<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:cc="http://cyber.law.harvard.edu/rss/creativeCommonsRssModule.html">
    <channel>
        <title><![CDATA[Stories by nonplatform on Medium]]></title>
        <description><![CDATA[Stories by nonplatform on Medium]]></description>
        <link>https://medium.com/@nonplatform?source=rss-869950435a21------2</link>
        <image>
            <url>https://cdn-images-1.medium.com/fit/c/150/150/1*_xqni_RH6ANRFmlvqbyPXg.png</url>
            <title>Stories by nonplatform on Medium</title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform?source=rss-869950435a21------2</link>
        </image>
        <generator>Medium</generator>
        <lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 20:50:35 GMT</lastBuildDate>
        <atom:link href="https://medium.com/@nonplatform/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        <webMaster><![CDATA[yourfriends@medium.com]]></webMaster>
        <atom:link href="http://medium.superfeedr.com" rel="hub"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakan Tosun Davasında İlk Duruşma: Adalet Talebine Barikat!]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/hakan-tosun-davas%C4%B1nda-i%CC%87lk-duru%C5%9Fma-adalet-talebine-barikat-579ef12fb2a5?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/579ef12fb2a5</guid>
            <category><![CDATA[bakırköy-adliye-sarayı]]></category>
            <category><![CDATA[hakan-tosun]]></category>
            <category><![CDATA[hakan-tosun-davası]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:14:32 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-05-06T21:14:32.358Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>Esenyurt’ta sokak ortasında katledilen bağımsız gazeteci Hakan Tosun davasının ilk duruşması, Bakırköy Adliyesi’nde polisin basın mensuplarına ve avukatlara yönelik sert engellemeleriyle başladı. Sanıkların “tahrik” savunmalarına aile, Tosun’un 30 yıllık çevre ve hak mücadelesini hatırlatarak yanıt verdi. Tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verilirken ikinci duruşmanın 8 Temmuz’da görüleceği bildirildi.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*H4kG9mg6RkL7wB8V" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar — 6 Mayıs 2026, İstanbul, Bakırköy Adliye Sarayı önü basın açıklaması, Hakan Tosun’un Annesi Fatma Tosun [Ortada]</figcaption></figure><p><strong>İSTANBUL </strong>— Bağımsız gazeteci Hakan Tosun’un darp edilerek öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması, bugün Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saat 14.00’da başlaması planlanan duruşma, yargılamanın yapılacağı salonun önündeki kolluk kuvvetlerinin müdahalesi ve arbede nedeniyle yaklaşık bir saat gecikmeyle başlayabildi.</p><h3>Polis Engeli Adliye Yolunda Başladı</h3><p>Günün ilk gerginliği Bakırköy Metrosu önünde yaşandı. Saat 12.00’da bir araya gelen Hakan Tosun’un dostları, meslektaşları ve demokratik kitle örgütleri, adliyeye kadar bir yürüyüş gerçekleştirmek istedi. Ancak polis, yürüyüşü engellemeye çalışarak adalet taleplerinin yer aldığı döviz ve flamaların indirilmesini şart koştu. Yaklaşık yarım saat süren bekleyişin ardından, Tosun’un annesi Fatma Tosun polise, <em>“Oğlumun duruşmasına gidiyorum, engellemeyi kabul etmiyorum”</em> diyerek isyan etti. Engellemelere rağmen kitle, “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarıyla adliye önüne ulaştı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*6BDAwcmYpdZ8VkrI" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar — 6 Mayıs 2026, İstanbul, Bakırköy Adliye Sarayı’na yürüyüş</figcaption></figure><h3>Cezasızlık Düzenine Sorular</h3><p>Adliye önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, soruşturma sürecindeki karanlık noktalara dikkat çekildi. Açıklamada şu sorular yöneltildi:</p><ul><li>Maddi delillerin karartılmasına olay yerinde, hastanede ve karakolda kimler müsaade etti?</li><li>Görüntülerde cinayete ortak olduğu açıkça görülen üçüncü kişi neden hala sanık değil?</li><li>Soruşturmadaki ihlaller neden araştırılmadı, Hakan’ı öldürenler neden korunuyor?</li></ul><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*WslPPAcNc2UhrAja" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar — 6 Mayıs 2026, İstanbul, Bakırköy Metrosu</figcaption></figure><h3>Adliye Koridorlarında Arbede</h3><p>Duruşmanın geniş kamuoyu katılımı nedeniyle büyük salonda yapılması talebi büyük salonun müsait olmadığı belirtilerek reddedilmişti. Küçük salona önce 4, sonra sadece 7 gazetecinin alınacağının söylenmesi üzerine tepki gösterilmesi sonrası basına yönelik engelleme burada da gerçekleşti. Adliye koridorlarında arbede çıktı. Polis, basın mensuplarını ve avukatları zor kullanarak alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Bir gazetecinin polis tarafından kolundan çekilerek salonun ters yönüne doğru fırlatılması tepkileri büyüttü. Pek çok basın mensubunun öncesinde, ezilme tehlikesi geçirdiği duruşma, ancak 14.55 sularında başlayabildi. Tepkiler üzerine gazeteciler ve avukatlar için başka bir salona ekran kurularak duruşmayı izleme imkanı sağlandı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*z-b6YFWiQvgWL3DQ" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar — 6 Mayıs 2026, İstanbul, Bakırköy Adliye Sarayı</figcaption></figure><h3>Sanıkların Savunması: “Dürttüm”</h3><p>Duruşmada “kasten öldürme” suçundan yargılanan sanıklar, suçlamaları “tahrik” iddiasıyla kabul etmeyerek, öldürme gibi bir niyetleri olmadığını söyledi.</p><p>Hakan Tosun’un kendilerine küfür ettiğini ve çevreye rahatsızlık verdiğini iddia eden sanıkların, ölümcül darbeleri “hafifçe vurdum”, “yalnızca dürttüm” şeklinde savunması salonda tepkiyle karşılandı.</p><h3>Ailenin Yanıtı: “Hakan Ömrünü Çevre Mücadelesine Adadı”</h3><p>Sanıkların iddialarına karşı söz alan Tosun ailesi, gerçeklerin saptırıldığını vurguladı:</p><ul><li><strong>Kız Kardeş Öznur Tosun:</strong> “Ağabeyim uyuşturucu kullanan veya çevreye rahatsızlık veren biri değildi. Ben de o bölgede oturuyordum. Söylenen her şey gerçeklerin saptırılmış hali. İftiraları kabul etmiyoruz.”</li><li><strong>Anne Fatma Tosun:</strong> “Saat 7&#39;de beni aradı, ‘Anne geliyorum’ dedi. Bir daha ulaşamadım, telefonunu elinden aldılar. Karıncayı incitmezdi, 100 lirası olsa hayvanlara bağışlardı. Kafasına özellikle çalışmışlar. Bu çocuk kendi mi vurdu kafasını?”</li><li><strong>Abla Özlem Tosun:</strong> “Hakan, 30 yılını çevre örgütlerine ve toplumsal mücadeleye adamış bir insan. Alkol almış, kadına kıza laf atmış gibi iddialar tamamen asılsız. Onu tanıyan binlerce insan gerçeği biliyor.”</li></ul><h3>Tutukluluk Devam Ediyor</h3><p>İstanbul ve Antalya Baroları’nın müdahillik talebinde bulunduğu duruşmada toplam 13 tanık dinlendi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 8 Temmuz 2026 tarihine erteledi.</p><p><a href="https://twitter.com/Hakananeoldu/status/2052074522098954732?s=20">https://twitter.com/Hakananeoldu/status/2052074522098954732?s=20</a></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=579ef12fb2a5" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Halkların İklim Zirvesi İstanbul Meclisi Kuruldu]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/halklar%C4%B1n-i%CC%87klim-zirvesi-i%CC%87stanbul-meclisi-kuruldu-97e270010261?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/97e270010261</guid>
            <category><![CDATA[i̇klim-değişikliği]]></category>
            <category><![CDATA[iklim-adaleti]]></category>
            <category><![CDATA[halkların-iklim-zirvesi]]></category>
            <category><![CDATA[climate-change]]></category>
            <category><![CDATA[i̇klim-krizi]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Sun, 03 May 2026 19:41:59 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-05-03T19:41:59.887Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen Halkların İklim Zirvesi buluşmasında farklı kesimlerden katılımcılar bir araya geldi. Buluşma sonunda İstanbul Meclisi’nin kurulması için çağrı yapıldı.</p><p><a href="https://medium.com/u/1b44f0faa930">mehmet temel</a> 03.05.2026</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*NWAvs0fHWl05bIpDOQaJUw.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel — nonplatform</figcaption></figure><p>İSTANBUL — Halkların İklim Zirvesi İstanbul Buluşması, 3 Mayıs Pazar günü Beyoğlu’nda bulunan Divriği Kültür Derneği’nde gerçekleştirildi. İklim adaleti, eşitlik ve doğayla uyumlu bir yaşam talebi etrafında bir araya gelen 90’dan fazla katılımcı; sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar, siyasi partiler, gençlik hareketleri ve bağımsız aktivistlerden oluştu.<br>Buluşmada, Halkların İklim Zirvesi İstanbul Meclisi’nin kurulması yönünde adım atıldığı ve sürecin kolektif bir şekilde yürütüleceği ifade edildi. Toplantının, Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan Halkların İklim Zirvesi’ne giden sürecin yerel ayağını güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi.</p><p>Etkinliğin açılış konuşması Nil Ormanlı tarafından yapılırken, moderasyonu da yine Ormanlı üstlendi. Program kapsamında Demet Parlar, “COP31 ve Halkların İklim Zirvesi nedir?” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Çiğdem Özbaş, Glasgow ve Belem deneyimlerine dair değerlendirmelerde bulunurken, Ege Tok ise Halkların İklim Zirvesi’nin bugüne kadar yürüttüğü çalışmaları aktardı. Kübra Ayçiçek, İstanbul’un ekolojik sorunlarına ilişkin bir sunum yaparken, üniversite öğrencisi Meryem, gençliğin bu sürece bakışını paylaştı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*R8OLziklhmG32TPrj3dSOw.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel — nonplatform</figcaption></figure><p>Yapılan konuşmalarda, iklim krizinin derinleştiği ve mevcut uluslararası mekanizmaların bu krize çözüm üretmekte yetersiz kaldığı vurgulandı. Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Taraflar Konferansı’nın (COP) yıllardır sürmesine rağmen küresel ölçekte doğa tahribatının devam ettiği ifade edildi. Bu çerçevede, çözümün yalnızca devletler arası müzakerelerde değil; iklim adaletsizliğini doğrudan yaşayan kesimlerin deneyimleri, dayanışması ve ortak mücadelesinde olduğu dile getirildi.</p><p>Konuşmaların ardından forum bölümüne geçildi. Katılımcılar, “Halkların İklim Zirvesi’nden beklentileriniz nelerdir?” ve “Halkların İklim Zirvesi’ne nasıl katkıda bulunabilirsiniz?” soruları çerçevesinde söz alarak görüşlerini paylaştı. Forumda, ortak mücadele olanakları, dayanışma ağlarının güçlendirilmesi ve yerel örgütlenmenin geliştirilmesi başlıkları öne çıktı.<br>Buluşmanın sonunda, İstanbul’da Halkların İklim İstanbul Zirvesi Meclisi’nin oluşturulması için tüm katılımcılara açık bir çağrı yapıldı.</p><p>Önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı toplantılar düzenlenmesi ve ortak çalışmaların sürdürülmesi hedefleniyor.</p><p>Halkların İklim Zirvesi süreci, daha önce yapılan çağrılarda da vurgulandığı üzere; şirketlerin ve kirletici politikaların etkisine karşı, iklim adaletsizliğinin yükünü taşıyanların sözünü merkeze alan alternatif bir buluşma zemini oluşturmayı amaçlıyor. İstanbul buluşması da bu sürecin yerel ölçekte örgütlenmesine yönelik önemli adımlardan biri oldu.</p><p>*Halkların İklim Zirvesi Meclisi kuruluşunu 20 Şubat 2026 da düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurmuştu ve katılım çağrılarına devam etmişti. Açıklamanın haberi ve davet linkleri aşağıdadır.</p><p><a href="https://medium.com/@nonplatform/ekolojik-y%C4%B1k%C4%B1ma-kar%C5%9F%C4%B1-halklar%C4%B1n-i%CC%87klim-zirvesi-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-805c88a115e0">Ekolojik yıkıma karşı “Halkların İklim Zirvesi” çağrısı</a></p><p>İstanbul buluşmasından kareler;</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*1ghACAZv0jBEUjsYE7aO0w.