20 Ocak 2026

Bugün dün gibi, yarın bugün gibi, yarın dün gibi!

 

Image

"Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırılan zaman, dünden uzaklaşırken, aynı hızla yarına doğru yaklaşıyordu. 

Dün yaşananlar bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp zihindeki ilgili klasöre takılırken, yarınlarda yaşam şansı elde etme mücadelesi veren istekler, arzular, bugünün hayallerine tutunup yarınlara ulaşmak için çabalıyordu.

Bir çok zihinde dünün anıları sürekli bugünü koşulluyor, yarının hayallerini istediği şekilde biçimlendiriyor, kısacası dün, bugün aracılığıyla yarınları yaratıyordu.

Her deneyimle artan bilgi yüzünden gittikçe zorlanan zihni fark eden korku, 
dünden bugüne sızıp, yarının hayallerinin arasına sessizce kuşku ve endişeyi bırakmaya başladı. Kuşku ve endişeye kapılan an, umutlarını yitirip telaş içinde bugünü, düne ve yarına iyice bulaştırdı.

Dün, bugünü, eğer farklı bir şey yaparsa hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıyla korkuttu. Yarınsa eğer farklı bir şey yapmazsa her şeyin sürekli düne benzeyeceği, hiç bir şeyin hiç bir zaman değişmeyeceğiyle.

17 Ocak 2026

Yoksa kalabalığımızla eksilip yalnızlığımızla mı çoğalıyoruz?

Image

Bu bazılarımızın düşündüğü gibi, belki de; 

Benim bir zaafım ya da bir kusurum.
Belki de benim, bu hayatımdaki en önemli deneyimim!

Ama ben yalnızlığı seviyorum.
İhtiyaç duyduğumda iyice kendime çekilip, hayatın hızını, ritmini yavaşlatabilmeyi…
Kalabalıklardan bunaldığım zamanlarda herkesten kaçıp kendime sığınabilmeyi…

Kendimi bir sahil kenarına atıp havadaki iyot kokusunu soluyabilmeyi…
Denizin turkuazını fark edip, sebepsizce kendi kendime gülümseyebilmeyi…
Doğanın içinde, bir başıma yürürken ayaklarım altındaki yaprakların çıkardıkları o sesleri, o anlarda etrafımı saran temiz havayı, bol oksijeni doya doya içime çekebilmeyi…

Kimi zaman kulağımı kendi ruhuma dayayıp onun söylediklerini duyabilmeyi…
Kimi zaman çimlere uzanıp dünyanın kalp atışlarına kulak kesilmeyi…

16 Ocak 2026

Sessizliğin arkası gerçekten de en güvenli yer miydi?

Image

Düşünüyorum!
Bugün yaptığım ya da yapmaktan kaçındığım neler, acaba çocuk beni üzerdi?
 
Her şey eş zamanlı olarak aynı anda yaşanıyorsa gerçekten,
Ve o çocuk hâlim, şu an o ilk evimizin penceresinden bana bakmaktaysa…
 
Hala hatırlıyorum onun gözlerindeki umut ışığını,
İnandığı şeyleri, hayallerini sabırla bekleyişini…
 
Büyüdükçe o gözlerdeki ışığı söndüren şeyleri normalleştirdiğim için ne düşünüyordur acaba şimdi?
 
Sessiz kalıp, susmayı öğrendiğim.
Kendimi anlatmamayı, açıklama yapmamayı, beni anlamayanı zorlamamayı seçtiğim için bana ne söylerdi acaba şimdi?

12 Ocak 2026

Zihnin gerçeği sana nasıl yansıtacağına, zihnindeki ipleri düne bağlı düşünceler karar verir.

Image

Yaşadığımız her şeyi, zihnimizin aynasından yansıdıktan sonra kavrarken,

Zihnimiz, bildiklerini, biriktirdiklerini gerçeğin tek kaynağı yapmış,
Gerçeği sadece belleğin bulduklarıyla sınırlamışken.
 
Hayatımızın pusulası yaptığımız, eylemlerimizi, davranışlarımızı biçimlendiren düşüncelerimiz,
Zihnimizde kendi hapishanesini çoktan kurmuşken.
 
Bilme ve bilgi birbirine bulaşmış,
Koşullanmalarımız, yaşadıklarımızı sürekli zihnimizde var olan kalıplarla eşleştirirken,

Bugün gerçek sandığımız şeylerin aslında dünün bir yanılsaması olmadığını hangimiz kanıtlayabilir ki?

31 Aralık 2025

Bir tarafa kazandırıp, diğer tarafa kaybettirmeyen güçlü bir duygu!

 

Image

Yalnızlığının lüksü içinde yaşadığı çatı katındaki dairesinin camından, akşam karanlığının çökmekte olduğu şehire doğru baktı...

Binaların yavaş yavaş yanan ışıklarının, şehrin sülietini oluşturmalarını izledi bir süre, keyifle. Sonra müzik setine doğru yöneldi. Son bir kaç gündür değişmeyen cd’yi bir kez daha kutusundan çıkartıp, cd çalara yerleştirdi ve sesini çok hafif açtı. 

Odanın içine yayılmaya başlayan müziğin tınıları, onun kulaklarına ulaştığında büyük bir keyifle gözlerini kapadı. Çalan parçanın o inanılmaz güzellikteki giriş bölümü bitene kadar, sanki bestecisine karşı bir saygı duruşunda bulunurcasına, olduğu yerde hiç kıpırdamadan durdu ve dinledi…

Parçanın giriş bölümünün sona ermesi ile birlikte, şehrin sülietine bakan koltuğuna oturdu. Çöken karanlıkla birlikte, binalardan kaldırımlara dökülmeye başlayan ışıkların altında, elele yürümekte olan çiftleri takip etti gözleri. 

Yaşadıkları, yaşamakta oldukları aşkları, aşklarına yükledikleri anlamları düşündü

Bu düşüncesinin sonuçsuzluğunu fark edince de, gülümsedi ve başkalarının yaşadıklarını anlamaya çalışmak yerine, kendisinin uzun süredir uzak kaldığı bu harika duyguyu kendince tanımlamaya çalıştı.

Uzun zamandır aşık olamadığı için mi, aşka çıkar karıştırıldığını düşündüğünü, yoksa aşkın içinde var olan çıkar ilişkisi yüzünden mi artık aşık olamadığını düşündü. 

Bir karar veremedi…