kolaylığı sağlar. Yer ve zaman farketmeksizin.</p><p>İnternet ağının evlerde kullanımı ise 1998 yılına kadar uzanmaktadır. Şu anda dünya çapında yaklaşık olarak 2 milyardan fazla insan günlük pek çok işini dijital ortamdan yürütmektedir. Dijital ağ bağlantısında ve kullanımında 2000&#39;li yıllar ile birlikte büyük gelişmeler görülmüştür. (<a href="https://www.milleni.com.tr/blog/internet/internet-nedir">https://www.milleni.com.tr/blog/internet/internet-nedir</a>)</p><p>Ülkemize kullanılan ilk internet bağlantısı 12 Nisan 1993 tarihinde kullanıma açılmıştır. Türkiye de dünyanın geri kalanında olduğu gibi interneti bilgi aktarımı yapmak için kullanmıştır. 1995 yılı içinde, dünyadaki gelişime paralel olarak, Türk girişimcileri de günden güne artan bir talep ile internet ortamını; web sayfaları, elektronik posta ve diğer servisleri ile kullanıcıların beklentileri doğrultusunda etkileşimli olarak, özellikle tanıtım ve pazarlama için kullanmaya başlamışlardır.(<a href="https://www.milleni.com.tr/blog/internet/internet-nedir">https://www.milleni.com.tr/blog/internet/internet-nedir</a>)</p><p>1990&#39;da ARPANET, 1995&#39;te NSFNET miadını doldurdu. Böylece internete veri taşıma amaçlı erişimin önündeki engeller de ortadan kalkıyordu. 1990&#39;ların ortalarından itibaren, anlık mesajlaşmalar, e-posta, VolP video görüşmeler ve tartışma forumlarıyla, bloglarıyla, sosyal ağlarıyla ve online alışveriş siteleriyle gelen world wide web, kültürümüzde ve toplumumuzda bir devrim yarattı. (Wikipedia)</p><blockquote><strong>İnternetin Tanımı</strong></blockquote><p>İnternet, dünya üzerindeki tüm bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan devasa büyüklükte bir elektronik iletişim ağıdı/aracıdır. İnternet kelime anlamı olarak bakıldığında; INTERnational ve NETwork yani birbirine bağlı bilgisayar ağları kelimelerinin ingilizcesinden kısaltılmış bir kelimedir. İnternet, birçok bilgisayar sistemini TCP/IP protokolü ile birbirine bağlayan dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağı olarak tanımlanır. (https://g<a href="https://gemerekhem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/58/03/199020/dosyalar/2018_02/24095202_Ynternet_ve_Eposta_YYnetimi_YalYYma_Notu.pdf">emerekhem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/58/03/199020/dosyalar/2018_02/24095202_Ynternet_ve_Eposta_YYnetimi_YalYYma_Notu.pdf)</a></p><p>İçerisinde dünya üzerindeki tüm yazılım ve bilginin kaynağı mevcuttur. Tüm bu bilgi ve bilgi ve yazılımsal kaynaklara ücretsiz ulaşılabilirlik imkanı sunar ve istenildiği taktirde bu kaynaklar cihazdan cihaza aktarılabilir. Yer — zaman farketmeksizin internete bağlanılabilir. İnternet, bağlı olduğu tüm cihazlarla birlikte kolayca iletişim kurabilir. İstenilen zaman ve mekanda, istenilen yere ulaşılabilir, dünyanın öteki ucundaki sistemlere mesaj ve veri aktarımı yapılabilir. Bu gönderilen mesajlar sadece bir kaç saniye içinde hedefe varır ve geri dönüş alınabilir.</p><p>İnternetin günümüzde bile gelişmesine devam ettiği bu süreçte bilginin kaynağına ulaşmak, kablolu ve kablosuz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Her gün gelişen teknoloji sayesinde internete bağlantı kablosuz bir şekilde sağlansa da internete erişim hizmeti yerin altına döşenen kablo hatları sayesinde gerçekleşir. Kablolu bağlanma yöntemleri: Çevirmeli Ağ, ISDN, DSL, Kablo İnternet, Fiber Optik, Power Line; kablosuz bağlanma yöntemleri ise Wifi, Bluetooth, WiBRo, WiMax, Uydu İnternet, Irda, Long Term’dir. Gün geçtikçe bu bağlanma olanakları ve hızları artarken, internet aracılığıyla kapabileceğimiz şeylerin imkan ve olanakları da artmaktadır. Örneğin bir konunun araştırılması eskiden olduğu gibi kalın ansiklopedilerle yapıldığı gibi tek bir kaynaktan değil de tek cihazdan birden fazla kaynak görünümüyle yapılabilmektedir. Dünyanın başka bir ucundaki kişi, kurum ve kuruluşlarla online şekilde görüşülebilmektedir.</p><p>Web 1.0 sürecinde internet kullanıcıları Web 1.0 yetersiz kalmaya başladığında O’Reilly Media tarafından 2004&#39;de kullanılmaya başlanan yalnızca okuyucu durumdaydı. İnsan etkileşimi yoktu, yani “pasif internet dönemi” de denilen o ilk zamanlarında ınfluencer, vlogger, fenomen laflarının dilimize pelesenk olacağı bile, internette konuşulabilecek bir konu değildi.(h<a href="https://pazarlamaturkiye.com/gun-gectikce-populerlesen-yeni-medya-nedir-ve-ne-is-yapar/">ttps://pazarlamaturkiye.com/gun-gectikce-populerlesen-yeni-medya-nedir-ve-ne-is-yapar/)</a> Web 2.0 ile birlikte hayatımıza bir çok yeni kavram ve internet ortamı girmiştir. Web 2.0, 1.0’dan çok daha güçlü ve hızlı olmasının yanı sıra, ikinci nesil internet hizmetlerini toplumsal iletişim sitelerini, vikileri, iletişim araçlarını, internet kullanıcılarının ortaklaşa ve paylaşarak yarattığı sistemi tanımlar.