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*SWNe3rhCafq1mmT0noP-1w.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*2HXtfDSaRuKOJmMhW5dSRQ.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*nZG1ORV4rcoSrLmWyQnwQg.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*tn-uiELqghWIKrLjRhO63g.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*5C93DezQGsuubrHJFzD3xw.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*7fM5JnCbVHfWzkuFCni8zw.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*4KXy9_Syl8OcFYuaED8egQ.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*VPv5XqvDd1ut_tnatYBaRg.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*tUE0WN1xDc6lRjPy_QvWeA.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*-FFKusBw9GFCpkTF9CgaRw.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*0KLWbSgqFjH89qSbSezoGg.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Pj57R3EiEoFYp2v8nfXBOg.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*uLMWJI0l0b2NgREam9LGXA.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*dRVeaX7qP2OFnvmsqkAtwA.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*CFf4FGrhSJsVrSel0-iZag.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*6vswuXXJ3EO09VJIiBIWSw.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*ypzS__wcoJYxym8HHZ7L9A.jpeg" /></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=97e270010261" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Esra Işık’ın Tutuklanmasına Meydanlardan Tepki: “Mücadele Bayrağını Devralıyoruz”]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/esra-i%C5%9F%C4%B1k%C4%B1n-tutuklanmas%C4%B1na-meydanlardan-tepki-m%C3%BCcadele-bayra%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-devral%C4%B1yoruz-16bac67be7e9?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/16bac67be7e9</guid>
            <category><![CDATA[i̇kizköy]]></category>
            <category><![CDATA[doğa-mücadelesi]]></category>
            <category><![CDATA[esra-işık]]></category>
            <category><![CDATA[akbelen]]></category>
            <category><![CDATA[ekoloji]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:53:12 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-04-01T19:53:12.558Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>Akbelen Ormanı’nı maden talanına karşı savunan İkizköylü Esra Işık’ın, tutuklanması sonrası birçok şehirde protesto gerçekleştirildi: “Esra Işık serbest bırakılsın.”</p><p>Video haber: Cansu Acar</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2F1JKmng4AjRA%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3D1JKmng4AjRA&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2F1JKmng4AjRA%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/c23ede9af0c0a428fb34f4ab86584ea2/href">https://medium.com/media/c23ede9af0c0a428fb34f4ab86584ea2/href</a></iframe><p><strong>İSTANBUL</strong>- <strong>Muğla, Milas</strong>’a bağlı <strong>İkizköy</strong>’deki <strong>Akbelen Ormanı</strong>’nı ve topraklarını savunan <strong>Esra Işık</strong>’ın dün (31 Mart) gözaltına alınarak tutuklanmasına karşı <strong>Muğla, Ankara, Çanakkale, İzmir </strong>ve <strong>İstanbul’</strong>da protestolar gerçekleştirildi.</p><p>İkizköylü Esra Işık, bölgede yıllardır <strong>Limak</strong> ve <strong>IC-İçtaş </strong>ortaklığındaki <strong>Yeniköy Kemerköy Enerji Şirketi’</strong>nin madeninin sebep olduğu ekokırıma karşı topraklarını ve ormanı savunan sembol isimlerden biri.</p><p>Esra Işık, bölge için 10 Ocak 2026’da maden ocağı için altı köyde alınan <strong>acele kamulaştırma</strong> kararının mahkemeye taşınmasına rağmen, 30 Mart’ta <strong>Akbelen’</strong>e gelen keşif heyetinin tespitine karşı tepki göstermesi üzerine gözaltına alındı.</p><p>İkizköylüler tespit yapılacağı haberini almasının ardından herhangi bir muhatap bulamadıklarını belirterek bölgedeki kolluk kuvvetlerine ve şirket çalışanlarına kamulaştırma kararının mahkemeye taşındığını bu nedenle de keşif yapılmasının usulsüz olduğunu belirtmiş, bunu da sosyal medya üzerinden duyurmuştu.</p><p>Işık, keşif tespit çalışmasına karşı çıktığı için gözaltına alınmasının ardından “Görevi yaptırmamak için direnme suçu”nu işlediği gerekçesiyle tutuklandı.</p><p>Işık’ın tutuklanmasına karşı İstanbul, <strong>Kadıköy’</strong>de <strong>Akbelen İstanbul Dayanışması</strong> çağrısıyla 19.00’da basın açıklaması gerçekleştirildi.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?type=text%2Fhtml&amp;key=a19fcc184b9711e1b4764040d3dc5c07&amp;schema=twitter&amp;url=https%3A//x.com/ikizkoydireniyo/status/2039271797007224989%3Fs%3D20&amp;image=" width="500" height="281" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/17a5cbb22cc23f9e375e8e189504723c/href">https://medium.com/media/17a5cbb22cc23f9e375e8e189504723c/href</a></iframe><p>Basın açıklamasında Esra Işık’ın mektubunu <strong>Doğa İçin Sanat Derneği</strong> ve Akbelen İstanbul Dayanışması’ndan <strong>Göksen Ezeltürk </strong>okudu:</p><blockquote>“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum. Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum. Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim. Ben bu toprakların kızıyım. Ben bir köylü kızıyım. Mücadelemden gurur duyuyorum. Buradan yeniden sözüm olsun. Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız. Milas bir şirketten büyüktür. Vazgeçmeyeceğiz.”</blockquote><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?type=text%2Fhtml&amp;key=a19fcc184b9711e1b4764040d3dc5c07&amp;schema=twitter&amp;url=https%3A//x.com/ikizkoydireniyo/status/2039373918046126088%3Fs%3D20&amp;image=" width="500" height="281" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/699a20e77d7e582df0e3c60e1612399c/href">https://medium.com/media/699a20e77d7e582df0e3c60e1612399c/href</a></iframe><p>Esra Işık için yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p><p>“Akbelen direnişinin öncülerinden, Milas İkizköylü Esra Işık, acele kamulaştırma yoluyla köyüne, topraklarına el konulmasına direndiği için tutuklandı.</p><p>‘Bizim hayatlarımız sayıdan ibaret değil, ardında onlarca yılın emeği var’ diyordu Esra. Köyünün, topraklarının şirketler tarafından gasp edilmesine karşı yasa, hukuk, adalet arıyordu.</p><p>2025 yılında çıkarılan <strong>maden yasası</strong> ile Esra’nın köyü dahil onlarca köy koordinatları verilerek hedef gösterilmişti. Bu hedef gösterilmenin sonucu olarak geçtiğimiz aylarda <strong>İkizköy</strong> ve çevre köylerde büyük bir <strong>zeytin talanı</strong> yaşandı.</p><p>10 Ocak 2026 tarihinde cumhurbaşkanı imzası ile<strong> acele kamulaştırma</strong> kararı verildi. İkizköy dahil yedi köy <strong>679 parsel</strong> bir gecede gasp edilmiş oldu. Bu kararın uygulanmasına yönelik <strong>arazi bedellerinin tespit edilmesi</strong> gerekiyordu. Böylece tespit edilen arazi bedelleri yatırılıp köylüler yerlerinden edilecekti. İşte Esra ve köylülerinin direnişi tam da bu matematiğe karşı doğayı ve emeği merkezine alan bir yaşamı savunuyordu.</p><p>Her nerede emek, onur ve haysiyet mücadelesi yükselse, holdinglerin emrindeki yargının bu mücadeleleri bastırmak için hızlıca hizmete sokulduğunu biliyoruz. Tespit için köylere gelen keşif heyeti, <strong>Yeniköy Kemerköy Enerji Şirketi’</strong>nin çıkarları doğrultusunda, köylülere bilgilendirme yapmadan, oldu bittiye getirerek bu süreci yürütmek istedi.</p><p>Esra ve beraberindeki köylü heyeti bu tutuma karşı çıktı. Bu şirket yanlısı tutumu tüm kamuoyuna teşhir etti. Hepimiz gördük ki şirketin güvenlik görevlisi gibi davranan jandarma, köylünün tarlasını korumasına engel olup, hukuksuzca sürdürülmek istenen keşfin köylülerin itirazına rağmen yapılmasına ortam sağladı.</p><p>30 Mart günü Akbelen girişinde<strong> keşif heyeti </strong>beklenirken Esra <strong>Danıştay ve Anayasa Mahkemesi</strong>ne yönelik bir çağrıda bulundu.</p><p><strong>Telafisi mümkün olmayan yıkım</strong> gelmeden önce acele kamulaştırma ve maden yasasının yürütmesinin durdurulmasını talep etti. Çünkü anayasaya aykırı olan maden yasası ve onun dayanak olduğu acele kamulaştırma YK Enerji Şirketi’nin bu bölgede faaliyet yürütmesinin tek koşulu haline gelmişti. Dolayısıyla Esra’nın Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’a yaptığı çağrı, bölgede yapılan keşif faaliyetinin hukuksuz olduğunu da teşhir ediyordu.</p><p><strong>Anayasal haklar</strong>ını kullanarak keşif heyetinin bölgede yaptığı çalışmanın hukuksuz olduğunu anlatmak isteyen köylüler karşılarında bir muhatap değil jandarma barikatı buldular. Esra karşılaştıkları bu haksız tavra isyan etti. Bu haklı isyanı keşif heyetini rahatsız etti. Hakkında şikayetçi oldular.</p><p><strong>Gece 23.50’de </strong>Esra’yı köyündeki evinden gözaltına aldılar. Geceyi <strong>Milas Jandarma Karakolu</strong>nda geçirdi. Ertesi sabah çıkarıldığı mahkemede haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı.</p><p>Esra’yı Limak’ın tek bir emriyle, YK Enerji Şirketi’nin çıkarları için alıkoydular. Maden ve enerji şirketlerini koruyan yasaya karşı köyünü, toprağını, emeğini, geleceğini savunduğu için özgürlüğünü elinden aldılar.</p><p>Akbelen’de, Muğla’da ve ülkenin dört bir yanında maden talanına karşı sesini yükselttiği için tutukladılar. Bizler bugün ülkenin dört bir yanında <strong>#EsraIşıkYalnızDeğildir</strong> demek için bir araya geldik. Esra’nın direnişini, haklı isyanını meydanlardan yükseltiyoruz. Esra’nın dediği gibi başımız dik, alnımız ak, mücadele bayrağını devralıyoruz. Esra’yı holdingçi yargının elinden alacağız. Gözlerindeki masumiyet, umut ve haklı duruşuyla bizden aldılar onu, umudunu, haklılılğına olan inancını söndürmeden onu geri alacağız. Onun mücadelesini hep birlikte büyüteceğiz. Acele kamulaştırmaya karşı direnen Milas köylülerinin yanında olacağız.</p><p>Esra Işık serbest bırakılsın! Esra Işık Yalnız Değildir!”</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*CLH31s5Z1Y-IUU5Xk6m-_g.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*O6DMZcYS3zTLTyKYyweadw.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*31RQjLHaBheE14vV-dTCrQ.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Cansu Acar</figcaption></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=16bac67be7e9" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakan Tosun için adalet talebi: ‘Katilleri kim koruyor?’]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/hakan-tosun-i%C3%A7in-adalet-talebi-katilleri-kim-koruyor-6fcc1c893c89?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/6fcc1c893c89</guid>
            <category><![CDATA[hakan-tosunun-dostları]]></category>
            <category><![CDATA[adalet-mücadelesi]]></category>
            <category><![CDATA[basın-açıklaması]]></category>
