Boncugum
17 Temmuz 2012 Salı
Baslik yok...
Dün ögleden sonra cenaze töreni vardi mezarlikta. Hamilelik yada dogum sirasinda ölen bebekleri defnettiler. Bizde olsa ne olurdu diye düsünmeden edemedim... Cok agladim, üzüldüm ama o bebeklere gösterilen saygiyada sasirmadan edemedim. Iki tane rahibe incilden konusmalar yaptilar, ölen bebeklerin melek olduklarindan ve bizi cennette beklediginden bahsettiler. Sonra iki mezarlik görevlisi tabutu defnedilecek yere kadar tasidilar, saygiyla topraga indirdiler, sonra sapkalarini cikarip selam durdular...Arkadasim Anne yanimdaydi, iyiki yanimdaydi yanliz oraya gidebilirmiydim bilmiyorum...Böylece son adimda atilmis oldu, simdi dogmayan bebegimin kalbimde oldugu gibi dünyadada bir yeri var...
30 Haziran 2012 Cumartesi
Üzücü bir geri dönüs...
Bloggerin yeni imajini pek begenmedim karisik geldi biraz alismak gerekiyor... Üzücü bir dönüs oldu bu... Leon Can'a kardes gelecekti 18. haftada kalbinin durdugu tespit etti dr. Cok kötü bir iki gün gecirdik hastanede, Thomas yanimdan ayrilmadi. Birserlere yazmam lazimdi yaziyorum. Insan hic böyle seyleri düsünmüyor hamile kalinca, en azindan ben düsünmemistim. Leon Can o gün benimle geldi dr a, dogumgünümdü ayni zamanda. En cok oglumun yanimda olmasi koydu bana, bebek belki uyuyordur falan dedi dr a, bebek monitörde hareket etmeyince...Daha dogrusu kalbi 18. haftada durmamis, dr um 15. hafta falan diye tahmin ediyor. Yani 3 hafta tasimisim ben onu... Psikoloji berbat...Sürekli konusuyorum bu konu hakkinda yoksa kafayi yiycem. Bugün disari ciktik Leon Can bi bebek arabasinin yaninda dolandi durdu, tam elini icine dogru atmistiki, anne gelip bi hisimla cekti arabayi, Leon Can'a da cok kötü bakti, cocugum yerinden sicradi, cok korktu. Hic yapmadigi bir seyi yapti arabaya eline atmakla... Annecim gel dedim yanima, elleme arabayi. Korkusundan gözleri dogmustu, geldi sarildi bana, ben sadece icinde bebek varmi ona bakacaktim baska birsey yapmayacaktim, valla yalan söylemiyorum diye agladi. Sürekli bebekten bahsediyor falan, o kadar icimi acitiyorki onun bu konuda konusmasi... Kresteki ögretmeni konusmasi en iyisi diyor, bu sekilde kafasinda hallediyor sorunu...
Yilmiycaz, tek deniycez, umudumuzu kaybetmedik. Bunun benim kafamda saplanti olmasindan korkuyorum biraz. Sokakta sürekli hamile kadinlari görüyorum, algida secicilik bu olsa gerek...Ve bundan nefret ediyorum, görmek istemiyorum... Cok üzgünüm...
Yilmiycaz, tek deniycez, umudumuzu kaybetmedik. Bunun benim kafamda saplanti olmasindan korkuyorum biraz. Sokakta sürekli hamile kadinlari görüyorum, algida secicilik bu olsa gerek...Ve bundan nefret ediyorum, görmek istemiyorum... Cok üzgünüm...
5 Mart 2012 Pazartesi
Ühüüü ne kadar zaman gecmis yine
Cok ihmal etmisim blogumu. Eski yazilara baktim cok komik geldi yer yer... Yazmisim öyle salak salak gibi bir his olustu icimde:) Bigimiz u hafta raporluyum evdeyim, üsüttüm sanirim. Mart sonu Ankara'dayiz kismetse 2 hafta paskalya zamani ucuyoruz:) Leon Can seviniyor deli gibi, kac gece uyuycaz diye soruyor. Bizde hersey ayni. Leon Can krese devam, ben ise... Sporumuz ve müzigimiz var devam ediyor. Hayat gecip gidiyor:)Leon Can kocaman adam oldu büyüyor...