(https:<a href="https://gemerekhem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/58/03/199020/dosyalar/2018_02/24095202_Ynternet_ve_Eposta_YYnetimi_YalYYma_Notu.pdf">//gemerekhem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/58/03/199020/dosyalar/2018_02/24095202_Ynternet_ve_Eposta_YYnetimi_YalYYma_Notu.pdf) Web </a>2.0, insanlarla etkileşim kurmamızı sağlayan, interaktif etkileşim kurmamızı sağlayan bir ağdır. Bir çok sosyal medya uygulaması Web 2.0 ile birlikte hayatımıza girmiştir. Yeni medyayı en çok ilgilen, günümüzde kullandığımız bir çok kavramı hayatımıza sokan yeni medyanın gelişmesi için gerekli ekosistemi oluşturan ortam Web 2.0’dır.</p><p>Genel olarak hayatımıza giren yeni terimlerle birlikte ilgi alanlarını kategorize olarak görmek mümkün. Kullanılan bu organizeleme ve kategorizeleştirme internetin ekonomik değerini de doğrudan etkilemektendir. Web 2.0 ilk kullanılmaya başlandığı zamanlarda sosyal ağ sitelerini yani blog ve vikileri temsil etse de günümüzde içeriği her gün gelişen ve değişim geçiren teknolojinin yarar sağladığı hizmet sağlayıcı programları, içerik sendikalarını, kullanıcı programları, tarayıcılar için eklemler ve yamalar gibi bir çok ögeyi içinde barındırmaktadır.</p><figure><a href="https://www.instagram.com/yazirehberi/"><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*r840EVLc_DRx9elpfIchtA.png" /></a></figure><blockquote><strong>Web 2.0 ile Hayatımıza Giren Bazı Ortamlar:</strong></blockquote><blockquote>- <strong>Blog</strong> (Web Günceleri)(Blogger, Blogspot… vb)</blockquote><blockquote>- <strong>Wiki</strong> (İşbirlikli Yazarlık)(Wikipedia… vb)</blockquote><blockquote>- <strong>Sosyal Medya</strong> (Facebook, Twitter, Instagram… vb)</blockquote><blockquote>- <strong>Çoklu Ortam</strong> (Youtube, Vidivodo… vb)</blockquote><blockquote>- <strong>Dijital Kimlik</strong> (Linkedin, Kariyenet… vb)</blockquote><blockquote>- <strong>Forum</strong> (Donanımhaber, Kadınlarkulubü… vb)</blockquote><blockquote>- <strong>Sohbet</strong> (Whatsapp, Hangouts, Bip…vb)</blockquote><p>Son gelişim sürecinde oluşturulmuş Web 3.0 ise elimizde kullandığımız tablet, telefon ve bilgisayarlarımız ile bağlantı kurduğumuz internet dönemidir.</p><p>Hayatımıza giren bu ortamlara genel anlamıyla sosyal medya derken günümüzde bu kaynakların oluşturduğu yeni meslek gruplarını görmek bile mümkün. İlk paylaşım 1971’de gönderilen bir e-posta iken günümüz teknolojisiyle fotoğraf, video paylaşımları yapabilmek mümkün. Yeni medyanın en önemli kaynaklarından biri olan internet ve sosyal ağ siteleriyle birlikte artık arkadaş edinme, yeni insanlarla tanışma, haberleri ve olayları birden fazla insan görüşüyle görme, insanların gün içinde neler yapabildiğini görmek ve eski unutulan arkadaşlıkları internet üzerinden bulmak çok daha kolay ve hızlı.</p><blockquote><strong>Yeni Medya Nedir?</strong></blockquote><p>Yeni medya yavaşça dijitalleşen dünyada hayatımıza girmiş bir kavramdır. Hayatımıza giren bu kavram aynı zamanda okullarda okunan yeni bölümler ve meslek guruplarını doğurmuştur. Yeni medyanın tanımını kısaca bilgisayarların işlem gücü olmadan oluşturulamayacak veya kullanılamayacak olan ortamlara denir şeklinde açıklayabiliriz. Yeni medya televizyon programlarını, dergileri, kitapları ya da kayıt üzerindeki yayınları içermez. Daha çok dijital ansiklopediler, internet ortamındaki bunun dijital dergiler, haber kanalları ya da Facebook ve Instagram gibi sosyal medya uygulamalarını içerisinde barındırır. Yeni medya kavramı, son yıllarda birçok kuramcı tarafından farklı şekillerde ve farklı biçimlerde kullanılagelmiştir. Manovich (2002) yeni medyayı 2000’li yılların sayısal teknolojileri ile tanımlarken, Gitelman ve Pingree (2003) ise 1740–1915 arasında geliştirilen iletişim teknolojilerini yeni medya kavramı içinde ele alır. (Makale: BİR SOSYALLEŞME ARACI OLARAK YENİ MEDYA — Alper Altunay )</p><p>Yeni medyanın kavramının hayatımıza girmesiyle birlikte oluşan bazı meslek grupları ise: yeni medya gazeteciliği, internet reklamcılığı, grafik tasarım, görsel iletişim tasarımı, medya teknisyenliği, web tasarımcılığı, sosyal medya uzmanlığı, basın ve medya danışmanlığı… gibi meslek gruplarıdır. Günümüz şartlarında bu ve bu tarz meslek gruplarında iş bulma imkanı oldukça yüksek olmakla birlikte günceldir de. Yeni medya hem geleneksel medyayı kapsayan hem de yeni ve eskiyi birleştiren yeni bir düzendir.