            <category><![CDATA[hakan-tosun]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 15:06:14 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-03-01T16:49:27.280Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>Esenyurt’ta darp edilerek öldürülen bağımsız gazeteci Hakan Tosun için Kadıköy’den dünyaya yayılan bir adalet çağrısı yapıldı. Savcılık fezlekesindeki ‘neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ değerlendirmesine ve ‘haksız tahrik’ indirimi isteğine tepki gösteren Tosun’un dostları ile avukatları sordu: ‘Katilleri kim koruyor?’</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Drz4EzkE7dAHeWZAei9SYw.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><p>Video haber: <strong>Cansu Acar &amp; Mehmet Temel</strong></p><p><strong>İSTANBUL — Esenyurt</strong>’ta yol ortasında darp edilerek öldürülen Bağımsız Gazeteci <a href="https://www.instagram.com/hakan_tosun______/"><strong>Hakan Tosun</strong></a> için <strong>Kadıköy’</strong>de basın açıklaması yapıldı. Savcılığın olaya ilişkin <strong>fezleke</strong>sine tepki göstermek ve Hakan Tosun’un ölümünün aydınlatılması için adalet talebinde bulunmak üzere yapılan açıklamaya çok sayıda yurttaş katıldı. Hakan Tosun için sesler yalnızca Kadıköy’den değil, aynı zamanda Türkiye’de 21 şehirden ve <strong>Almanya, Fransa</strong> ile <strong>İngiltere</strong>’den eşzamanlı olarak yükseldi.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FzRPwf2134fM%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DzRPwf2134fM&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FzRPwf2134fM%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/65910228bd87fec723ae8b9cf490401b/href">https://medium.com/media/65910228bd87fec723ae8b9cf490401b/href</a></iframe><p>Tosun’un kardeşi <strong>Öznur Tosun</strong> ve avukatı <strong>Cemal Yücel</strong>’in konuşmasından sonra Hakan Tosun’un dostlarından<strong> Sena Şat</strong>, açıklamayı okudu.</p><p>Açıklamada Hakan Tosun’un hayatını kaybetmesine sebep olan darp olayının aydınlatılması için verilen adalet mücadelesine işaret edilerek “Olayın ardından kamuoyuna çağrıda bulunan ailesi ve dostları, Hakan’a ne olduğunun açıklığa kavuşturulmasını, kamera görüntülerinin eksiksiz toplanmasını ve tanık beyanlarının titizlikle alınmasını talep etti” denildi. Soruşturmadaki çelişki ve eksikliklere dikkat çekilen açıklamada şunlara yer verildi:</p><blockquote>“Israrlı sorularımız ve avukatlarımızın incelemeleri sonucunda, olayın tutanaklarda aktarıldığı biçimde gerçekleşmediğini gördük. Dosyadaki eksikliklerin giderilmesi defalarca talep edilmesine rağmen bu talepler karşılık bulmadı. Mevcut görüntüleri ayrıntılı biçimde inceledik, raporladık ve olay örgüsünün farklı olduğunu somut verilerle ortaya koyduk. Buna rağmen, gözümüzle gördüğümüz ve delillerle ortaya koyduğumuz tablo yerine, gerçeğe aykırı bir olay kurgusu yapılmış ve bu doğrultuda savcılık fezlekesi hazırlanmıştır.”</blockquote><p><strong>Adli Tıp </strong>raporuna işaret edilen açıklamada “Hakan Tosun, maruz kaldığı ağır ve sistematik şiddet sonucu hayatını kaybetmiştir. <strong>Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı </strong>tarafından hazırlanarak <strong>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı</strong>’na gönderilen fezlekede, iki tutuklu şüphelinin <a href="https://medium.com/@nonplatform/gazeteci-hakan-tosun-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-facias%C4%B1d%C4%B1r-d57bafe5e588">‘<strong>neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama</strong>’ suçundan cezalandırılması talep edilmiş;</a> ayrıca şüpheliler lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği belirtilmiştir. Bu hukuki nitelendirmenin dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olmadığı açık ve nettir.”</p><p>Hakan Tosun’a ilişkin <strong>adli tıp raporun</strong>da ölüm sebebi olarak <a href="https://medium.com/@nonplatform/gazeteci-hakan-tosun-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-facias%C4%B1d%C4%B1r-d57bafe5e588#:~:text=Hakan%20Tosun%E2%80%99a%20ili%C5%9Fkin,olunur%20%E2%80%9C%20denildi.">“<strong>Kişinin ölümünün, künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu oy birliği ile mütalaa olunur</strong>” denmişti.</a></p><h3><strong>‘Katiller 2,5 yıl ceza çekip salınabilir’</strong></h3><p>Savcılık fezlekesinde Hakan Tosun’un ölümü, “<strong>Neticesi Sebebi İle Ağırlaşmış Yaralama</strong>” olarak<a href="https://medium.com/@nonplatform/gazeteci-hakan-tosun-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-facias%C4%B1d%C4%B1r-d57bafe5e588"> belirtilmişti.</a></p><p>Açıklamada söz konusu fezlekeye tepki gösterilerek “Hayati bölgeye yönelmiş, tekrarlayan ve ölümle sonuçlanan bu şiddetin yalnızca ‘<strong>yaralama</strong>’ kapsamında değerlendirilmesi hukuken kabul edilemez. Ortada <strong>kasıtlı öldürme suçu</strong> vardır ve asla <strong>haksız tahrik söz konusu değildir</strong>” denildi.</p><p>Açıklamada yargılamayı yapacak olan <strong>Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi</strong>’nin de söz konusu fezlekeye uygun bir karar vermesi durumunda katillerin 2,5 yıl ceza çekip salınacaklarına dikkat çekildi. Avukatlar tarafından, kasten öldürmenin cezasının müebbet hapis olduğu da ayrıca hatırlatıldı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:</p><blockquote>“Fezlekede, saldırganların ve yönlendirilmiş tanıkların sözlü ifadelerine dayanılarak sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması istenmiştir. Ancak buna dayanak gösterilen tanık beyanları tarafsız olmayıp tamamen uydurmadır. Bu beyanlar görüntülerle yalanlanmıştır. Hakan’ın saldırganlara yönelik tahrik edici hiçbir davranışı olmamıştır.”</blockquote><h3>‘Daltonlar, çeteler, infaz timleri…’</h3><p>Dava avukatları savcılık soruşturmasında saldırganların arkasında bir azmettirenin bulunup bulunmadığı, iletişim kayıtları ve olayın organizasyon boyutuna ilişkin kapsamlı incelemelerin yapılmadığının görüldüğünü ifade etti. Açıklamada konuya ilişkin şunlar dile getirildi:</p><blockquote>“Savcılık olayın iştirakçisi olan motosikletli şahıs hakkında da bir işlem yapmamış, bu şahsı dosyanın muteber tanığı olarak değerlendirmiştir. Oysa bu şahıs başından sonuna kadar saldırının içindedir ve sosyal medya hesabından <strong>daltonlar</strong>la, <strong>çeteler</strong>le ve <strong>infaz timleri</strong>yle ilişkili olduğunu gösterir paylaşımlar yapmıştır.”</blockquote><p>Öte yandan söz konusu dava dosyasının yalnızca bir ceza dosyası olmadığı, dosyanın aynı zamanda yaşam hakkının korunması bakımından temel bir önem taşıdığına dikkat çekildi.</p><h3>‘Katilleri kimler koruyor?’</h3><p>Son olarak açıklamada Hakan Tosun’un ölümüne neden olan saldırgan eylemin hukuki nitelendirilmesinin doğru yapılması, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi ve sorumluluğu bulunan herkesin adil şekilde yargılanması gerektiğine vurgu yapıldı. Açıklamanın sonunda Tosun’un ölümünden bu yana yinelenen soru, Hakan Tosun’un dostları tarafından yeniden yöneltildi:</p><blockquote>“Soruyoruz…Katilleri kimler koruyor?”</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*WNNFizCIVxIkDgsvA0wIjg.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*fdqeJXmXwDpUy9qhN64VTA.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Z8dPZnhJ2-1gd-G5M400IA.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Maod9CD1VzKpPbUZLmwd9w.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*hMjB3jexPdsPDUWZWSneXg.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*U8vc-LDRpCmBpJrLWakaaQ.jpeg" /><figcaption>Fotoğraf: Mehmet Temel/ Nonplatform</figcaption></figure><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=6fcc1c893c89" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Objection to the Summary of Proceedings for Journalist Hakan Tosun: ‘This is a Legal Fiasco’]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/objection-to-the-summary-of-proceedings-for-journalist-hakan-tosun-this-is-a-legal-fiasco-e0fe037e1aca?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/e0fe037e1aca</guid>
            <category><![CDATA[journalist-murder]]></category>
            <category><![CDATA[free-press]]></category>
            <category><![CDATA[journalism]]></category>
            <category><![CDATA[hakan-tosun]]></category>
            <category><![CDATA[human-rights]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 14:51:31 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-24T14:51:31.383Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>A press statement has been released regarding independent journalist <a href="https://www.instagram.com/hakan_tosun______/"><strong>Hakan Tosun</strong></a>, who lost his life after being assaulted in the middle of the road in Esenyurt. Tosun’s lawyer, Cemal Yücel, described the summary of proceedings prepared by the prosecutor’s office as a “<strong>legal fiasco</strong>” The lawyer announced that they would object to the document, which categorizes the fatal assault as “<strong>Aggravated Injury</strong>”</p><p>Video &amp; News: <a href="https://www.instagram.com/cansuacar.jnl/">Cansu Acar</a> &amp; <a href="https://www.instagram.com/azume.ig/">Mehmet Temel</a></p><p>February 23, 2026 <strong>para Espanol ⬅️ Türkçe İçin ⬅️</strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/960/1*ywjWw-n5KtxdMeJEg88Z4Q.jpeg" /></figure><p><strong>ISTANBUL</strong> — A press statement was held for independent journalist Hakan Tosun, who passed away on October 13, 2025, following a brain hemorrhage caused by an assault on October 10, 2025 in Esenyurt,İstanbul. The statement was issued at the Human Rights Association (İHD) Istanbul Branch by Tosun’s family and his lawyers.</p><h3>Objection to the “Intent to Injure” Classification</h3><p>Lawyer Cemal Yücel voiced strong objections to the prosecutor’s summary, which defined the death as “Aggravated Injury Due to its Consequences.”<br><strong><em>“We are suspicious. As you know, Hakan Tosun was killed intentionally”</em></strong><em> </em>Yücel stated. “However, the prosecutor’s summary treats this as a crime of aggravated injury. This implies the prosecutor is saying: ‘There was no intent to kill; they wanted to injure him, but death occurred.’ The penalty for intentional homicide is aggravated life imprisonment if premeditated, or life imprisonment if not. That is where the sentencing starts. But the prosecution says: ‘No, there was no intent to kill, so the sentence starts from 14 years.’ If we didn’t have camera footage, and if these claims were based solely on guided witness statements from ‘friends’ and ‘neighbors’ — as the prosecutor has relied upon — this claim of unintentional killing might have stood.”</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FnsxAss8BlpE%3Fstart%3D1%26feature%3Doembed%26start%3D1&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DnsxAss8BlpE&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FnsxAss8BlpE%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/b061f797c6dd0f1b32a50d6b34974885/href">https://medium.com/media/b061f797c6dd0f1b32a50d6b34974885/href</a></iframe><h3>Contradictions with Evidence</h3><p>Yücel emphasized that camera recordings directly contradict the prosecution’s assessment. He pointed out that the footage shows Tosun being subjected to repeated kicks and punches, with one witness even describing “flying kicks.” The attackers reportedly did not strike once but returned multiple times to continue the beating.<br>Furthermore, the new Forensic Medicine report was highlighted. The report unanimously concluded:</p><p><em>“The death occurred as a result of intracranial hemorrhage, brain hemorrhage, and brain tissue destruction, accompanied by skull and facial bone fractures due to blunt force head trauma.”</em></p><h3>“The Attacker Suddenly Became a Credible Witness”</h3><p>Under the light of these findings, Yücel underscored that this was a “deliberate murder”:</p><blockquote>“The prosecutor, relying on the statements of witnesses who are friends or neighbors of the perpetrators, requested that ‘unjust provocation’ provisions be applied in favor of the defendants, claiming Hakan insulted or attacked them. As seen in the camera footage, Hakan Tosun made no move against the perpetrators. There was no attack or insult.”</blockquote><p>Yücel also mentioned an individual on a motorcycle wearing a helmet who brought the perpetrators to the scene and helped them escape. Despite proving this person’s involvement through footage, Yücel noted: “The prosecutor’s office failed to prepare an indictment against this person and even used his statement to justify ‘unjust provocation.’ An attacker was suddenly turned into a ‘credible witness’.”