Icime yazmak icin pek istek kalmamis:( Belki bir ara dönerim yine buralara...
Sevgiler
Icime yazmak icin pek istek kalmamis:( Belki bir ara dönerim yine buralara...
Sevgiler
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Ben geldim:)
Cok cooook uzun bir aradan sonra geldim yine. Aklimda yazacak cok sey vardi ama yazmaya baslayinca hepsi uctu gitti. Yine Leon Can’dan baslayayim. Su siralar terrible two’nun terrible 3,5 gunu yasiyoruz desem yeridir… Leon Can’da bir asilik bir vurdumduymazlikki sorma gitsin. Cok abartili olmasada bu durum, bu cocukltan böyle asiliklilere alisik olmadigimdan cinlerin tepeye cikmasi an meselesi oluyor. Örnegin gecen markete gittik, tost ekmegi almaya, baska birseylerde alinca tost ekmegini eline verdim haydi sen tasi dedim kasaya kadar. Ekmegi sallamaya basladi, annecim sallamadan tasi ekmegi dedim. Ben kasaya ilerlerken bir baktim Leon Can yok arkamda, Leon Can , Leon Caaaan diye marketi gezerken birde baktim bizim Nuri raflarin arasinda egilmis cabuk cabuk yere sacilan ekmekleri toplamaya calisiyor! Leon Can ne yaptin dedim, aman yaaa elimden kaydi düstü poset ben bisey yapmadim Efsun oldu cevabi. Allah’im sen sabir ver yarabbim seklinde topladik artik ekmekleri yerden… Bir yandanda onun o hali görmeye degerdi, cok ama cok komikti!
Sizede oluyormu cevreden kinayeli elestiriler, sen cok akilli bir cocuktun simdi cok yaramaz oldun falan diye. Leon Can’i ayda yilda bir gören insanlarin hepsi pedagog kesildi basimiza. Sanirim bu baskiyi kaldiramiyorum ben, sinir oluyorum ve hatta nefret ediyorum. Cok benim degilmi kardesim, ee o zaman egitimide bana ait! Bu baski altinda olusan sinir harbide Leon Can’a yansiyor ister istemez. Sesimi yükselttigim anlar cogalmaya basladi:( Örnegin Thomas’in babasi agir istir, Leon Can’in söylediklerini yarim yamalak anlar ve anlamadigi sey hakkinda yorum yapar. Benimde cinler cikar yine tepeye!!!
Onu karsima alip ciddi ciddi konusuyorum, özür dilerim Efsun hic üzmiycem bidaha seni diyor, bakiyosun ertesi gün yine ayni! Tabiiki 3,5 yasindaki cocuktan süper bir performans beklemiyorum ama kresten aldigim zamanda kosarak uzaklasirken, Leon Can diye seslendigimde durmasini istiyorum. Yanlizken problem yok, kresten aliyorum güle oynaya eve geliyoruz. Eger baska bir annede aliyorsa cocugunu ve bu cocuk Leon Can’in arkadasiysa cosuyor bizim oglan! O zaman anneyi görmüyor hic gözü! Tabii duymuyorda ayni zamanda! Leon Can’dan büyük cocugu olan arkadaslar, deli annem örnegin, oldumu sizdede böyle evreler? Neler yaptiniz bu durumda? Sanki bir sinava hazirlanirsin, hazirlanirsinda o sinav günü geldiginde aklinda hic bir sey kalmaz ya öyle oluyor iste bana, okudugum binlerce sayfa kitaptan hic birsey kalmamis sanki aklimda…
Bu asiliklerinin yaninda icimi eriten halleride olmasa iyice timarhanelik oluruz herhalde:)