</p><p>Yeni medyanın, coğrafi anlamda uzaklığın anlamını değiştirdiği, iletişim hızını arttırdığı ve kolaylığını sağladığı, interaktif bir iletişim biçimi oluşturduğu ve daha önce tanışmayan insanların farklı blog ve form hesapları oluşmasına katkı sağladığı düşünülmektedir. Ayrıca yeni medya ile birlikte sanat eserlerinin oluşumunda farklı ortamlar elde edildiği ve sanata farklı bir boyut kazandırdığı da su götürmez bir gerçektir. Özellikle, son on yılda sanat çalışmaları alanında kendine yer bulan yeni medya, sanatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Sanat, geleneksel araçlar ile olduğu kadar yeni medya ile bütünleşerek kendi sunumunu gerçekleştirir. Daha önceki diğer sanat çalışmalarından farklı olarak, yeni medya, sanatı nesnenin odağından alarak daha dinamik ve aşamalar kaydeden bir yapı kazandırdı. Yeni medya ile şekillenen sanat çalışmalarını dinamik, interaktif, değişken olarak sınıflandırmak mümkündür. Bununla birlikte yeni medya, sanat nesnesinin geleneksel kavramlarının nesnelleştirilmesini engellemektedir. (Makale:Yeni Medya ve Sanat İlişkisi: Sinemanın Dönüşümü — Hasan Gürkan)</p><p>Geleneksel medyanın yerini çoktan almaya başlayan yeni medyanın oluşturduğu en yaygın araçlardan biri ise sosyal medyadır.</p><blockquote><strong>Sosyal Medya Nedir?</strong></blockquote><p>Sosyal Medya, kullanıcısının kendi ürettiği içeriği yayınladığı ve paylaştığı online bir ağdır. Web 2.0’ın kullanılmaya başlanmasıyla birlikte bir mesaj, düşünce ya da iletiyi, tek yönlü bir iletişimden, çift taraflı ve eş zamanlı iletişime dönüştüren bir araçtır. Zaman mekan sınırlaması olmadan paylaşım yapılabilecek, tartışmaların ve sohbetlerin esas olduğu bir iletişim şekli olarak da adlandırılabilir. Sosyal medya ve geleneksel medyanın gözle görülür en ortak özelliklerinden biri küçük ya da büyük kitlelere hitap etmekken bu iki kavramı birbirinden ayıran en temel özelliklerden biri ise erişimdir. Günümüzde sosyal medya uygulamalarına erişim geleneksel medya araçlarına olduğundan çok daha kolay ve hızlıdır.</p><p>Sosyal medya birçok kişi ve kurum tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Bir ürün ya da kurum kuruluşun reklamını yapmak sosyal medya sayesinde oldukça kolaylaştığı için daha fazla insana ulaşması mümkün. Hızlı erişim kolaylaşmakta, kullanıcılar içerikleri, makaleleri, haberleri, düşünceleri, günlük yaşanan olayları, fotoğrafları sosyal medya aracılığı ile görebilmekte görüşlerini yine bu sosyal ağ ile yansıtabilmektedir.(<a href="https://pazarlamasyon.com/sosyal-medya-nedir/">https://pazarlamasyon.com/sosyal-medya-nedir/</a>) Sosyal medya üzerinde kişilerin birbirleri ile birlikte yaptıkları diyaloglar ve paylaşımları görmek mümkündür.</p><p>İlk sosyal medya uygulaması 1994 yılında Birleşik Krallık’ta kurulan Friends United, kullanan kişilere eski okul arkadaşlarını bulmayı vadediyordu. 1995 yılında dünya üzerindeki toplan web sitesi sayısı 1 milyona ulaşmışken 2000 yılının başlarında 70 milyon bilgisayar internete bağlı durumdaydı. İlk ciddi rakamlara ulaşan (üç ay içerisinde üç milyon kullanıcı) Friendster olmuştur. 2000 yılından itibaren artık bizlerin de aşina olduğu MySpace’in kuruluşu ve en popüler sosyal ağ olması, Linkedin’in kuruluşu, Blogger’ın Google tarafından satın alınması, Facebook’un Harvard Üniversitesi’nden başlayarak ABD’de üniversite öğrencileri arasında hızla yayılması gibi gelişmeler sosyal medyanın ortamını doğurdu.</p><p>Günümüzde bile halen kullanılmaka olan Facebook, öncesinde de benzer pek çok site olmasına rağmen gerçi yaşam ile sanal hayatı birleştirdiği ve güncel aralıklarla kendini yenilediği için sürdürülebilirliğini korumaya devam etmektedir. Facebook’la başlayan, günümüzde ise Twitter, Instagram, Flickr ve Pinterest ile bireylerin hayatında kendine daha çok yer bulan sosyal medya, artık her an yanımızda. Sosyal medya, hala gelişmekte ve hızla büyümektedir. Hala yaygın olarak Facebook, Instagram ve Twitter kullanılsa da çok geniş çaplı ve birbirinden değişik platformları da içerisinde barındırmaktadır.