</p><h3>‘A Legal Scandal’</h3><p>Lawyer Yücel emphasized that writing allegations of harassment into the summary based on “guided witness statements” was another disaster. “Metrobus’ camera footage proves Hakan never harassed anyone. This is a slander and a fabrication. It is a fiasco that the prosecutor gave credit to this,” he said.<br>Referring to Tosun’s identity as a journalist and environmentalist, Yücel suggested the incident might involve more than just the two detainees. “We have repeatedly applied to the prosecutor’s office suspecting that someone is behind these gang members because Hakan’s reporting and documentaries disturbed certain individuals. We want the HTS (phone traffic) records of the suspects examined to see if there was an instigator.”</p><h3>‘A License to Kill for Gangs’</h3><p>Yücel concluded by stating that if the court follows the prosecutor’s lead, it would amount to a “license to kill for gangs in Turkey.” He warned: “If these types of decisions become widespread, none of us have legal or physical security. The duty of the state and prosecutors is to protect those whose rights are violated.”</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*1DxhB82MxX_BLkQTSe9gAg.jpeg" /></figure><h3>‘We Don’t Believe the Fabricated Scenario’</h3><p>Hakan Tosun’s sister, Öznur Tosun, stated they do not believe the “scenario” being pushed since the night of October 10. She alleged that the Mevlana Police Station, currently under inspector investigation, attempted to bury Hakan Tosun as an unidentified person by cooperating with gangs, and that the prosecution became part of this process.<br>She further noted that claims regarding drug use or harassment intended to discredit Hakan’s 50-year life were refuted by the autopsy report. “Impunity and insecurity in the streets are at an all-time high,” she said. “Our state will show in this trial whose side it is on: the side of those who attempt to take lives, or the side of a man who devoted his life to his country, nature, and humanity.”</p><h3>Trial Progress</h3><p>The inspector’s investigation into the police station remains confidential. It was stated that if the case proceeds as currently outlined, the two defendants could be released in 2.5 years. The first hearing is expected to take place within approximately three months.</p><h3>Who is Hakan Tosun?</h3><p>He is an independent journalist, documentary filmmaker, and advocate for life. He has created important resources for the press and public opinion, particularly in the fields of ecology and urban movements, through documentaries and video news reports. You can view his work on his YouTube channel (<a href="https://www.youtube.com/@hakantosun4621">@hakantosun4621</a>) and his blog (<a href="https://hakantosunblog.wordpress.com/">https://hakantosunblog.wordpress.com/</a>)</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=e0fe037e1aca" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gazeteci Hakan Tosun fezlekesine itiraz: ‘Bu bir hukuk faciasıdır’]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/gazeteci-hakan-tosun-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-facias%C4%B1d%C4%B1r-d57bafe5e588?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/d57bafe5e588</guid>
            <category><![CDATA[i̇nsan-hakları]]></category>
            <category><![CDATA[adalet]]></category>
            <category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
            <category><![CDATA[hakan-tosun]]></category>
            <category><![CDATA[hukuk]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 19:42:40 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-23T21:32:51.954Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>Esenyurt’ta yol ortasında darp edilerek hayatını kaybeden Bağımsız Gazeteci <a href="https://www.instagram.com/hakan_tosun______/"><strong>Hakan Tosun</strong></a>, hakkında basın açıklaması yapıldı. Tosun’un avukatı Cemal Yücel, savcılığın hazırladığı fezlekenin bir hukuk faciası olduğunu belirtti. Avukat, Tosun’un hayatını kaybetmesine neden olan saldırının ‘ <strong>Ağırlaştırılmış Yaralama’ </strong>olarak nitelendirildiği fezlekeye itiraz edeceklerini bildirdi.</p><p><em>Video haber: Cansu Acar &amp; Mehmet Temel</em></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*uV4PqBkR2q2sFavQ.png" /></figure><p><strong>İstanbul</strong>, <strong>Esenyurt’</strong>ta 10 Ekim 2025&#39;te yolda uğradığı saldırı sonucu beyin kanaması geçirdikten sonra 13 Ekim’de hayatını kaybeden bağımsız gazeteci <strong>Hakan Tosun</strong> için basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı, <strong>İnsan Hakları Derneği</strong>’nin <strong>İstanbul Şubesi</strong> ‘nde ekoloji ve kent suçları üzerine yıllardır bağımsız gazetecilik yapan Tosun’un avukatları ve kardeşi yaptı.</p><p>Tosun’un avukatı Cemal Yücel, Tosun’un ölümüne ilişkin savcılık fezlekesine itirazlarını dile getirdi. Savcılık fezlekesinde Hakan Tosun’un ölümünü, “ <strong>Neticesi Sebebi İle Ağırlaştırılmış Yaralama</strong> “ olarak belirtti.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FnsxAss8BlpE%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DnsxAss8BlpE&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FnsxAss8BlpE%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="640" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/277248ff1dac303ed9ad9c400276a037/href">https://medium.com/media/277248ff1dac303ed9ad9c400276a037/href</a></iframe><h3>“Yaralama amaçlı” denilen fezlekeye itiraz</h3><p>Avukat Cemal Yücel, “Şüpheliyiz. Hakan Tosun, biliyorsunuz; kasıtlı olarak öldürüldü. Ancak savcılık fezlekesinde Hakan Tosun’un yaralama amaçlı, ‘neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış bir suç’ olarak değerlendirildi. Bunun anlamı şu, savcı diyor ki: ‘Burada öldürme kastı niyeti yoktur. Bunlar yaralamak istemişler fakat ölüm meydana gelmiş.’ diyorlar. Kasten adam öldürmenin cezası planlı ise <strong>ağırlaştırılmış müebbet</strong>, plansız ise <strong>müebbet hapis</strong> tir. Ceza bu şekilde başlar. Fakat savcılık diyor ki: ‘Hayır, öyle değil. Öldürülme kastı yok. Öyleyse ceza 14 yıldan başlar.’ Elimizde eğer kamera görüntüleri olmasaydı, galiba uydurma bir kısım arkadaşlıklara, komşuluklara dayalı, yönlendirmeli tanık beyanları, savcının esas aldığı gibi, eğer esas alınacak olsaydı bu iddia, kasıtsız öldürme doğru olabilirdi” dedi.</p><p>Ancak avukat Yücel, kamera kayıtlarının savcılığın bu değerlendirmesiyle çeliştiğini vurguladı.</p><p>Avukat, kamera kayıtlarına işaret ederek Hakan Tosun’a yönelik saldırıların defalarca tekme ve yumruklarla gerçekleştirildiğine, hatta bir tanığın “uçan tekme” şeklinde tekmelerden bahsettiğine değindi. Saldırganların sadece bir defa değil, dönüp dönüp tekrar gelerek dövmeye devam ettikleri ifade edildi.</p><p>Öte yandan Hakan Tosun’a ilişkin yeni <strong>adli tıp raporu</strong>na da işaret edildi. Raporda ölüm sebebi olarak “ <strong>Kişinin ölümünün, künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu oy birliği ile mütalaa olunur</strong> “ denildi.</p><h3>“Saldırgan bir anda muteber tanık haline getirildi”</h3><p>Avukat Cemal Yücel, bu bulgular ışığında ortada “ <strong>kasıtlı bir cinayet</strong> “ olduğunun altını çizdi:</p><blockquote>“Savcı, taraflı yönlendirilmiş faillerin arkadaşı, komşusu gibi tanıkların beyanlarına itibar ederek Hakan’ın faillerine karşı küfür ettiği, onlara saldırdığı dikkate alınarak; ‘ <strong>haksız tahrik hükümleri</strong> ‘nin de sanıklar lehine uygulanmasını talep etti. Kamera görüntülerinden anlaşılacağı üzere Hakan Tosun’un faillere yönelik herhangi bir hareketi yoktur. Herhangi bir saldırısı veya küfür vesaire gibi hareketleri yoktur.”</blockquote><p>Öte yandan Avukat Yücel, olaya karışan motosikletli ve kasklı bir şahsın da bulunduğunu, bu şahsın failleri olay yerine getirdiğini ve kaçırdığını kamera görüntüleriyle ispatladıklarını belirtti. Yücel, söz konusu şahsın da şüpheli olarak dosyaya eklenmesini talep ettiklerini ifade ederek, “Savcılık bu şahıs hakkında herhangi bir iddianame hazırlamadığı gibi bir de onun beyanına dayanarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını istedi. Saldırgan bir anda muteber tanık haline getirilmiştir” dedi.</p><h3>‘Savcının buna itibar etmesi ayrıca bir faciadır’</h3><p>Avukat Cemal Yücel, savcılığın fezlekesinin bir ‘ <strong>hukuk faciası</strong> ‘ olduğunun altını çizerek şunları aktardı:</p><blockquote>“Metrobüs kamera görüntülerinden sabit olduğu üzere hiçbir şekilde asla, Hakan’ın kimseye tacizi olmadığı halde yönlendirilmiş bir kısım tanık beyanlarına dayanılarak sanki Hakan metrobüste bir kadını taciz etmiş gibi fezlekeye yazabilmiştir. Asla böyle bir şey bahis konusu değildir. Herkes kamera görüntülerini izlesin. Bu iftiradır, uydurmadır. Savcının buna itibar etmesi ayrıca bir faciadır.”</blockquote><h3>‘Hukuk skandalı şeklinde bir fezleke’</h3><p>Özellikle Hakan Tosun’un gazeteci ve çevreci kimliklerine işaret eden Yücel, “Biz sadece tutuklu bulunan iki sanığın değil aynı zamanda olayın arkasında Hakan Tosun’un gazeteci, çevreci olması ve yapmış olduğu haberler, belgeseller sebebiyle bir kısım şahısları rahatsız ettiğinden dolayı bu çete mensuplarının arkasında birilerinin olduğu şüphesiyle savcılığa defalarca başvurmuş olmamıza rağmen arkasında kim var? Azmettiren var mı? Şüphelilerin HTS kayıtlarını getirtin. Bunlar ortaya çıkartılsın” diye konuştu.</p><p>Avukat Yücel, daha önce telefon kayıtlarıın düzgün bir şekilde incelenmesi için defalarca başvuruda bulunduklarını fakat ne HTS kayılarının alındığını ne de inceleme yapıldığını belirtti. Yücel, “[Savcılık] Görevlerini yerine getirmeyip sanki faillerin avukatıymış gibi onları savunan ve ‘Bir an önce bunları salın’ tarzında anlaşılacak bu fezlekeyi hazırladı. Biz Hakan Tosun’un avukatları olarak bu davanın peşini bırakmayacağız. Mahkemeye bu ‘ <strong>hukuk skandalı</strong> ‘ şeklindeki fezlekeye ve bu şekilde hazırlanırsa iddianameye uyulmamasını talep edeceğiz” dedi.</p><h3>‘Bunun adı ‘Türkiye’de çetelere öldürme vizesi’dir’</h3><p>Mahkemenin savcılığın iddialarıyla bağlı olmadığını belirten Yücel, mahkemenin hukuka, adalete uygun bir karar verilmesini beklediklerini ifade etti.</p><p>Son olarak Yücel, “Mahkeme de bu şekilde bir karar verir ise bunun adı ‘ <strong>Türkiye’de çetelere öldürme vizesi</strong> ‘dir. Açık ve net söylüyoruz. Hiç kimsenin eğer bu tip kararlar yaygınlaşacaksa hiçbirimizin hukuk güvenliği, can güvenliği yoktur” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:</p><blockquote>“Devletin ve savcıların görevi kimin hakkı çiğnendiyse ona sahip çıkmaktır, düzgün yargılamalar yapmaktır. Eğer buna uyulmayacaksa herkes tehlikededir.”</blockquote><h3>‘Uydurulan senaryoya inanmıyoruz’</h3><p>Hakan Tosun’un kardeşi <strong>Öznur Tosun</strong> ise, 10 Ekim gecesinden beri uygulanmak istenen bir senaryo olduğunu ve buna inanmadıklarını belirtti.</p><p>Öznur Tosun, Hakan Tosun’un öldürüldüğü bölgede yer alan ve hakkında müfettiş soruşturmasının başlatıldığı belirtilen Mevlana Karakolu’nun çetelerle işbirliği yaparak Hakan Tosun’u kimliksiz bir şekilde defnetme peşine düştüğünü ve savcılığın da bu sürece dahil olduğunu ifade etti.</p><h3>‘İddialar otopsi raporuyla çürütüldü’</h3><p>Öznur Tosun, Hakan Tosun’un 50 yıllık hayatını itibarsızlaştırmaya çalışıldığını, uyuşturucu kullanımı ve çocukları taciz ettiğine dair iddiaların otopsi raporuyla çürütüldüğünün altını çizdi. Tosun, <strong>Mevlana Karakolu</strong> ‘nun delilleri karartmaya çalıştığını, olaydan 27 saat sonra ailesine haber verdiğini belirterek şunları dile getirdi:</p><blockquote>“Cezasızlık, suç, yargısızlık, sokaklardaki güvensizlik diz boyudur. Biz adalete güvenmeyi seçtik ama adalet bizi şaşırtmadı. Ve biz hala güvenmeyi seçeceğiz. Hakan Tosun her şekilde insanı, canlıyı, yaradanını, her şeyi sevmeye devam etti. Korumaya devam etti. Onlar için mücadele etmeye devam etti. Ama bizim devletimiz kimden yana olduğunu bu dava sürecinde gösterecek. Her türlü olaya karışan, insanların hayatına kastedenlerin arkasında mı? Yoksa böyle doğru düzgün vatanı için, milleti için, canlı için, doğa için çalışan hayatını adamış bir insanın arkasında mı? Hepimiz beraber göreceğiz. “</blockquote><h3>Davanın seyri: İlk duruşma 3 ay içinde bekleniyor</h3><p>Son olarak karakol hakkında yapılan müfettiş soruşturmasının gizli olduğu ve Tosun’un avukatlarına bu konuda bir açıklama yapılmadığı belirtildi. Basın açıklamasında olayla ilgili iki sanığın da eşit şekilde suçlandığı ve bu şekilde giderse 2,5 yıl sonra dışarı çıkabilecekleri ifade edildi. Tosun’un avukatlarının fezlekeye itiraz edeceği ve tahmini olarak 3 ay içinde ilk duruşmaya tarih verilmesinin öngörüldüğü bildirildi.</p><p><em>Originally published at </em><a href="https://nonmedya.wordpress.com/2026/02/23/gazeteci-hakan-tosun-cinayeti-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-faciasidir/"><em>http://nonmedya.wordpress.com</em></a><em> on February 23, 2026.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=d57bafe5e588" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Objeción al resumen del proceso judicial contra el periodista Hakan Tosun: «Esto es un fiasco…]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/objeci%C3%B3n-al-resumen-del-proceso-judicial-contra-el-periodista-hakan-tosun-esto-es-un-fiasco-71e316c9bffd?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/71e316c9bffd</guid>