En nihayetinde kendime gelince, dogumgünümde fotografcilik kursu hediye aldim, ona basladim. Dün ilk exkursionumuz vardi. Zevkli gecti, ilerletmeyi cok istiyorum, benimde güzel fotograflarim olsun:) Örgü, incik, boncuk derken baska bir yöne kanalize olmak istedim, yapacagim iside bilerek yapayim dedim. Kendimle ilgili olan bitenler kisacik bir paragrafla sinirli ne yazikki, cünkü is, güc, ev hep ayni degisen birsey yok hayatimda…
Sizede oluyormu cevreden kinayeli elestiriler, sen cok akilli bir cocuktun simdi cok yaramaz oldun falan diye. Leon Can’i ayda yilda bir gören insanlarin hepsi pedagog kesildi basimiza. Sanirim bu baskiyi kaldiramiyorum ben, sinir oluyorum ve hatta nefret ediyorum. Cok benim degilmi kardesim, ee o zaman egitimide bana ait! Bu baski altinda olusan sinir harbide Leon Can’a yansiyor ister istemez. Sesimi yükselttigim anlar cogalmaya basladi:( Örnegin Thomas’in babasi agir istir, Leon Can’in söylediklerini yarim yamalak anlar ve anlamadigi sey hakkinda yorum yapar. Benimde cinler cikar yine tepeye!!!
Onu karsima alip ciddi ciddi konusuyorum, özür dilerim Efsun hic üzmiycem bidaha seni diyor, bakiyosun ertesi gün yine ayni! Tabiiki 3,5 yasindaki cocuktan süper bir performans beklemiyorum ama kresten aldigim zamanda kosarak uzaklasirken, Leon Can diye seslendigimde durmasini istiyorum. Yanlizken problem yok, kresten aliyorum güle oynaya eve geliyoruz. Eger baska bir annede aliyorsa cocugunu ve bu cocuk Leon Can’in arkadasiysa cosuyor bizim oglan! O zaman anneyi görmüyor hic gözü! Tabii duymuyorda ayni zamanda! Leon Can’dan büyük cocugu olan arkadaslar, deli annem örnegin, oldumu sizdede böyle evreler? Neler yaptiniz bu durumda? Sanki bir sinava hazirlanirsin, hazirlanirsinda o sinav günü geldiginde aklinda hic bir sey kalmaz ya öyle oluyor iste bana, okudugum binlerce sayfa kitaptan hic birsey kalmamis sanki aklimda…
Bu asiliklerinin yaninda icimi eriten halleride olmasa iyice timarhanelik oluruz herhalde:)
En nihayetinde kendime gelince, dogumgünümde fotografcilik kursu hediye aldim, ona basladim. Dün ilk exkursionumuz vardi. Zevkli gecti, ilerletmeyi cok istiyorum, benimde güzel fotograflarim olsun:) Örgü, incik, boncuk derken baska bir yöne kanalize olmak istedim, yapacagim iside bilerek yapayim dedim. Kendimle ilgili olan bitenler kisacik bir paragrafla sinirli ne yazikki, cünkü is, güc, ev hep ayni degisen birsey yok hayatimda…
6 Nisan 2011 Çarşamba
Cocugumuzu koruyalim..
Bir ara Nurturia’da yazmistim kreste bir workshopa katildigimi. Cocuklarin kendilerini korumalariyla ilgiliydi. Cok faydali seyler anlatti workshopu düzenleyen kisi. Yazacaklarimi onun agzindan yaziyorum sanki ben ahkam kesiyormusum gibi olmasin yani. Günlük hayatta belkide farkinda olmadan yaptigimiz bir ton yanlistan bahsetti. Bunlardan biri örnegin cocuklari c.ipla.kk.en sevmemiz, giyinik olsalar bile p.opo.lar.ini mincirmamiz falan. Ke-sin-lik-le yapmayin diyor uzman kisi, cocuk annem babam yapiyor nasilsa bu amcanin yapmasindada sakinca yok diye düsünebilir. Bizim millette cok vardir ya böyle sevme sekli. Ben Leon Can’in göbegini acip öperdim yada yüzümle göbegini gidiklardim, hic yapmamaya karar verdim.