</p><blockquote><strong>İnternet Bağımlılığı</strong></blockquote><p>İnternetin hayatımıza soktuğu yeni iş imkanları ya da iletişim kolaylığı gibi konuların yanında bir de olumsuz olarak bizlere kattı bazı hastalıklar vardır. Göz sağlığının bozulması, sinir hastalıkları, anksiyete ve depresyon gibi tedavisi olan hastalıkların yanında internet bağımlılığı gibi tehlikeli bir durumla da karşı karşıyayız. İnternet aşırı kullanımı günden güne daha da artış gösteriyorsa, bu isteğin önüne geçilemiyorsa, internete bağlı olmadan geçirilen zaman önemini yitiriyorsa, yoksun kalındığında sıkıntı, huzursuzluk, saldırganlık ortaya çıkıyorsa, günlük işlevler, sos- yal hayat, okul ve aile hayatı giderek bozuluyorsa internet bağımlılığından söz edebiliriz. Bilgisayar önünden kalkamadıkları için evden dışarı çıkamayan, okulu bırakan, kliniğe gelemeyen bağımlı gençlerle karşılaşmaktayız. İnternet bağımlısı olan bireylerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, otizm spektrumu gibi psikiyatrik bozukluklar eşlik etmektedir. (Makale: İnternet Bağımlılığı — Prof. Dr. Behiye ALYANAK 2016)</p><p>İnternet bağımlılığının kaynağı davranışsal bağımlılıktır. Her ne kadar internet bağlımlılığı psikolojik bir hastalık olarak gözükmese de ciddiye alınması gereken ve tedavisi olan bir konudur. Bu bağımlılık durumu alkol, sigara ya da madde bağımlılığında olduğu gibi giderek artış gösteren bir kullanım durumuna sahiptir. Kişinin günlük yaşantısını ve yakın çevresini oldukça etkilemekle birlikte, kişide iletişim sorunları da oraya koymaktadır. Kendini toplumdan ve insanlardan soyutlayan kişilerde oluşan asosyallik durumu mümkündür. Bu da özellikle genç yaşta böyle bir bağımlılığa yakalanan çocukların gelecek yaşamlarını oldukça etkilemekte, özgüvensiz bir nesil hazırlanmasına öncülük etmektedir.</p><blockquote><strong>Sonuç</strong></blockquote><p>İnternetin doğuşuyla birlikte hayatımıza giren bir çok kavram ve meslek gruplarıyla birlikte yaşanan teknolojik gelişmeler gün geçmeden gelişmeye ve büyümeye devam etmektedir. Eskiye oranla iletişimin daha kolay ve hızlı olduğunu söylemek de mümkün. Bu gelişmelere ayak uydurmak her ne kadar zor da olsa güncel bir şekilde takip etmek, uzun vadede kişinin yararına olacak ve iş imkanı konusunda genç nesillere yardımcı olacaktır. Günümüz ve ilerisi için teknolojinin hayatımızın bir parçası haline gelmesi inkar edilemez. Yine de kullanılan bu kaynakları dozajında kullanmak her şeyden daha önemli çünkü her yenilik iyi olmayabiliyor. Bağımlılık durumuna kadar sürükleyebilecek bir durumun önüne geçilmesi ne kadar erken olursa kişi psikolojisi için o kadar iyidir. Teknoloji insanın kendini geliştirmesinde, iletişim kurmasında, ve daha bir çok olumlu ve iyi alanda kullanılabilir fakat sınır aşıldığı taktirde bir tehlike haline gelmektedir.</p><blockquote><strong>Kaynakça:</strong></blockquote><blockquote><a href="http://iibf.erciyes.edu.tr/guven/veri/internetin_tanitimi.pdf">http://iibf.erciyes.edu.tr/guven/veri/internetin_tanitimi.pdf</a></blockquote><blockquote>Wikipedia</blockquote><blockquote><a href="https://gemerekhem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/58/03/199020/dosyalar/2018_02/24095202_Ynternet_ve_Eposta_YYnetimi_YalYYma_Notu.pdf">https://gemerekhem.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/58/03/199020/dosyalar/2018_02/24095202_Ynternet_ve_Eposta_YYnetimi_YalYYma_Notu.pdf</a></blockquote><blockquote><a href="https://pazarlamasyon.com/sosyal-medya-nedir/">https://pazarlamasyon.com/sosyal-medya-nedir/</a></blockquote><blockquote><a href="https://www.milleni.com.tr/blog/internet/internet-nedir">https://www.milleni.com.tr/blog/internet/internet-nedir</a></blockquote><blockquote>6) Makale:Yeni Medya ve Sanat İlişkisi: Sinemanın Dönüşümü — Hasan Gürkan)</blockquote><blockquote>7) <a href="https://pazarlamaturkiye.com/gun-gectikce-populerlesen-yeni-medya-nedir-ve-ne-is-yapar/">https://pazarlamaturkiye.com/gun-gectikce-populerlesen-yeni-medya-nedir-ve-ne-is-yapar/</a></blockquote><blockquote>8) Makale: İnternet Bağımlılığı — Prof. Dr. Behiye ALYANAK 2016</blockquote><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=596e70d4291c" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/yaz%C4%B1/yeni-medya-ve-i%CC%87nternetin-tarihi-geli%C5%9Fimi-596e70d4291c">Yeni Medya ve İnternetin Tarihi Gelişimi</a> was originally published in <a href="https://medium.com/yaz%C4%B1">Yazı Rehberi</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ay’a Seyahat (1902, Georges Méliès) Film Değerlendirmesi]]></title>
            <link>https://medium.com/yaz%C4%B1/aya-seyahat-1902-georges-m%C3%A9li%C3%A8s-film-de%C4%9Ferlendirmesi-f84e067b4c28?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/f84e067b4c28</guid>
            <category><![CDATA[deneme]]></category>
            <category><![CDATA[film-incelemesi]]></category>
            <category><![CDATA[i̇nceleme]]></category>
            <category><![CDATA[georges-méliès]]></category>