            <category><![CDATA[derechos-humanos]]></category>
            <category><![CDATA[periodismo]]></category>
            <category><![CDATA[turquia]]></category>
            <category><![CDATA[estambul]]></category>
            <category><![CDATA[hakan-tosun]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 19:42:24 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-24T19:44:51.792Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<h3>Objeción al resumen del proceso judicial contra el periodista Hakan Tosun: «Esto es un fiasco legal»</h3><p>Se ha publicado un comunicado de prensa sobre el periodista independiente <a href="https://www.instagram.com/hakan_tosun______/"><strong>Hakan Tosun</strong></a>, que perdió la vida tras ser agredido en plena calle en Esenyurt. El abogado de Tosun, Cemal Yücel, calificó el resumen del proceso elaborado por la fiscalía como un “fiasco legal”. El abogado anunció que se opondrían al documento, que califica la agresión mortal como “lesiones agravadas”.</p><p>Video &amp; Noticia: <a href="https://www.instagram.com/cansuacar.jnl/">Cansu Acar</a> &amp; <a href="https://www.instagram.com/azume.ig/">Mehmet Temel</a></p><p>23 de Febrero de 2026<a href="https://medium.com/p/e0fe037e1aca?postPublishedType=initial"> <strong>for English ⬅️</strong></a><strong> </strong><a href="https://medium.com/@nonplatform/gazeteci-hakan-tosun-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-facias%C4%B1d%C4%B1r-d57bafe5e588"><strong>Türkçe İçin ⬅️</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*Y7F6QuToG_BgNisS.png" /></figure><p><strong>ESTAMBUL</strong> — Se llevó a cabo una conferencia de prensa del periodista independiente Hakan Tosun, quien falleció el 13 de octubre de 2025, tras una hemorragia cerebral provocada por una agresión sufrida el 10 de octubre en Esenyurt en Estambul. La declaración fue emitida en la sede de Estambul de la Asociación de Derechos Humanos (İHD) por la familia de Tosun y sus abogados.</p><h3>Objeción a la clasificación de “intención de causar daño”</h3><p>El abogado Cemal Yücel expresó fuertes objeciones al resumen del fiscal, que definió la muerte como <strong>“lesión agravada por sus consecuencias”</strong>.<br>“Tenemos sospechas. Como saben, Hakan Tosun fue asesinado intencionadamente”, afirmó Yücel.</p><p>“Sin embargo, el resumen del fiscal trata esto como un delito de lesiones graves. Esto implica que el fiscal está decir: <em>‘No hubo intención de matar; querían herirlo, pero se produjo la muerte’.</em> La pena por homicidio intencionado es cadena perpetua agravada si es premeditado, o cadena perpetua si no lo es. Ahí es donde comienza la sentencia. Pero la fiscalía dice: <em>‘No, no hubo intención de matar, por lo que la sentencia comienza a partir de 14 años’. </em>Si no tuviéramos las imágenes de las cámaras y si estas afirmaciones se basaran únicamente en las declaraciones guiadas de “amigos” y “vecinos”, en las que se ha basado el fiscal, esta afirmación de homicidio involuntario podría haber sido válida”.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FnsxAss8BlpE%3Fstart%3D1%26feature%3Doembed%26start%3D1&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DnsxAss8BlpE&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FnsxAss8BlpE%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/b061f797c6dd0f1b32a50d6b34974885/href">https://medium.com/media/b061f797c6dd0f1b32a50d6b34974885/href</a></iframe><h3>Contradicciones con las pruebas</h3><p>Yücel hizo hincapié en que las grabaciones de las cámaras contradicen directamente la valoración de la fiscalía. Señaló que las imágenes muestran cómo Tosun es objeto de repetidas patadas y puñetazos, y que un testigo incluso describió «patadas voladoras». Según se informa, los agresores no golpearon una sola vez, sino que volvieron varias veces para continuar con la paliza.<br>Además, se destacó el nuevo informe de Medicina Forense. El informe concluyó de forma unánime:</p><p><strong><em>“La muerte se produjo como consecuencia de una hemorragia intracraneal, una hemorragia cerebral y la destrucción del tejido cerebral, acompañadas de fracturas del cráneo y los huesos faciales debido a un traumatismo craneal por objeto contundente.”</em></strong></p><h3>“El agresor se convirtió de repente en un testigo creíble”</h3><p>A la luz de estas conclusiones, Yücel subrayó que se trataba de un “asesinato deliberado”:</p><blockquote>“El fiscal, basándose en las declaraciones de testigos que son amigos o vecinos de los autores, solicitó que se aplicaran las disposiciones sobre “provocación injusta” a favor de los acusados, alegando que Hakan los insultó o agredió. Como se ve en las imágenes de la cámara, Hakan Tosun no hizo ningún movimiento contra los autores. No hubo agresión ni insulto”</blockquote><p>Yücel también mencionó a una persona que llevaba casco y circulaba en motocicleta, que llevó a los autores del delito al lugar de los hechos y les ayudó a escapar. A pesar de que se demostró la participación de esta persona mediante imágenes de vídeo, Yücel señaló: “La fiscalía no preparó una acusación contra esta persona e incluso utilizó su declaración para justificar la ‘provocación injusta’. De repente, un agresor se convirtió en un ‘testigo creíble’.”</p><p>“Un escándalo legal”</p><p>El abogado Yücel destacó que incluir acusaciones de acoso en el resumen basándose en “declaraciones de testigos guiadas” fue otro desastre. “Las imágenes de las cámaras del Metrobus demuestran que Hakan nunca acosó a nadie. Se trata de una calumnia y una invención. Es un fiasco que el fiscal le haya dado crédito”, afirmó.</p><p>Refiriéndose a la identidad de Tosun como periodista y ecologista, Yücel sugirió que el incidente podría involucrar a más personas además de los dos detenidos. “Hemos presentado repetidas solicitudes a la fiscalía porque sospechamos que hay alguien detrás de estos miembros de la banda, ya que los reportajes y documentales de Hakan molestaban a ciertas personas. Queremos que se examinen los registros de tráfico telefónico (HTS) de los sospechosos para ver si hubo un instigador.”</p><h3>“Una licencia para matar por las bandas”</h3><p>Yücel concluyó afirmando que si el tribunal sigue la línea del fiscal, ello equivaldría a una “licencia para matar para las bandas en Turquía”. Advirtió: “Si este tipo de decisiones se generalizan, ninguno de nosotros tendrá seguridad jurídica ni física. El deber del Estado y de los fiscales es proteger a aquellos cuyos derechos son violados”.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*1DxhB82MxX_BLkQTSe9gAg.jpeg" /></figure><h3>“No creemos en el escenario inventado”</h3><p>La hermana de Hakan Tosun, Öznur Tosun, declaró que no creen en la “versión” que se está difundiendo desde la noche del 10 de octubre. Afirmó que la comisaría de barrio Mevlana , actualmente bajo investigación, intentó enterrar a Hakan Tosun como persona no identificada cooperando con bandas, y que la fiscalía se sumó a este proceso.<br>Además, señaló que las afirmaciones sobre el consumo de drogas o el acoso con el fin de desacreditar los 50 años de vida de Hakan fueron refutadas por el informe de la autopsia. “La impunidad y la inseguridad en las calles están en su punto más alto”, afirmó. “Nuestro Estado demostrará en este juicio de qué lado está: del lado de quienes intentan quitar vidas o del lado de un hombre que dedicó su vida a su país, a la naturaleza y a la humanidad”.</p><h3>Progreso del juicio</h3><p>La investigación del inspector sobre la comisaría sigue siendo confidencial. Se ha declarado que, si el caso sigue su curso tal y como está previsto actualmente, los dos acusados podrían quedar en libertad en dos años y medio. Se espera que la primera vista tenga lugar en un plazo aproximado de tres meses.</p><h3>¿Quién es Hakan Tosun?</h3><p>Es periodista independiente, documentalista y defensor de la vida. Ha creado importantes recursos para la prensa y la opinión pública, especialmente en los ámbitos de la ecología y los movimientos urbanos, a través de documentales y reportajes de vídeo. Puedes ver su trabajo en su canal de YouTube (<a href="http://twitter.com/hakantosun4621">@hakantosun4621</a>) y en su blog (<a href="https://hakantosunblog.wordpress.com/">https://hakantosunblog.wordpress.com/</a>).</p><p><em>Originally published at </em><a href="https://nonmedya.wordpress.com/2026/02/23/gazeteci-hakan-tosun-cinayeti-fezlekesine-itiraz-bu-bir-hukuk-faciasidir/"><em>http://nonmedya.wordpress.com</em></a><em> on February 23, 2026.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=71e316c9bffd" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Llamado a la “Cumbre Climática de los Pueblos” contra la destrucción ecológica]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/llamado-a-la-cumbre-clim%C3%A1tica-de-los-pueblos-contra-la-destrucci%C3%B3n-ecol%C3%B3gica-df1cb70c97e2?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/df1cb70c97e2</guid>
            <category><![CDATA[acción-por-el-clima]]></category>
            <category><![CDATA[crise-climática]]></category>
            <category><![CDATA[cambio-climático]]></category>
            <category><![CDATA[ecologia]]></category>
