Cem Yılmaz CMXXIV izlediniz mi?
“Linç” tayfası yine işbaşındaydı.
Efendim “toksik bir dili varmış”, 38 yaşında bir kadını aşağılamış. Falan filan…
Öncelikle söyleyeyim, ben Cem
Yılmaz fanı değilim, her yaptığını elbette beğenmiyorum, ama merak ediyorum. Ne yapıyorum? Bir film
ya da gösterisi mi var yeni, izliyorum. Bazen iki saatlik gösteriden beş sadece 5 dakikalık bir bölüme güldüğüm oluyor, onu cebime koyup hayatıma devam ediyorum. Bazen söylediği
bir lafı hiç unutamıyor, her aklıma geldiğinde gülümsüyorum.
Yıllardır dillere dolanan esprilerin
yaratıcısı olduğu için benim gözümde farklı bir kulvarda çünkü O. Tarkan gibi,
ne bileyim Zülfü Livaneli gibi. Kendi kulvarının en iyileri arasında. Herkes Tarkan
sevmek zorunda değil, ama geniş kitleler tarafından sevildiği için en azından
saygıyı hak eder, benimkisi o hesap.
Bir hikaye anlatıcısı Cem Yılmaz.
Gördüklerini, yaşadıklarını kendi süzgecinden geçirip kendi tarzında anlatıyor.
Yıllardır böyle… Ve evet kimi zaman gözümüzün önünde olan şeyleri şahane bir mizahla önümüze koyuyor. "Evet ya, bunu nasıl göremedim" diyoruz, mizah ustalığı da zaten burada. Hepimizin baktığını ama göremediğini bize anlatıyor. Haa, zamanında Zeki- Metin’in Yasaklar’ı gibi cesur değil belki
anlatıları, politik de değil; evet belki daha bireysel. Ama Cem Yılmaz hep böyleydi. Tarzı bu.
“Little little into the middle” lafını
yanılmıyorsam 2011’den bu yana kullanıp gülmüyor muyuz?
Taa 2004’de çektiği bir reklam
filminde kullandığı dümdüz “Eğitim Şart!” ve "Doktor bu ne?" lafları o gün bugündür dilimize pelesenk
olmadı mı?
2001 yılında Telsim reklamında yaptığı
“Tamamen duygusal” esprisi mesela. Aradan 25 sene geçmiş ve biz hala bu espriye
gülebiliyoruz.
Bunlar ilk etapta aklıma gelenler ve evet komedi tarihimizde sadece bu kadarıyla bile özel bir yer var Cem Yılmaz'ın.
**********
Nasıl ki son gösterisinde anlattıkları zamanın ruhunu yansıtıyorsa bu kadar “linç” edilmesi de zamanın aynası aslında.
Sosyal medya çağında her şey daha
hızlı tüketiliyor çünkü. Birisi bir şeyi kötülüyor, sonra binlerce kişi o konu
hakkında bir dakika bile düşünmeden o kötü şeyi yayabiliyor. Sorgulama yok,
kendi süzgecinden geçirme yok.
Bu her konuda böyle.
Hatta “Linç yemeyeceksem ben bunu
sevdim/ sevmedim” kalıbı yerleşti dilimize.
Çok korkunç değil mi bu gelinen nokta!
"Linç yemeyeceksem" ne demek? Nerde ifade özgürlüğü?
Çoğunluğun savunduğu bir şey
ister yanlış olsun, ister saçma olsun, isterse adaletsiz olsun; aksini
söyleyenin linç edilmesinin normalleşmesine karşı çıkmamız gerekmiyor mu?
Ama kolaya kaçıyoruz.
Muhalefeti eleştirmenin moda olması gibi...
Her şeyin çok uç noktalarda yaşanmasından son derece rahatsızım.
Gösterideki 38 yaş meselesi mesela, yahu Cem Yılmaz öyle dedi diye dünyadaki
bütün 38 yaş ve üzeri kadınların birleşip savaş baltalarını çıkarması mı lazım? Neyi kime karşı savunuyorsunuz? Elinize ne geçiyor? Gerçekten anlayamıyorum.
Ayrıca her türlü "çok söyleme" karşı olduğum gibi "çok feminist söylemlere" de hemcinsleri
olarak oldum olası karşı olduğumu da belirtmem lazım.
Çok aşırı uçtaki hayvan hakları
aktivistlerine, çok aşırı uçtaki çevre savunucularına da karşıyım.
Az sakin…
Hayvanlara eziyet etmeyelim evet,
ama onlardan korkan insanları da yerin dibine sokmayalım (Ki ben köpekten
korktuğum için Kadıköy hayvan aktivistlerinden çokça mobbinge maruz
kalmışımdır.)
Kadınlar haksızlığa uğramasın evet, ama bütün kadınlar da benim kız kardeşim değil! Az sakin!
Cem Yılmaz esprisi beğenmiyorsanız
tamam izlemeyin, ama bu kadar da linç etmeyin!
Bu ülkede gülmeye ihtiyaç var yahu…
Cem Yılmaz sussun mu istiyorsunuz,
eee Güldür Güldür de sussun, Gülse Birsel zaten sustu, Gani Müjde sustu, Giray
Altınok var bir, O’nu da susturursunuz bu gidişle!
Ortalık Recep İvediklere mi
kalsın!
Ne demiş üstat!
Eğitim Şart!