            <category><![CDATA[film]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Fri, 24 Jun 2022 14:09:13 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2023-11-26T22:48:45.309Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/474/1*NgWiAVfAuGauqUb8LivdsA.jpeg" /></figure><p><strong>Filmin Künyesi: A</strong>y’a Seyahat filmi, 1902 yılında Georges Méliès&#39;ın yönetmenliğinde çekilen; aslen yazarlığını Jules Verne’nin 1885’te yazdığı <strong><em>From The Earth To The Moon kitabını</em></strong>n uyarlama parodisidir. Türü bilimkurgu olmakla birlikte, çekilen ilk dekorlu, konulu ve oyunculu film olarak da bilinmektedir ve Fransa’da çekilmiştir. Film genel olarak siyah - beyaz, renksiz ve sessiz bir bilimkurgu filmidir. Saniyede 16 kare hızında oynatıldığında 14 dakikadır. Oyuncular: Jeanne d&#39;Alcy, François Lallement, Jules-Eugène Legris, Jeanne d&#39;, Folies Bergère, Acrobats&#39;tır.</p><blockquote><strong>Filmin Konusu</strong></blockquote><p>Bir grup astronom, önce Ay’a gitmek üzere planlar yapar daha sonra önderleri olan profesörün talimatları ve bilgisi ile Ay’a doğru yolculuğa çıkarlar. Orada Ay’da yaşayan yerli halk tarafından tutsak edilirler. Film onların bulundukları yerden kaçıp dünyaya geri dönme maceralarını konu almaktadır. Prof. Barbenfouillis başkanlığındaki ekip dev bir bombardıman silahı ile Ay’a fırlatılırlar. Ay’a vardıklarında onları kaçıranlar, tutsakları Ay kralının sarayına götürürler ve bu şekilde maceraları devam eder.</p><p>Bu filmi konulu film geleceğinin ve daha bir çok etkenin öncüsü yapma nedeni filmin bir uyarlama; Verne’nin kurduğu evreni özel efekt ve bilim kurgu-fantazi ögelerinin kullanılmasıyla olmuştur. Düşsel bir dünyayı görselleştirmesi ve kurguya eklediği yaratıcı yorumları sayesinde sinemanın babas<em>ı sayılan Melies,</em> gerek kullandığı unsurlarla gerekse hikayeyi işleyiş şekliyle hayal gücünün büyük bir kısmını Ay’a Seyahat filmiyle yansıtmış bence.</p><p>Film hakkındaki en belirgin özellik kameranın yerleşim şekli. Kameranın konudan uzaklığı, ayrıntıları görme ve duygusallıktan uzak bir ortam oluşmasını sağlıyor. Bu özellikle yapılmış kamera ayarını bazıları bir hata olarak sayarken, bu açının kullanılmasının nedeni Melies’in tiyatro geleneğini sinemaya taşıyan ilk sinemacı olmasından kaynaklanıyor. Kamerayı, döneminde çekilen diğer filmlerde olduğu gibi kullanmak yerine sadece kayıt alan bir aracı olarak kullanmış, kameranın kaydettiği görüntüleri izleyen seyircileri bir tiyatro izleyicisine dönüştürmüştür. Filmi izlerken filmin içinde hissetmek ve olayları yakalamak daha kolay.</p><p>Aynı zamanda ilk kez dekorlu çekilen bu filmde oldukça fazla maket kullanılmıştır. Kullanılan dekorların karikatür tarzdaki masalsı bir hava taşıması, izleyiciyi ekrana bağlayan bir diğer etken. Dekorların bu şekilde kullanılması garip bir şekilde filme hem gerçekçilik hem de masal dünyasından fırlama bir hava veriyor. Bu etkiyi filmin yönetmeni olan Georges Méliès&#39;ın aynı zamanda bir illüzyonist ve sihirbaz olmasına bağlayabiliriz. Özellikte Ay’a gidecek aracın konulduğu tünelde verilen perspektif, bu dekorların Melies’in sihirbaz tarafının yaratıcılığı tarafından oluşturulduğuna örnek olarak verilebilir.</p><p>Dönemin şartlarına göre çekilme ve editlenme beni oldukça etkiledi, özellikle Ay’ın bir yüzünün olması, şemsiyelerin sihirli mantarla dönüşmesi, Ay sakinlerine dokunulduğunda buharlaşmaları gibi özel efekt isteyen unsurların bu bakar başarılı bir şekilde kullanılması oldukça şaşırtıcı. Üst üste bindirme tekniğinin kullanıldığı akıllıca ve oldukça güçlü bir sahneler oluşmuş. Ay’ın alaycılığı, astronomlara olan inançsızlığı net bir şekilde ifade edilmiş. Kullanılan bu unsurların ilk kez uygulanıyor olması konulu film geleceğine ve sinema tarihine damga vuran filmlere öncülük edecek nitelikte. Dönem şartlarını yansıtan etkenleri görmek de, örneğin Ay’a giden astronomların giysileri, bize tarih hakkında bilgi veriyor. Filmi genel anlamda çok beğendim. Fantastik öğelerin insanın hayal gücünü zorlayacak şekilde olduğunu düşünüyorum.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=f84e067b4c28" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/yaz%C4%B1/aya-seyahat-1902-georges-m%C3%A9li%C3%A8s-film-de%C4%9Ferlendirmesi-f84e067b4c28">Ay’a Seyahat (1902, Georges Méliès) Film Değerlendirmesi</a> was originally published in <a href="https://medium.com/yaz%C4%B1">Yazı Rehberi</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İletişimin Tanımı ve Sosyal Medyanın Birey ve Toplum Üzerindeki Etkisi Hakkında Değerlendirme]]></title>