            <category><![CDATA[cop31]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 01:04:24 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-23T01:04:24.938Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p>La Asamblea de la Cumbre Climática de los Pueblos, argumentando que los procesos de la Cumbre del Clima (COP) se han convertido en un terreno de negociación para estados y corporaciones en lugar de generar soluciones a la crisis climática, ha hecho un llamado para la Cumbre Climática de los Pueblos, que se llevará a cabo en Antalya simultáneamente con la COP31. La Asamblea anunció que su objetivo es construir una línea de lucha a favor de la vida para aquellos cuyas voces no son escuchadas en las cumbres oficiales.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*t_BM8lgzdi7QPVFPl7T6DQ.jpeg" /><figcaption>Foto: Mehmet Temel — nonplatform</figcaption></figure><p><a href="https://medium.com/u/1b44f0faa930">mehmet temel</a> 20 de Febrero de 2026 <a href="https://medium.com/@nonplatform/a-call-for-peoples-climate-summit-against-ecological-destruction-3ad83d22b73a"><strong>for English ⬅️</strong></a><strong> </strong><a href="https://medium.com/@nonplatform/ekolojik-yıkıma-karşı-halkların-i̇klim-zirvesi-çağrısı-805c88a115e0"><strong>Türkçe İçin ⬅️</strong></a></p><p><strong>ESTAMBUL — </strong><a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0"><strong>La Asamblea de la Cumbre Climática de los Pueblos</strong></a>, integrada por numerosas organizaciones ecológicas, laborales y profesionales, anunció ante la opinión pública la creación de <strong>la Cumbre Climática de los Pueblos</strong> establecida frente a las COP (Conferencia de las Partes) que se llevan a cabo bajo el paraguas de las Naciones Unidas en una reunión celebrada en la Cámara de Ingenieros Ambientales (ÇMO) de TMMOB en Estambul. Presentando una cumbre alternativa a la <strong>COP31</strong> que se celebrará en <strong>Antalya en noviembre de 2026</strong>, la declaración del equipo se transmitió simultáneamente a través de Zoom; tras la reunión, se respondieron las preguntas de los asistentes en la sala y de los participantes en línea.</p><p>En la reunión, <strong>Cemile Kaçar</strong>, portavoz del Comité de Coordinación de la Asamblea de <strong>la Cumbre Climática de los Pueblos</strong>, presentó <strong>la Cumbre Climática de los Pueblos 2026 Antalya</strong>. El comunicado de prensa fue leído por <strong>Kübra Ayçiçek</strong>, miembro de la Junta Directiva de la Cámara de Ingenieros Ambientales (ÇMO) de Estambul. <strong>Serap Baysal</strong>, presidenta del Sindicato de Funcionarios Agrícolas y Forestales (Tarım Orkam-Sen), <strong>Kıvanç Eliaçık</strong>, en nombre del Tema Laboral de la Cumbre Popular sobre el Clima, y<strong> Ömür Yaşayan</strong>, presidente de la Junta Directiva de la Cámara de Ingenieros Ambientales (ÇMO) de Estambul, tomaron la palabra en la reunión.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FUcs49tusCno%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DUcs49tusCno&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FUcs49tusCno%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/1244067ef83dd311902b2bc4391d96c5/href">https://medium.com/media/1244067ef83dd311902b2bc4391d96c5/href</a></iframe><h3>Una alternativa a la COP31: Cumbre Climática de los Pueblos</h3><p>En la declaración se defendió que los procesos de la COP llevados a cabo bajo las Naciones Unidas han sido insuficientes para producir soluciones a la crisis climática. Recordando que la COP31 de 2026 se celebrará en Antalya bajo la asociación de Turquía y Australia, se indicó que la Cumbre Climática de los Pueblos se realizará en la misma ciudad y de forma simultánea a la cumbre oficial.</p><p>Alegando que las cumbres oficiales no producen decisiones vinculantes sobre la salida de los combustibles fósiles, la carga de la crisis climática sobre los pueblos se expresó con las siguientes palabras:</p><blockquote>“<strong>Surgimos con el fin de establecer la palabra de aquellos cuyas voces no son escuchadas en las cumbres oficiales. El desastre ecológico no es un destino natural; es el resultado de la ideología del crecimiento ilimitado y de la acumulación de capital.</strong></blockquote><h3>“Lucha por la justicia climática contra el régimen de desigualdad”</h3><p>Se enfatizó que la destrucción ecológica no es solo un problema ambiental, sino también una consecuencia de las políticas políticas y económicas que profundizan las desigualdades.</p><p>En la declaración se afirmó que la justicia climática es una lucha vital por la igualdad para los pobres, las mujeres, las personas LGBTI+, los pueblos desplazados y las comunidades vulnerables. También se señaló que la deuda climática que históricamente posee el Norte Global, como el mayor contaminador, es uno de los temas fundamentales de la lucha.</p><p>Además, se indicó que la salida justa de los combustibles fósiles, la democracia energética, la no mercantilización del agua y la tierra, la soberanía alimentaria y la agroecología, la restauración de los ecosistemas y la protección de la biodiversidad son áreas de solución prioritarias. Al tiempo que se subrayó que la energía nuclear y las inversiones energéticas de alto riesgo no pueden ser parte de esta transformación, se llamó la atención sobre cómo la economía de guerra y el militarismo profundizan la crisis climática; se afirmó que la lucha por la justicia climática también abarca la defensa de la paz.</p><h3>¿Qué es la Cumbre Climática de los Pueblos?</h3><p>Destacando que la lucha por la justicia climática no puede limitarse a las fronteras locales, se resaltó la importancia de la solidaridad internacional.</p><p>Se informó que la Asamblea de la Cumbre Climática de los Pueblos se estableció con organizaciones de diferentes ámbitos de lucha social en toda Turquía.</p><p>El proceso, iniciado el 16 de diciembre de 2025 bajo el liderazgo organizaciones ecologistas que hacen de paraguas, se amplió el 17 de enero de 2026 con la participación de sindicatos, organizaciones profesionales, movimientos de mujeres, LGBTIQ+ y juveniles, científicos y artistas; se inició así un proceso de trabajo conjunto para hacer posible la justicia climática.</p><p>La Asamblea de la Cumbre Climática de los Pueblos invitó a todos a construir juntos la palabra de los no escuchados en los procesos de la COP en la cumbre que se llevará a cabo en Antalya del 15 al 18 de noviembre de 2026. La reunión concluyó tras responder a las preguntas de los participante</p><h4>Aquí está el <a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0">kit electrónico</a> de invitación</h4><blockquote><strong>Cumbre de los Pueblos por el Clima en Antalya — </strong><a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0"><strong>Invitación A CONSTRUIRLA COLECTIVAMENTE</strong></a></blockquote><blockquote>A quienes defienden la justicia climática:</blockquote><blockquote>La Asamblea de la Cumbre de los Pueblos por el Clima les invita a sumarse a la construcción de un llamado fuerte y colectivo por una acción climática real y transformadora durante la COP31 en Antalya (9–20 de noviembre de 2026).</blockquote><blockquote>Nuestra Asamblea surge de la participación activa de más de 100 organizaciones en Turquía — sindicatos, asociaciones, colectivos e iniciativas que trabajan en ecología, acción climática, derechos humanos e igualdad de género — junto a activistas y personas comprometidas.</blockquote><blockquote>La acción climática es demasiado importante como para dejarla únicamente en manos de los gobiernos. Quienes están en primera línea de la crisis — trabajadoras y trabajadores, campesinado, personas con discapacidad, mujeres, personas LGBTQI+, juventudes, personas mayores, pueblos indígenas, migrantes, personas refugiadas y comunidades locales — deben tener un papel decisivo en las decisiones que afectan nuestras vidas y las de las generaciones futuras.</blockquote><blockquote>Por eso estamos construyendo una Cumbre de los Pueblos basada en la justicia climática, la participación democrática y la solidaridad internacional. Nuestros objetivos incluyen:</blockquote><blockquote>Amplificar las voces de quienes están en primera línea y sus realidades vividas</blockquote><blockquote>Conectar las luchas locales más allá de las fronteras</blockquote><blockquote>Impulsar soluciones transformadoras que cuestionen la dependencia de los combustibles fósiles</blockquote><blockquote>Fortalecer la soberanía alimentaria y la agroecología</blockquote><blockquote>Construir la democracia energética en todas sus formas</blockquote><blockquote>Garantizar que los derechos, los medios de vida y la dignidad estén en el centro de cualquier transición hacia un futuro verdaderamente justo desde el punto de vista climático</blockquote><blockquote>Dado que esta lucha es transnacional, queremos articularnos y trabajar conjuntamente con sus organizaciones y redes. A comienzos de marzo convocaremos una reunión para compartir el estado del proceso, debatir prioridades y coordinar los próximos pasos.</blockquote><blockquote>Si desean participar, pueden completar <a href="https://forms.gle/8GP5jDDTJaNahHYb8"><strong>este formulario</strong></a><strong> </strong>y les enviaremos los detalles de la reunión.</blockquote><blockquote><a href="https://docs.google.com/document/d/1xc8krcN-IfYeBuf7vtUulkmVHfzMExeE/edit?usp=sharing&amp;ouid=109456865374617395609&amp;rtpof=true&amp;sd=true"><strong>Aquí</strong></a> pueden leer el primer comunicado de prensa de las tres plataformas que impulsaron la Asamblea tras la COP30.</blockquote><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=df1cb70c97e2" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[A Call for “Peoples’ Climate Summit” Against Ecological Destruction]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/a-call-for-peoples-climate-summit-against-ecological-destruction-3ad83d22b73a?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/3ad83d22b73a</guid>
            <category><![CDATA[cop31]]></category>
            <category><![CDATA[climate-summit]]></category>
            <category><![CDATA[peoples-climate-summit]]></category>
            <category><![CDATA[climate-action]]></category>
            <category><![CDATA[climate-change]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 23:03:40 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-23T01:11:44.803Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p><strong>The </strong><a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0"><strong>Peoples’ Climate Summit Assembly</strong></a><strong>, arguing that Climate Summit (COP) processes have turned into a bargaining ground for states and corporations instead of producing solutions to the climate crisis, has issued a call for the Peoples’ Climate Summit to be held in Antalya concurrently with COP31. The Assembly announced its aim to build a line of struggle in favor of life for those whose voices are not heard at official summits.</strong></p><p><a href="https://medium.com/u/1b44f0faa930">mehmet temel</a> February 20, 2026 <a href="https://medium.com/@nonplatform/llamado-a-la-cumbre-clim%C3%A1tica-de-los-pueblos-contra-la-destrucci%C3%B3n-ecol%C3%B3gica-df1cb70c97e2"><strong>para Espanol ⬅️</strong></a><strong> </strong><a href="https://medium.com/@nonplatform/ekolojik-y%C4%B1k%C4%B1ma-kar%C5%9F%C4%B1-halklar%C4%B1n-i%CC%87klim-zirvesi-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-805c88a115e0"><strong>Türkçe İçin ⬅️</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*t_BM8lgzdi7QPVFPl7T6DQ.jpeg" /><figcaption>Photo: Mehmet Temel — nonplatform</figcaption></figure><p><strong>ISTANBUL</strong> — The Peoples’ Climate Summit Assembly, composed of numerous ecology, labor, and professional organizations, announced the Peoples’ Climate Summit established against the COP (Conference of the Parties) conducted under the United Nations to the public at a meeting held at the TMMOB Chamber of Environmental Engineers (ÇMO) in Istanbul. Presenting an alternative summit to <strong>COP31</strong>, which will be held in <strong>Antalya in November 2026</strong>, the team’s statement was simultaneously broadcast via Zoom; following the meeting, questions from both the hall and online participants were answered.</p><p>At the meeting, Cemile Kaçar, spokesperson for the People’s Climate Summit Assembly Coordination Committee, introduced the People’s Climate Summit. The press release was read by Kübra Ayçiçek, a member of the Istanbul Branch Management Board of the Chamber of Environmental Engineers (ÇMO). Serap Baysal, President of Agriculture Forestry Public Servants Syndicate (Tarım Orkam-Sen), Kıvanç Eliaçık on behalf of the Peoples’ Climate Summit Labor Theme, and Ömür Yaşayan, President of the Istanbul Branch Management Board of the Chamber of Environmental Engineers (ÇMO), spoke at the meeting.