2. Cocuklari baskalariyla özelliklede onlarin konusmak yada selamlamak istemedikleri kisilerle konusmaya zorlamayin. Bizde vardir ya, hadi ama abiye yada amcaya elini ver bi akilli cocuk ol merhaba, hosgeldin de, falan. Ayni bunlari tarif etti uzman kisi. Zor-la-ma-yin!
3. Biraz büyüyüpte sokakta tek baslarina dolasmaya basladiklari zaman yada bir alisveris merkezinde gözden kaybolduklari zaman yanlarina yaklasan kisi eger onlarla konusma ortami yaratmaya calisirsa ve cocuk kendini bu durumda iyi hissetmezse „rahat birakINIZ beni“ seklinde bagararak cevredekilerin dikkatini cekmeyi basarabilir. Almanya’da „DU“ ve „SIE“ konusma sekli, (Türkiye’de „sen“ ve „siz“) kisiye hitap sekli cevrenin dikkatini cekmede basarili olur. Bir cocuk annesine yada babasina „beni rahat birakiniz!“ „lassen Sie mich in Ruhe!“ diye bagirmaz örnegin. Bizde pek sizli bizli konusulmadigindan Türkcede cok fark yaratmiyor sanirim ama burada fark ediyor iki hitap seklide.
4.Yaptigimiz en büyük yanlis „tanimadigin insanlarla konusma“ imis! Söyle bir diyalogtan örnek verdi uzman:
Adam: hey merhaba!
Cocuk: seni tanimiyorum seninle konusamam.
Adam: gel tanisalim o zaman benim adim xy … senin adin ne? Diye devam eden bir sohbet baslar…
Böylece cocuk konusmanin icine cekiliverir birden…
Dogrusu: „tanimadigin bir insan seni rahatsiz ederse, karninda kocaman bir tas varmis gibi hissedersen, rahat birakiniz beni diye bagirmaktan cekinme. Kacmaya yada karsindaki insana vurmaya kalkarsan o kisiyi kizdirabilirsin ve bu hic iyi olmaz oldumu“
Tabii teoride anlatirken insanin aklina mantigina yatan seyler pratikte ne kadar uygulanabilir bilinmez. Ben Leon Can’la bu sekilde konussam beni ne kadar anlar bilemem. Ayrica kacma ic güdüsü herkeste var, ben olsam bende kacarim diyorum kendi kendime.
Hergün haberlerde baska bir cocugun ölüm haberiyle karsilasiyoruz neredeyse, midem bulaniyor böyle seyler duydukca. Allah kimsenin basina böyle seyler vermesin.
2. Cocuklari baskalariyla özelliklede onlarin konusmak yada selamlamak istemedikleri kisilerle konusmaya zorlamayin. Bizde vardir ya, hadi ama abiye yada amcaya elini ver bi akilli cocuk ol merhaba, hosgeldin de, falan. Ayni bunlari tarif etti uzman kisi. Zor-la-ma-yin!
3. Biraz büyüyüpte sokakta tek baslarina dolasmaya basladiklari zaman yada bir alisveris merkezinde gözden kaybolduklari zaman yanlarina yaklasan kisi eger onlarla konusma ortami yaratmaya calisirsa ve cocuk kendini bu durumda iyi hissetmezse „rahat birakINIZ beni“ seklinde bagararak cevredekilerin dikkatini cekmeyi basarabilir. Almanya’da „DU“ ve „SIE“ konusma sekli, (Türkiye’de „sen“ ve „siz“) kisiye hitap sekli cevrenin dikkatini cekmede basarili olur. Bir cocuk annesine yada babasina „beni rahat birakiniz!“ „lassen Sie mich in Ruhe!“ diye bagirmaz örnegin. Bizde pek sizli bizli konusulmadigindan Türkcede cok fark yaratmiyor sanirim ama burada fark ediyor iki hitap seklide.