            <link>https://medium.com/yaz%C4%B1/i%CC%87leti%C5%9Fimin-tan%C4%B1m%C4%B1-ve-sosyal-medyan%C4%B1n-birey-ve-toplum-%C3%BCzerindeki-etkisi-hakk%C4%B1nda-de%C4%9Ferlendirme-a9c99c50138c?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/a9c99c50138c</guid>
            <category><![CDATA[makale]]></category>
            <category><![CDATA[iletişim]]></category>
            <category><![CDATA[inceleme]]></category>
            <category><![CDATA[i̇ncelemeler]]></category>
            <category><![CDATA[deneme]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 22 Jun 2022 12:14:15 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-07-31T13:44:14.650Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/564/1*hpBJKKmkeZAnjRXOGp1WMw.jpeg" /></figure><blockquote><strong>İletişim Nedir?</strong></blockquote><p>İletişim kökeni insanların var oluşuna dayanan, doğumdan ölüme kadar geçen süreç boyunca devam eden, içerisinde birçok unsuru barındırmakla beraber insanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları bir araç/aracıdır. Beş duyunun aktif rol aldığı ileişimde, sözcüksel olarak iletişimin ilk ne zaman kullanıldığı bilinmemektedir ancak kavram olarak 19. Yüzyıldan 20. Yüzyılın başı gibi bir sürede kullanılmaya başlandığı düşünülmektedir. Sözcüğün kökeninin Latinceden geldiği bilinmektedir. Paylaşım, biraradalık anlamına gelen common sözcüğünden türetilmiştir. Zamanla<strong> s</strong>özcüğün anlamı genişleyerek ortak bilgi, ortak duygu, ortak duyarlılık, ortak görüş yaratmak anlamlarında da kullanılır duruma gelmiştir. (Nazife Güngör- İletişim Kuramlar ve Yaklaşımlar 2020:syf45) İletişim, psikoloji, sosyoloji, siyaset, tıp…vb gibi diğer önemli bilim dallarını da etkileyen bir bilim dalıdır. Duygu, düşünce ve bilgi aktarımı yapılırken insanları doğrudan ya da dolaylı yoldan etkiler. Günümüze kadar gelen tarihsel süreçte, iletişim kavramı için bir çok tanım yapılmıştır. En geniş anlamda iletişim; herhangi bir bilgi (information) paylaşma eylemidir. Bu tanım, bir elektrik akımından bilgisayara; bir arının belli davranışlarından termostata kadar pek çok olayı kapsar. (Roger E. WILLIAMS — GENEL İLETİŞİM KAVRAM ve MODELLERİ /284 https://dergipark.org.tr/en/download/ article-file/1505028)</p><p>İlkel çağlarda insanlar, jest ve mimikleri ile iletişim kuruyorlardı. Gördükleri kavramlar yavaş yavaş anlam kazanmaya başladı ve evrimleşti. Her görgünün anlamsız dahi olsa bir sesi olmaya başladı. Daha sonra anlamsız sesler yavaşça sözcüklere dönüşmeye başladı. İnsanlar gelişigüzel çıkardıkları sesleri sözcüklere, çizgi ve sembolleri yazılara, yüz göz hareketlerini anlamlı mimiklere, beden hareketlerini anlam yüklü jestlere dönüştürerek iletişime ilişkin sistemli yapılar geliştirmeyi başardılar. (Nazife Güngör- İletişim Kuramlar ve Yaklaşımlar 2020:syf44) Günümüzden 5500 yıl önce M.Ö 3500 yılları civarında çivi yazısı adı verinlen bir sistemi oluşturmuş ve kullanmaya başlamışlardır. Bu bağlamda tarihsel süreç yazının icadı ile başladı desek yalan olmaz. Yazı, iletişim araçları arasında kalıcılığı en fazla olan araçlardan biridir. Yüzyıllar önceki olayları o dönemin insanlarının yazdıkları yazılar sayesinde doğrudan kaynağından öğrenebiliyoruz örneğin destanlar ya da efsaneler ve masallar ya da gelecek nesillere bırakmak istediğimiz icraatları yazıya dökerek kalıcılığını sağlamak daha etkili bir yöntem.</p><p>İletişim kurmak, önce düşünce ile başlar. Bir kitleye ya da bireye ileteceğimiz iletiyi düşünmek ile başlarız, buna kodlama denir. Kodlama bir iletiyi hazır duruma getirmek demektir. (Örneğin taksi beklerken gelen taksiye kendimizi göstermek için elimizi kaldırmak, taksiyi durdurmak istememiz düşüncesini kodlayarak ileti biçimine sokmamızdır.) Daha sonra bu düşüncemizi, bir kanal yoluyla alıcıya iletiriz. Kullandığımız kanallar birbirinden farklı şekil ve türde olabilir örneğin konuşmak, yazmak, jest ve mimiklerimiz birer kanaldır. Eğer etkin bir iletişim içerisindeysek alıcı kaynağa dönüşerek bize geri dönüş sağlar bu şekilde interaktif bir iletişim ortamı oluşmuş olur.