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FUcs49tusCno%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DUcs49tusCno&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FUcs49tusCno%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/1244067ef83dd311902b2bc4391d96c5/href">https://medium.com/media/1244067ef83dd311902b2bc4391d96c5/href</a></iframe><h3>An Alternative to COP31: Peoples’ Climate Summit</h3><p>The statement argued that COP processes conducted under the United Nations have remained insufficient in producing solutions to the climate crisis. Reminding that COP31, to be held in 2026, will take place in Antalya under the partnership of Turkey and Australia, it was stated that the Peoples’ Climate Summit would be held in the same city and at the same time as the official summit.</p><p>Claiming that official summits fail to produce binding decisions regarding the phase-out of fossil fuels, the burden of the climate crisis being placed on the people was expressed with the following words:</p><blockquote>“We have emerged to establish the voice of those who are not heard at official summits. Ecological catastrophe is not a natural destiny; it is a result of the ideology of unlimited growth and capital accumulation.”</blockquote><h3>“Struggle for Climate Justice Against the Regime of Inequality”</h3><p>It was emphasized that ecological destruction is not merely an environmental issue but also a consequence of political and economic policies that deepen inequalities.</p><p>The statement noted that climate justice is a vital struggle for equality for the poor, women, LGBTI+ individuals, displaced peoples, and vulnerable communities. It also highlighted that the climate debt owed by the Global North, which has historically been the greatest polluter, is one of the fundamental topics of the struggle.</p><p>Furthermore, the statement specified that a just transition from fossil fuels, energy democracy, the non-commodification of water and soil, food sovereignty and agroecology, restoration of ecosystems, and the protection of biodiversity are priority solution areas. While emphasizing that nuclear energy and high-risk energy investments cannot be part of this transformation, attention was drawn to how the war economy and militarism deepen the climate crisis; it was stated that the struggle for climate justice also encompasses the defense of peace.</p><h3>What is the Peoples’ Climate Summit?</h3><p>Emphasizing that the struggle for climate justice cannot remain confined to local borders, the importance of international solidarity was highlighted.</p><p>It was stated that the <strong>Peoples’ Climate Summit Assembly</strong> was established with organizations from various fields of social struggle across Turkey.</p><p>The process, initiated on December 16, 2025, under the leadership of three ecological umbrella organizations, was expanded on January 17, 2026, with the participation of unions, associationas, women’s, LGBTI+, and youth movements, scientists, and artists; a collaborative process to make climate justice possible was launched.</p><p>The <strong>Peoples’ Climate Summit Assembly</strong> invited everyone to jointly establish the voice of those unheard in COP processes at the summit to be held in <strong>Antalya on November 15–18, 2026</strong>. The meeting concluded after answering the participants’ questions.</p><h4>Here is the invitation <a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0">e-kit</a></h4><blockquote><a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0">JOIN US: Peoples’ Climate Summit ’26 in Antalya </a><br>Dear climate justice advocates,</blockquote><blockquote>The Peoples’ Climate Summit Assembly warmly invites you to join us in building the strongest possible call for real and transformative climate action during COP31 in Antalya (9–20 November 2026).</blockquote><blockquote>Our Assembly has been shaped through the active participation of 100+ organizations from Turkey — including unions, associations, and institutions together with individual activists and initiatives working on ecology, climate action, human rights, and gender equality. Climate action is too serious to be left to governments alone. Those most affected by the crisis — workers, farmers, disabled people, women, LGBTQI+ community, youth, elders, indigenous groups, migrants,refugees, and local communities — must have the power to shape the decisions that determine our lives and the lives of future generations.</blockquote><blockquote>That is why we are building a Peoples’ Summit grounded in climate justice, democratic participation, and international solidarity.</blockquote><blockquote>Our goals include:<br>amplifying frontline voices and lived realities,<br>connecting local struggles across borders, advancing realistic transformative solutions that challenge fossil fuel dependency,<br>strengthening food sovereignty and supporting agroecology,<br>building energy democracy in all its forms,<br>ensuring that rights, livelihoods and dignity are at the heart of any transition towards a genuinely climate-just future.</blockquote><blockquote>Since this struggle is transnational, without you and your organization, we will be incomplete. In early March, we will convene a meeting with our networks to share where we are, discuss what is needed, and coordinate next steps.<br>If you would like to participate in our quest to challenge greenwashing climate policies of the industry and the governments, please complete <a href="https://forms.gle/8GP5jDDTJaNahHYb8"><strong>this form</strong></a> and we will send the meeting details.</blockquote><blockquote>You can also read the first press release<a href="https://docs.google.com/document/d/1xc8krcN-IfYeBuf7vtUulkmVHfzMExeE/edit?usp=sharing&amp;ouid=109456865374617395609&amp;rtpof=true&amp;sd=true"> <strong>here</strong></a><strong> </strong>from the three platforms that initiated the Assembly following COP30.</blockquote><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=3ad83d22b73a" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ekolojik yıkıma karşı “Halkların İklim Zirvesi” çağrısı]]></title>
            <link>https://medium.com/@nonplatform/ekolojik-y%C4%B1k%C4%B1ma-kar%C5%9F%C4%B1-halklar%C4%B1n-i%CC%87klim-zirvesi-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-805c88a115e0?source=rss-869950435a21------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/805c88a115e0</guid>
            <dc:creator><![CDATA[nonplatform]]></dc:creator>
            <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 15:12:50 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-23T01:14:55.798Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim Zirvesi</strong> (COP) süreçlerinin, <strong>iklim krizi</strong>ne çözüm üretmek yerine devletlerle şirketlerin pazarlık zeminine dönüştüğünü savunan Halkların İklim Zirvesi Meclisi, <strong>Antalya’</strong>da <strong>COP31</strong> ile eşzamanlı düzenlenecek <a href="https://iklimadaletikoalisyonu.org/ekolojik-yikima-karsi-yasam-icin-halklarin-iklim-zirvesi/"><strong>Halkların İklim Zirvesi</strong></a>’ne çağrı yaptı. Meclis, resmi zirvelerde sesi duyulmayanlar için yaşamdan yana bir mücadele hattı örmeyi hedeflediklerini duyurdu.</p><p><a href="https://medium.com/u/1b44f0faa930">mehmet temel</a> 20 Şubat 2026 <a href="https://medium.com/@nonplatform/a-call-for-peoples-climate-summit-against-ecological-destruction-3ad83d22b73a"><strong>for English ⬅️</strong></a><strong> </strong><a href="https://medium.com/@nonplatform/llamado-a-la-cumbre-clim%C3%A1tica-de-los-pueblos-contra-la-destrucci%C3%B3n-ecol%C3%B3gica-df1cb70c97e2"><strong>para Espanol ⬅️</strong></a></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*EhmJFFhFowkojPf_" /></figure><p>İSTANBUL — Çok sayıda ekoloji, emek ve meslek örgütünün bileşeni olduğu <a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0"><strong>Halkların İklim Zirvesi Meclisi</strong></a>, <strong>Birleşmiş Milletler </strong>çatısı altında yürütülen <strong>COP’a </strong>(Taraflar Konferansı) karşı kurdukları Hakların İklim Zirvesi’ni <strong>İstanbul</strong>’da <strong>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası</strong> ‘nda (ÇMO) düzenlediği toplantıyla kamuoyuna duyurdu. Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleştirilecek COP31&#39;e karşı bir alternatif zirve sunan ekibin açıklaması eş zamanlı olarak zoom üzerinden de yayınlandı; toplantının ardından salondan ve çevrim içi katılımcılardan gelen sorular yanıtlandı.</p><p>Toplantıda Halkların İklim Zirvesi’nin tanıtımını <strong>HİZ Meclisi Düzenleme Koordinasyonu</strong> sözcüsü <strong>Cemile Kaçar </strong>yaptı. Basın bildirisini ÇMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi <strong>Kübra Ayçiçek </strong>okudu. <strong>Tarım Orkam-Sen </strong>Genel Başkanı <strong>Serap Baysal</strong>, HİZ <strong>Emek Teması</strong> adına <strong>Kıvanç Eliaçık </strong>ve ÇMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ömür Yaşayan</strong> toplantıda söz aldı.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FUcs49tusCno%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DUcs49tusCno&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FUcs49tusCno%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/5814abaa1cca03c25db313a2fcbcf8f0/href">https://medium.com/media/5814abaa1cca03c25db313a2fcbcf8f0/href</a></iframe><h3>COP31&#39;e alternatif: Halkların İklim Zirvesi</h3><p>Açıklamada, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen COP süreçlerinin iklim krizine çözüm üretmekte yetersiz kaldığı savunuldu. 2026&#39;da düzenlenecek COP31&#39;in <strong>Türkiye</strong> ve <strong>Avustralya</strong> ortaklığında Antalya’da gerçekleştirileceği hatırlatılarak, Halkların İklim Zirvesi’nin resmi zirveyle eş zamanlı ve aynı kentte yapılacağı belirtildi.</p><p>Resmi zirvelerin, <strong>fosil yakıtlardan çıkış</strong> konusunda bağlayıcı kararlar üretmediği öne sürülerek, iklim krizinin yükünün halklara yüklendiği şu sözlerle ifade edildi;</p><blockquote>“Resmi zirvelerde sesi duyulmayanların sözünü kurmak amacıyla ortaya çıktık. Ekolojik felaket doğal bir yazgı değil; sınırsız büyüme ideolojisinin ve sermaye birikiminin bir sonucudur.”</blockquote><h3>Eşitsizlik rejimine karşı iklim adaleti mücadelesi</h3><p>Ekolojik yıkımın yalnızca çevresel bir sorun olmadığı, aynı zamanda eşitsizlikleri derinleştiren siyasal ve ekonomik politikaların bir sonucu olduğu vurgulandı.</p><p>Açıklamada, <strong>iklim adaleti</strong>nin <strong>yoksullar, kadınlar, LGBTİ</strong>+lar, <strong>yerinden edilen halklar</strong> ve <strong>kırılgan topluluklar</strong> için yaşamsal bir eşitlik mücadelesi olduğu, tarihsel olarak en fazla kirleten <strong>küresel kuzey</strong>in taşıdığı<strong> iklim borcu</strong> nun da mücadelenin temel başlıklarından biri olduğu ifade edildi.</p><p>Açıklama da ayrıca fosil yakıtlardan adil çıkış, <strong>enerji demokrasisi,</strong> su ve toprağın metalaştırılmaması, <strong>gıda egemenliği</strong> ve <strong>agroekoloji</strong>, ekosistemlerin onarımı ve <strong>biyolojik çeşitliliğin</strong> korunmasının öncelikli çözüm alanları olduğu belirtildi. <strong>Nükleer enerji</strong> ve <strong>yüksek riskli enerji</strong> <strong>yatırımları</strong>nın bu dönüşümün parçası olamayacağı vurgulanırken, <strong>savaş ekonomisi </strong>ve <strong>militarizm</strong> in iklim krizini derinleştirdiğine dikkat çekildi; iklim adaleti mücadelesinin barışı savunmayı da kapsadığı ifade edildi.