4.Yaptigimiz en büyük yanlis „tanimadigin insanlarla konusma“ imis! Söyle bir diyalogtan örnek verdi uzman:
Adam: hey merhaba!
Cocuk: seni tanimiyorum seninle konusamam.
Adam: gel tanisalim o zaman benim adim xy … senin adin ne? Diye devam eden bir sohbet baslar…
Böylece cocuk konusmanin icine cekiliverir birden…
Dogrusu: „tanimadigin bir insan seni rahatsiz ederse, karninda kocaman bir tas varmis gibi hissedersen, rahat birakiniz beni diye bagirmaktan cekinme. Kacmaya yada karsindaki insana vurmaya kalkarsan o kisiyi kizdirabilirsin ve bu hic iyi olmaz oldumu“
Tabii teoride anlatirken insanin aklina mantigina yatan seyler pratikte ne kadar uygulanabilir bilinmez. Ben Leon Can’la bu sekilde konussam beni ne kadar anlar bilemem. Ayrica kacma ic güdüsü herkeste var, ben olsam bende kacarim diyorum kendi kendime.
Hergün haberlerde baska bir cocugun ölüm haberiyle karsilasiyoruz neredeyse, midem bulaniyor böyle seyler duydukca. Allah kimsenin basina böyle seyler vermesin.
10 Mart 2011 Perşembe
Günesli bir gün...
Müsterilerin telefonlarina cevap verirken bir yandan, bir yandan günesin gözümü kör etmesine izin veriyorum:) Bu sabah sanirim ilk defa yola cikarken karanlik degildi yada ben bunu ilk defa tam anlamiyla farkettim. Ne güzel günler uzuyor artik… Günesli bir günün Pazartesi olmasi koymuyor insana dogrusu…:)
Mart sonundan nisan sonuna kadarTürkiye’de Leon Can. 2. experiment annesiz babasiz:) Ilki iyi gecmis sayilirdi onun icin ikinciye cesaret ettik. Ilkinde gerci hastalanmisti kücük adam ve bana biraz küsmüstü sanirim onu yanliz biraktigim icin ama yinede iyi gecmisti… Simdi yine Thomas’la gidecek ve ben onu alip gelicem. Gidecegi, ucaga binecegi icin cok seviniyor. Ben iki hafta yanlizim evde. Yarim kalmis ne varsa bitiricem. Sonra hoop Efsun’da Türkiye yolcusu kismetse. Örgülerimi bitiricem önce sonra tuval aldim kendime resim yapicam (önce bir fikir bulmam lazim resmi yapabilmek icin:))
Bugün Nurturia’da bloglarin kapandigini ögrendim, Allah’im nereye gidiyor bu memleket!? Sacmalik diz boyu! Manyak mi bu insanlar, böyle bir fiilin amaci ne olabilirki, susturmak mi insanlari!? Ne olacak peki? Herkes blogunu wordpress e mi tasiyacak, ben buradan girebiliyorum, o zaman Türkiye’deki arkadaslarim okuyamayacaklar beni:( Haftasonu bu olaya bir el atip bende tasinayim bari… Memleketin geldigi duruma bak ya…
Günesli pazartesinin üstünden ne cok pazartesi gecmis, ben hala bitirmemisim yazimi. Bugün sabah yola cikarken icime cektigim hava, bana Antalya animasyon günlerini hatirlatti. Kampa girdigimizde sabah kalkip kosardik, canimiz cikardi ama cok güzel günlerdi, hayatimda unutamayacagim günlerdi onlar… Iste bu sabahki havayla ozaman icime cektigim hava ayniydi sanki, yagmurlu, yesillik kokulu… Mini Club animatörüydüm ben, yazin 50 derece hissedilen sicaginda 70 cocukla cocuk oyunu cikartan:) Leon Can’in beni cikdirttigi zamanlarda nasil calismisim ben o kadar cocukla demeden edemiyorum yani:)