</p><p>İletişim bir ihtiyaçtır. Yaşamsal faaliyetlerimizi devam ettirebilmek için her daim iletişim kurmak zorundayız. İş yerinde, okulda, alışveriş yaparken, spor müsabakası izlerken, kitap okur ya da yazarken her zaman iletişime ihtiyaç duyarız. Birileri ile iletişim kurmak nefes almak, su içmek ya da yemek yemek gibi temel bir ihtiyaçtır. Bu bağlamda iletişimi en doğru şekilde anlatan tanım: kişiler arasında, duygu, düşünce, bilgi ve haberlerin, akla gelebilecek her türlü biçim ve yolla kişiden kişiye karşılıklı olarak aktarılmasıdır denebilir. (Oxford Languages: https://languages.oup.com/goog<a href="https://languages.oup.com/google-dictionary-tr/)">le-dictionary-tr/)</a></p><p>Yazı, resim, matbaa, gazete, telgraf, televizyon, bilgisayar gibi iletişim araçlarının her biri insanlık tarihi için önemli bir yere sahiptirler. Örneğin resim, kiliseler tarafından dine sempati uyandırılması için özellikle kullanılmıştır. Herkesin okuma-yazması olmadığı dönemlerde resim sanatını kullanarak geniş kitlelere ulaşmayı amaçlamış, İsa’yı doğulu biri gibi tasvir ederek “o da bizdendi” algısı yaratmaya çalışmışlardır. Başka bir örnek, radyonun propaganda amacıyla kullanılması ya da matbaaların dini kitaplar basarak dini yaylamaya çalışmaları… Her biri insanlığın bulunduğu yerden daha ileri yerlere taşınmasına yardımcı olmuş, kişiler ve kitleler arası iletişimi kolaylaştırmışlardır. Matbaa, telefon, televizyon gibi bilişimsel iletişim araçları günümüzde hala gelişmekte olmakla birlikte bulundukları dönemler itibariyle yeni teknolojik çağ ve dönemler başlatmışlardır. Bu araçlar kaynaktan çıkan bir iletiyi, mesajı, alıcıya ileten aracılardır. Özellikle telefonlar bu iletişimi interaktif bir şekilde çift taraflı yapmamızı sağlarlar. Kullandığımız bu araçlar her zaman birbirleri ile bağlantılı haldeydi. Örneğin matbaa yazı olmadan işlevsiz kalır, bir değeri olmazdı. Yine aynı şekilde telefon ve televizyon gibi yazılımsal aletler yazı olmadığı sürece üretilemezdi.</p><p>Günümüzde hala devam etmekte ve günlük hayatımızda çokça kullandığımız iletişim araçlarından biri ise sosyal medyadır. Sosyal medya iletişim konusunda günümüz şartlarında kullanabildiğimiz en kolay ulaşılabilir araçlardan biridir.</p><figure><a href="https://www.instagram.com/yazirehberi/"><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*r840EVLc_DRx9elpfIchtA.png" /></a></figure><blockquote><strong>Sosyal Medya Nedir?</strong></blockquote><p>Sosyal medya, Web 2.0&#39;ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla birlikte, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemidir. Ayrıca sosyal medya; kişilerin İnternet üzerinde birbirleriyle yaptığı diyaloglar ve paylaşımların bütünüdür. (Wikipedia) Paylaşılan bilgi, görsel medya ve seslerin tüketildiği platformlar olarak da adlandırabiliriz. Günümüzde hayatımızın büyük bir parçasında yer edinmektedir. Yeni meslek gruplarının oluşmasıyla, bir çok kavram ve olgunun değişmesini sağlamış, kitleler arası iletişime yeni boyutlar kazandırmış, tüm bu yeniliklerle birlikte ilk oluşmaya başladığı zamandan itibaren iletişimi kolaylaştırmış ve hızlandırmıştır. Kullanıcısı kendi içeriğini kendi üretir ve tamamen online bir ağ sistemidir. Günümüzde neredeyse tüm kurum ve kuruluşlar sosyal medyanın iletişim gücünden yararlanır.</p><p>Sosyal medya sayesinde yeni arkadaşlıklar edinmek, bilgiye ve güncel haberlere ulaşmak, kendi gibi beğeni ve hobilere sahip insanları takip ederek kişisel gelişim sağlamak, reklam yapmak, dersler ve ödevler hakkında birden fazla tarafsız kaynak bulmak ve bireyin kendini ifade etmesi çok daha kolay. Her sosyal medya hesabı bir kişilik kimliğidir. Ne yazıkki sosyal medyanın eksileri, artılarından daha fazla.</p><p>Günümüzde sosyal medyayı bu kadar çok kullanmamızın temel sebeplerinden biri iletişim olsa da bir diğer önemli sebeplerinden biri de sonsuz bir akışa maruz kalmamızdır. Önümüze çıkan video ve fotoğraflar, reklamlar, haberler, yeni çıkan akımlar… ilgi ve merakımız olan konulara göre şekillenen bu akışlar bizi ekrana bağlar. Haberler ve paylaşılan gönderiler her zaman güncel olduğu için de ekrana bakma süremiz gün geçtikçe artıyor çünkü olaylar sürekli yenilendiği için kolay kolay kopamıyoruz.</p><p>21. Yüzyılın dijitalleşen bir yüzyıl olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Bu bir çok olgunun değişmesine sebep olurken her geçen gün yeniliğe ayak uydurmak bir o kadar zorlaşıyor. İnsanlar artık sosyal medya sayesinde arkadaş edinebilir ve yeni çevreler oluşturabilir. Bu bireyi sosyalleştirmenin yanında asosyalleştiriyor. Birey ekran karşısında edindiği arkadaşlığı gerçek yaşama tercih ettiği anda sanallaşıyor. Sosyal medyanın iletişimi kolaylaştırıp bilgiye ulaşımı hızlandırdığı kadar birey üzerinde olumsuz etkiler de bırakabiliyor. Birey üzerindeki tutum ve davranışların değişmesi olumsuz ahlak deyimine sebep olabiliyor. En basit örneği; çocuk ve gençlerin gelişim dönemlerinde kimlik arama ve oluşturma süreçlerinde yaşadıkları bir çok değişimle mücadele etmekle birlikte bir de sosyal medyada oluşan sahte hesapların sahte güzellik algıları yüzünden kendilerini beğenmeme durumları ortaya çıkıyor. Bu da kendilerini başka biri olarak yansıtmalarına sebep olduğunda, kimlik gelişimlerinde oluşan olumsuzluklar gözle görülecek seviyeye geliyor. Ya da kendine ait sırlarını, mahremini sosyal medyaya taşıdığı an mahremiyet duygusunun oluşumunun engellenmesine sebep oluyorlar. Kandırılma, suistimal edilme ihtimalleri artıyor. Uzun vadede bu eylemler hem bireye hem de topluma zarar veren öğelerdir.