</p><h3>Halkların İklim Zirvesi nedir?</h3><p>İklim adaleti mücadelesinin yerel sınırlarla sınırlı kalamayacağı vurgulanarak uluslararası dayanışmanın önemi öne çıkarıldı.</p><p>Halkların İklim Zirvesi Meclisi’nin Türkiye genelinde farklı toplumsal mücadele alanlarından örgütlenmelerle kurulduğu belirtildi.</p><p>16 Aralık 2025&#39;te üç ekoloji çatı örgütünün öncülüğünde başlatılan süreç, 17 Ocak 2026&#39;da sendikalar, meslek örgütleri, kadın, LGBTİ+ ve gençlik hareketleri, bilim insanları ve sanatçıların katılımıyla genişletildi; iklim adaletini mümkün kılacak ortak çalışma süreci başlatıldı.</p><p>Halkların İklim Zirvesi Meclisi, 15–18 Kasım 2026&#39;da Antalya’da gerçekleştirilecek zirvede, COP süreçlerinde sesi duyulmayanların sözünü birlikte kurmak üzere herkesi davet etti. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.</p><p><strong><em>Basın Toplantısından kareler ve açıklamanın tamamı;</em></strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*kwT0oWYGBj6em38L.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*S2NK4UksvNufAJYy.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*7ZOHgFVnWLUNhbGy.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*isVd1on6AAz-lUtq.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*aPoUHJpis3gqiSq1.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*4GoCQn6_afXmrIR5.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/949/0*ofzb3mZbhNY85rgI.jpeg" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/943/0*Si6UiPD6g9vT6Af6.jpeg" /></figure><blockquote><strong><em>EKOLOJİK YIKIMA KARŞI YAŞAM İÇİN HALKLARIN İKLİM ZİRVESİ</em></strong></blockquote><blockquote><em>Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen COP süreçleri, küresel iklim felaketine çözüm üretmekten çok, devletler ve şirketler arasında pazarlık alanlarına dönüşmüştür. Fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı kararlar üretemeyen bu resmi zirveler, iklim felaketinin yükünü halkların omuzlarına yıkmaktadır. 2026 yılında COP31&#39;in Türkiye ve Avustralya ortaklığında Antalya’da düzenlenecek olması, bu politikaların coğrafyamızda yeniden sahnelenmesine işaret etmektedir. Halkların İklim Zirvesi, COP31 ile eşzamanlı olarak ve aynı kentte, resmi zirvelerde sesi duyulmayanların sözünü kurmak amacıyla ortaya çıkmıştır.</em></blockquote><blockquote><em>Bizler; bu coğrafyada ve dünyanın dört bir yanında yaşamın kırılganlığını hisseden, toprağın, suyun ve havanın geleceği için kaygı duyan; emeği, bilgisi, sözü ve dayanışmasıyla ortak bir gelecek kurma iradesi taşıyan herkesiz. Yaşamı, insanla sınırlı saymayan; hayvanları ve tüm canlıları bu ortak geleceğin eşit bileşenleri olarak kabul eden; sermayenin çıkarlarının üzerinde gören; </em><strong><em>iklim adaletini eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası</em></strong><em> sayanlarız.</em></blockquote><blockquote><em>Yangınlar, seller, kuraklık, savaşlar, geçim sıkıntısı hayatımızın bir parçası haline geldi. Gıda fiyatları artıyor, su kaynakları azalıyor, kentler ve tarım alanları betonla boğuluyor, kırsal alanlar parçalanıyor, ormanlar ve biyolojik çeşitlilik yok ediliyor. </em><strong><em>Gelecek, giderek daha güvensiz, belirsiz ve eşitsiz bir hal alıyor.</em></strong></blockquote><blockquote><em>Bizler; </em><strong><em>bu gidişatın seyircisi değil, yaşamı savunan özneleri olarak</em></strong><em> bir araya geliyoruz.</em></blockquote><blockquote><strong><em>Ekolojik Felaket Yazgımız Değil</em></strong></blockquote><blockquote><em>Karşı karşıya olduğumuz durum; küresel sıcaklık artışının geri dönüşü telafisiz eşiklere dayandığı, aşırı hava olaylarının olağanlaştığı, türlerin kitlesel olarak yok edildiği, ormanların, suların ve toprağın hızla tahrip edildiği, ekosistemlerin çöküşe sürüklendiği, gıda, su ve barınma güvencesinin zayıfladığı ve eşitsizliklerin derinleştiği </em><strong><em>bir ekolojik felakettir</em></strong><em>. Bu tablo, istisnai bir dönem değil </em><strong><em>yeni bir tarihsel eşiktir</em></strong><em>.</em></blockquote><blockquote><em>Ekolojik felaket doğal bir yazgı değildir. Bu kriz fosil yakıt temelli üretim ve tüketim modeli, endüstriyel tarımın hızla genişlemesi, sınırsız büyüme ideolojisi, sermaye birikimini yaşamın önüne koyan kalkınma anlayışı ve küresel eşitsizlik düzeni tarafından üretilmiştir. Atmosferin taşıma kapasitesi bilinmesine rağmen karbon emisyonlarının sürekli artması, bilimsel uyarıların sistematik biçimde göz ardı edilmesi ve şirket çıkarlarının kamusal yararın önüne geçirilmesi; </em><strong><em>yaşanan yıkımın rastlantı değil bilinçli siyasal tercihler sonucu olduğunu</em></strong><em> göstermektedir.</em></blockquote><blockquote><strong><em>Eşitsizlik Rejimine Karşı İklim Adaleti</em></strong></blockquote><blockquote><em>Ekolojik felaket yalnızca doğanın tahribi değil </em><strong><em>eşitsizlikleri derinleştiren siyasal, ekonomik ve toplumsal politikaların sonucudur</em></strong><em>. Bu nedenle iklim adaleti, yalnızca çevresel bir talep değil; iklim krizinin yükünün yoksullara, kadınlara, yerinden edilen halklara ve sömürgeleştirilmiş coğrafyalara yıkılmasına karşı bir eşitlik mücadelesidir. Tarihsel olarak en fazla kirleten küresel kuzeyin yarattığı ekolojik ve toplumsal yıkım nedeniyle taşıdığı iklim borcu, bu mücadelenin temel başlıklarından biridir. En az sorumluluğu olanlar, en ağır bedeli ödemektedir. İnsan dışı tüm canlı ve cansız varlıklarla birlikte emekçiler, kent yoksulları, küçük üreticiler, köylüler, kırsal topluluklar, kadınlar, LGBTİ+’lar, çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler, sağlık açısından kırılgan gruplar ve yerinden edilen halklar; artan gıda fiyatları, temiz suya erişimdeki kısıtlar, büyüyen sağlık riskleri ve yaşam alanlarının kaybıyla karşı karşıyadır.</em></blockquote><blockquote><em>Bu nedenle </em><strong><em>adalet talebi ve mücadelesi yaşamlarımızın merkezinde yer almaktadır</em></strong><em>. İklim adaleti, sınıfsal, toplumsal ve siyasal bir eşitlik mücadelesidir. Bu mücadele, mevcut eşitsizlikleri derinleştiren düzene uyum sağlamakla değil </em><strong><em>gezegeni varoluşsal bir yıkımın eşiğine sürükleyen sistemin köklü biçimde dönüştürülmesiyle</em></strong><em> mümkündür.</em></blockquote><blockquote><em>Fosil yakıtlardan adil ve planlı çıkış ve </em><strong><em>enerji demokrasisi</em></strong><em>; suyun, toprağın ve gıdanın meta olmaktan çıkarılması; endüstriyel tarım yerine </em><strong><em>gıda egemenliği ve agroekoloji</em></strong><em>, ekosistemlerin onarımı ve biyolojik çeşitliliğin korunması temel önceliklerdir.</em></blockquote><blockquote><em>Nükleer enerji, bu dönüşümün bir parçası olarak sunulamaz. </em><strong><em>Yüksek riskli enerji yatırımları ve savaş ekonomisi, güvenlik üretmez; kırılganlığı derinleştirir.</em></strong><em> Savaşlar yalnızca insan yaşamını değil toprağı, suyu ve havayı hedef alan </em><strong><em>bir ekokırım pratiğidir</em></strong><em>. Bombardımanlar, askeri yığınaklar, yakılan alanlar ve tahrip edilen altyapılar, ekosistemleri onarılamaz biçimde parçalamakta; iklim felaketini derinleştirmektedir. </em><strong><em>İklim adaleti mücadelesi, militarizme karşı barışı da savunmak zorundadır.</em></strong></blockquote><blockquote><strong><em>Ortak Sorumluluk Ve Demokratik Mücadele</em></strong></blockquote><blockquote><em>Halkların İklim Zirvesi, yaşamı piyasa araçlarına indirgeyen anlayışa karşı </em><strong><em>kamusal sorumluluğu, toplumsal denetimi ve demokratik katılımı</em></strong><em> savunur. Tarihsel olarak en fazla kirletenlerin sorumluluğu ile en ağır bedeli ödeyen toplumların gerçekliği arasındaki uçurum kapatılmadan adalet sağlanamaz. İklim adaleti; emisyon azaltım hedeflerinin ötesinde, emeğin korunmasını, yerinden edilenlerin haklarının tanınmasını, kayıp ve zararların telafisini, kuşaklar arası adaleti, gelecek kuşakların yaşam hakkını, demokrasiyi, barışı ve toplumsal eşitliği içerir. Ekotoplumcu bir anlayışın geliştirilmesine ihtiyaç vardır.</em></blockquote><blockquote><strong><em>İklim Felaketine Karşı Dünya Halklarının Ortak Geleceği</em></strong></blockquote><blockquote><em>Bu mücadelenin yerel ya da ulusal düzleme sıkıştırılamayacağını biliyor ve </em><strong><em>iklim adaletsizliğinin tüm mağdurlarını uluslararası ölçekte bir araya getirmenin</em></strong><em> çabasını veriyoruz. Bu nedenle, tüm Türkiye’den toplumsal mücadele alanlarındaki örgütlenmelerle bir araya gelerek </em><strong><em>Halkların İklim Zirvesi Meclisi’ni kurduk</em></strong><em> ve ortak bir adalet hattı örmeye başladık. Tematik kozalar ve çalışma grupları aracılığıyla, </em><strong><em>Kasım 2026&#39;da Antalya’da gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi</em></strong><em> için hazırlıklarımız sürüyor. Pasifik halkları ve Akdeniz havzası halkları başta olmak üzere, </em><strong><em>dünya halklarının ortak sözünü kurmak ve yaygınlaştırmak</em></strong><em> için çalışıyoruz.</em></blockquote><blockquote><strong><em>İklim Felaketi Çağında Tarafsız Olunamaz</em></strong></blockquote><blockquote><em>Ya yıkımın sürekliliğini sağlayan politikaların yanında durulur ya da </em><strong><em>yaşamdan yana bir dönüşüm iradesi büyütülür</em></strong><em>. Bu yıl Antalya’da düzenlenecek </em><strong><em>COP31</em></strong><em>, fosil yakıtlardan çıkışa dair bağlayıcı bir irade ortaya koymayan; küresel atık ticaretine kapı aralarken sorumluluğu bireysel davranışlara indirgeyen; iş insanları ile devlet temsilcilerinin yeni yatırım ve büyüme anlaşmalarını müzakere ettiği </em><strong><em>resmi bir zirve</em></strong><em> olarak şekillenmektedir.</em></blockquote><blockquote><em>Biz, </em><strong><em>Halkların İklim Zirvesi olarak yaşamdan yana tarafız</em></strong><em>. Bu taraf, bir zirve organizasyonunun sınırlarını aşan; </em><strong><em>halklar arasında kalıcı adalet, dayanışma ve ortak bir gelecek hattını kurma iradesidir</em></strong><em>. Dayanışmacı ekonomilerle, mücadele odakları arasındaki bağların güçlendirilmesiyle ve doğayla ve hayvanlarla tahakküme dayanmayan, sömürüsüz bir ilişki kuran yaşamların inşasıyla desteklenen bu dönüşüm iradesi, </em><strong><em>yıkıma karşı hayatı birlikte örebilmenin yegâne yoludur</em></strong><em>.</em></blockquote><blockquote><em>16 Aralık 2025&#39;te, </em><strong><em>onlarca bileşeni olan üç ekoloji çatı örgütü</em></strong><em> olarak Halkların İklim Zirvesi’ni organize etme irademizi ortaya koyduk. 17 Ocak 2026&#39;da bu iradeyi yerel direnişler, emek ve meslek örgütleri, sendikalar, kadın, hayvan hakları, LGBTQI+ hakları örgütleri, gençlik hareketleri, bilim insanları ve sanatçıların katılımıyla büyüttük. </em><strong><em>İklim adaletini mümkün kılacak başlıklarda ortak bir çalışma sürecini başlattık.</em></strong></blockquote><blockquote><em>Bu ortak mücadele hattını büyütmek için; </em><strong><em>ekolojik yıkıma karşı sözünü ve emeğini ortaya koymak isteyen herkesi</em></strong><em>, Halkların İklim Zirvesi Meclisi etrafında buluşmaya ve </em><strong><em>15–18 Kasım’da yapılacak Halkların İklim Zirvesi’nde</em></strong><em>, COP süreçlerinde sesi duyulmayanların kendi sözlerini kurabilmesi için </em><strong><em>kolektif iradeyi birlikte büyütmeye </em></strong><a href="https://docs.google.com/document/d/1L1vnSDPxO4Dbnsq6qmiPOzfIFkjxc6QpATHLGIZWko0/edit?tab=t.0"><strong><em>davet</em></strong></a><strong><em> ediyoruz</em></strong><em>.</em></blockquote><p><em>Originally published at </em><a href="https://nonmedya.wordpress.com/2026/02/21/ekolojik-yikima-karsi-halklarin-iklim-zirvesi-cagrisi/"><em>http://nonmedya.wordpress.com</em></a><em> on February 21, 2026.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=805c88a115e0" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
    </channel>
</rss>