Leon Can bu hafta hep evdeydi, babaanneyle dede baktilar. Biraz soguk alginligi söz konusuydu gecti simdi. Dün eczaneye ugradim cocuk vitamin sorayim dedim, biz hic kullanmadik cevremde cok kisi var kullanan,. Eczaci bayan cocuk herseyden yiyorsa, sebze, meyve, balik, et hic gerek yok dedi vitamin falan. Sokaga atilmis para diyede ekledi. Kararsiz kaldim biraz sonra hak verdim kadina, Leon Can’in yemesi bana cekmis, cogunlukla yemekle problemi yok. Ne demisler günde bir elma doktoru evden uzak tutarmis:)
Leon Can gecen hafta midesini bozmustu, virus varmis kreste bir gün boyunca ne yediyse kusmustu. Ertesi gün bana iyi oldugunu anlatmaya calisirken “kus yokmadi” dedi güldürdü beni Türkce yetenegi kocaman oglum benim:)))))
Mart sonundan nisan sonuna kadarTürkiye’de Leon Can. 2. experiment annesiz babasiz:) Ilki iyi gecmis sayilirdi onun icin ikinciye cesaret ettik. Ilkinde gerci hastalanmisti kücük adam ve bana biraz küsmüstü sanirim onu yanliz biraktigim icin ama yinede iyi gecmisti… Simdi yine Thomas’la gidecek ve ben onu alip gelicem. Gidecegi, ucaga binecegi icin cok seviniyor. Ben iki hafta yanlizim evde. Yarim kalmis ne varsa bitiricem. Sonra hoop Efsun’da Türkiye yolcusu kismetse. Örgülerimi bitiricem önce sonra tuval aldim kendime resim yapicam (önce bir fikir bulmam lazim resmi yapabilmek icin:))
Bugün Nurturia’da bloglarin kapandigini ögrendim, Allah’im nereye gidiyor bu memleket!? Sacmalik diz boyu! Manyak mi bu insanlar, böyle bir fiilin amaci ne olabilirki, susturmak mi insanlari!? Ne olacak peki? Herkes blogunu wordpress e mi tasiyacak, ben buradan girebiliyorum, o zaman Türkiye’deki arkadaslarim okuyamayacaklar beni:( Haftasonu bu olaya bir el atip bende tasinayim bari… Memleketin geldigi duruma bak ya…
Günesli pazartesinin üstünden ne cok pazartesi gecmis, ben hala bitirmemisim yazimi. Bugün sabah yola cikarken icime cektigim hava, bana Antalya animasyon günlerini hatirlatti. Kampa girdigimizde sabah kalkip kosardik, canimiz cikardi ama cok güzel günlerdi, hayatimda unutamayacagim günlerdi onlar… Iste bu sabahki havayla ozaman icime cektigim hava ayniydi sanki, yagmurlu, yesillik kokulu… Mini Club animatörüydüm ben, yazin 50 derece hissedilen sicaginda 70 cocukla cocuk oyunu cikartan:) Leon Can’in beni cikdirttigi zamanlarda nasil calismisim ben o kadar cocukla demeden edemiyorum yani:)
Leon Can bu hafta hep evdeydi, babaanneyle dede baktilar. Biraz soguk alginligi söz konusuydu gecti simdi. Dün eczaneye ugradim cocuk vitamin sorayim dedim, biz hic kullanmadik cevremde cok kisi var kullanan,. Eczaci bayan cocuk herseyden yiyorsa, sebze, meyve, balik, et hic gerek yok dedi vitamin falan. Sokaga atilmis para diyede ekledi. Kararsiz kaldim biraz sonra hak verdim kadina, Leon Can’in yemesi bana cekmis, cogunlukla yemekle problemi yok. Ne demisler günde bir elma doktoru evden uzak tutarmis:)
Leon Can gecen hafta midesini bozmustu, virus varmis kreste bir gün boyunca ne yediyse kusmustu. Ertesi gün bana iyi oldugunu anlatmaya calisirken “kus yokmadi” dedi güldürdü beni Türkce yetenegi kocaman oglum benim:)))))
Kaydol:
Yorumlar (Atom)