</p><p>Bu gibi çok örnek daha verilebilir fakat bu demek değildir ki sosyal medya tamamen kötüdür. Sosyal medya dozajında kullanıldığı, doğru yaş aralığında başlandığı ve bilinçli bir kullanım sağladığı sürece bu kötü örneklerin hiçbirini içermeyecek platformlar haline geliyor. Her iletişim aracı gibi kullanımı sağlandığı sürece kişiye fazlaca katkısı bile olabilir. Bunu sağlamak bizim elimizde. Sosyal medyadan kendimizi tamamen soyutlamak oldukça yanlışken aynı şekilde kendimizi fazla maruz da bırakmamamız gerekiyor. Oluşabilecek bağımlılıkların her türlü önüne geçilebilir, bilinçli kullanımla hem kendimize hem de çevremize faydalı olabilir hale gelebiliriz.</p><blockquote><strong>Kaynakça</strong></blockquote><blockquote>1) Wikipedia</blockquote><blockquote>2) NazifeGüngör-İletişimKuramlarveYaklaşımlar</blockquote><blockquote>3) Roger E. WILLIAMS — GENEL İLETİŞİMKAVRAM ve MODELLERİ (https:// dergipark.org.tr/en/download/article-file/1505028)</blockquote><blockquote>4) Oxford Languages : <a href="https://languages.oup.com/google-dictionary-tr/">https://languages.oup.com/google-dictionary-tr/</a></blockquote><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=a9c99c50138c" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/yaz%C4%B1/i%CC%87leti%C5%9Fimin-tan%C4%B1m%C4%B1-ve-sosyal-medyan%C4%B1n-birey-ve-toplum-%C3%BCzerindeki-etkisi-hakk%C4%B1nda-de%C4%9Ferlendirme-a9c99c50138c">İletişimin Tanımı ve Sosyal Medyanın Birey ve Toplum Üzerindeki Etkisi Hakkında Değerlendirme</a> was originally published in <a href="https://medium.com/yaz%C4%B1">Yazı Rehberi</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ay Çocuğu]]></title>
            <link>https://medium.com/yaz%C4%B1/ay-%C3%A7ocu%C4%9Fu-c9ff3c5dfee0?source=rss-79718e1322f5------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/c9ff3c5dfee0</guid>
            <category><![CDATA[kısa-hikaye]]></category>
            <category><![CDATA[hikaye]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Asya Esra Duman]]></dc:creator>
            <pubDate>Mon, 20 Jun 2022 16:58:35 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-07-31T13:39:59.279Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/604/1*ByqpTtMwMIECHJCKck-LnQ.jpeg" /><figcaption><a href="https://pin.it/6ic9Q5o">https://pin.it/6ic9Q5o</a></figcaption></figure><p>Gülümsedi. Sessizlik sakinleştirdi düşüncelerini. Ay bu gece de çok güzeldi.</p><p>Ay Çocuğu, ağlama. Yıldızlar var yanında. Kocaman aç kollarını ama sadece dizlerine sarıl yalnız kalınca. Acımasızca ama bitap düşmüş bedenini kimse almayacak yuvasına.</p><p>Yağmurlar yağan bedenin gözyaşlarınla ıslanmış. Koşma. Düşeceksin. Kaldıranın yok senin. Yalnız öleceksin.</p><p>Nihil, ağlama. Ruhun yalvarıyor sana. Soğuk tuvalet zeminlerinde kanlı kalmış ellerin. Yarın gülümsemen gerek, kimse ne olduğunu bilmeyecek.</p><p>Çok küçüksün daha. Tanrı almaz seni yanına. Yer edinememiş bedenin, ya ruhun Araf&#39;ta kalırsa?</p><figure><a href="https://www.instagram.com/yazirehberi/?hl=tr"><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*r840EVLc_DRx9elpfIchtA.png" /></a></figure><p>Ay Çocuğu, ağlıyorsun. Ölmek üzeresin ve korkuyorsun. Ellerini gevşetmen gerek. Hayallerin Ay&#39;a ait. Gecenin dördü dinlemez kimse seni. Herkes uyuyor, söylenmez şimdi ölüm ninnisi. Huzurlu bir mezarın olacak, korkma.</p><p>Ay söndürür güneşin kederiyle yanmış bedenini, ölsen yeridir kimse bilmez sebebini. Doğduğun ay ışığı koruyamaz seni. Acı çekeceksin. Boğuluyorsun ve öleceksin. Nefreti taşıyamaz bedenin, sakin dalgaların vurduğu bir deniz kenarına gömüleceksin.</p><p><em>Sus. Anlatma. Gülümse.</em></p><p><em>Artık acın çok daha derinlerde.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=c9ff3c5dfee0" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/yaz%C4%B1/ay-%C3%A7ocu%C4%9Fu-c9ff3c5dfee0">Ay Çocuğu</a> was originally published in <a href="https://medium.com/yaz%C4%B1">Yazı Rehberi</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
    </channel>
</rss>