-
Sayıların İnşası: Tasnif
(26) Benim gözlerimde bir şey var, nazar diyorlar buna, gözüm nereye değse bir şey oluşuyor ve değişim çelikleniyor. Bir dağ içinde sonsuz bir yük taşıyor ve bazen sadece içinde bir cevher olan uzaklık olarak tasniflenmiş bir yük oluyor. Ben nereye baksam, her şeyin anlamı kaçıyor ve yerine sadece benim benliğim oturuyor. Ben Sayram, sanırım dünyaya… — read more
-
Sahifeler
25 İki yol arası bir kuşak, satıhlara yazılmış yazılar, çatılar, uzaklar… Çam öğünlü kozalak tozu çatılar… Bahçede gezen ayaklar, ince çizgiler, horozlar, tavuklar… Etrafı kaplayan kızıl bir şal… Dönüşüm, cümlesini kurmaya başladı yerle gök arasında… Abdurrahman hangi rengin ülkesinden geldi, uyku tutmaz, kuş konmaz, kervan geçmez yerlerin… Issızlığın tahtını çok iyi bilir, Karadeniz’in yüksek dağları… — read more
-
Yazıhane
23 Aslan Ali gözü yaşlı külliyenin toz beyazı damaklı duvarları seyrediyor, sanki duvarların derininden bir şeyler çıkıp ona bir hamle yapacağını tahayyül ediyordu. Bahçedeki güller, duvar diplerindeki sedirler, iskemleler, güneşin güne ilk adımı gibi pusarıklığı çevreden sile dursun, Aslan Ali’deki melankolik hal yine depreşmiş, onu eşyayı her halükarda farklı görmeye teşvik ediyordu. Caminin her şeyi… — read more
-
Bilinmeyenler üzerine Teoriler
22 Hace Ahmet, yağmurda eski kiliseye sığınmıştı. Rumlar Kromni’yi terkedeli beri bir tane hristiyan bu Kartal kilisesine uğramamıştı. Kilise, tavanındaki kartal resmi sebebiyle Kartal Kilisesi olarak anılırdı. Bu kilise büyük dağ eteğinde ve dağın öte yakasında, kayalara oyularak yapılmıştı. Kim bilir ne zorluklarla… Hace Ahmet’in gizli yerlerinden biri de burasıydı. Buradan dağın öte yakasına açılan… — read more
-
Ben Sayram, Elindeki Sırrı Koruyan Yani
(21) Sayram’ım ve bilinmezim. Benim yakınıma uğrayan olmadı. Ufuk odur ki ilmel yakin, aynel yakın, hakkel yakin… Ufuk benim çizdiğim kadardır, diye biliyordum; ama öyle değilmiş gerçek. Gerçek aklından ısırdı mı seni, artık sen iflah olmazsın. Sen değişime kurbansın, artık değişmek zorundasın. Değiş değişebildiğin kadar bakalım Sayram, maya tutar gibi sır tut, o seni koruyan… — read more
-
Hz.İnsan Yazmaları
(20) Doğudaki bilgi ve anlam birikimi dünyanın diğer yerlerine dağılmış, Asya’dan Avrupa’ya ilmin aktığı dönemlerde, ilmin başkentleri değiştikçe ilim sahipleri ve söz sahipleri, belde belde gezmiş, bir kandil ışığı gibi coğrafyaları ışıtmış ve yuğmuş… Keyfiyet o dur ki İbni Sina’dan Farabi’ye, Kaşgarlı’ya ve hatta Gazali’ye kadar bazı metinler birikmiş. Bunlar sözlü düşüncenin yazılı hale getirilmesi… — read more
-
Lilith Yazmaları
(19) El yazması dediğin ceylan derisi midir, kadim olan nereye yazılmıştır? Püskürtü bizim izahımız, kızıl bir ten üzerinden açılan, biçimli sayfalar, fildişi dokunuşlu… Ve asla sekteye uğramayan bir akışta ortaya çıkan karma bir dil… Sümer, Asur, Babil ve Akad dillerinde bazı metinler havada sanki titreşmekte olan şey… Havayı kazmaya değer tepki hali… Lilith yazması 4.… — read more
-
Katip DeRossi
18 Santora yüzünü ekşitti. İşin garip tarafı Santora doktor odasında hastayken, külliyenin bahçesinde sağlığına kavuşuyordu. Dişlerini sıkarak “haylaz çocuk” dedi ve yerden bir şey aldı. Sonunda mor şapkasını tekrar alabilmişti. Eymen’in düşürdüğü şapka çalıların arasında bir yerde duruyordu; nitekim onu bulan da Santora olmuştu. Şapkayı sertçe silkeledi, sonra bir kaç kez tozlu yerlerine aynı şiddette… — read more
-
Kadife Kesedeki Kâğıtlar
17 Lizbeth, soykütüğünün gereği kızıl ve dalgalı saçlı, ilk başta kendini belli etmeyen, daha sonra içe işleyen bir albenisi vardı. Sanki heykel gibi yontulmuş, sonra üzerine can üflenmiş gibiydi. Kimse onu görmezken üzerinde bir masumluk taşıyordu, ne de olsa çocuktu, ne zaman ki biriyle karşılaşsa, hep dünyanın her yerinde bahsedilen o İngiliz küstahlığı onu bulurdu,… — read more
-
Düşünmek Fiili Üzerine ve Zevk Sahibi Birey